Blog

  •  Dünyanın Tek Fazda İnşa Edilen En Büyük Hastanesi Olan Bilkent Şehir Hastanesi’ne Hukuki Katkı

     Dünyanın Tek Fazda İnşa Edilen En Büyük Hastanesi Olan Bilkent Şehir Hastanesi’ne Hukuki Katkı

    DİA Holding tarafından Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeli kapsamında hayata geçirilecek olan Ankara Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü Projesi’nin proje finansmanı kredi sözleşmesi imzalandı. Yaklaşık 1,2 milyar Euro yatırım büyüklüğüne sahip proje, sağlık alanında Türkiye’de KÖİ modeliyle gerçekleştirilen ve finansman anlaşması imzalanan en büyük projeler arasında yer aldı.

    Basın toplantısında paylaşılan bilgilere göre, proje finansmanında kullanılacak 890 milyon Euro tutarındaki kredi; Garanti Bankası, DenizBank, Türkiye İş Bankası, Finansbank, Siemens Financial Services, Garanti Bank S.A., Yapı Kredi Bankası ve UniCredit Bank Austria A.G. tarafından sağlandı. Bu yapı, çok taraflı ve uluslararası finansman içeren projeler açısından önemli bir örnek olarak değerlendirildi.

    Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü, 1,3 milyon metrekarelik kapalı alanı ile Avrupa’nın en büyük, tek kontrat altında inşa edilen dünyanın ise en büyük hastane kompleksi olma özelliğini taşıyor. Proje, ölçeği ve sözleşme yapısı itibarıyla yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da dikkat çeken altyapı yatırımları arasında gösterildi.

    Proje kapsamında kamu otoriteleri, sponsorlar ve finans kuruluşları arasında yürütülen sözleşme müzakerelerinin hukuki çerçevesinin oluşturulması ve sözleşme yapısının kurgulanması Miraç Uçankale Yüce tarafından sağlandı. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar; çok taraflı finansman yapılarının oluşturulması, kamu ile özel sektör arasındaki sözleşme dengesinin sağlanması ve uzun vadeli risk yönetimi stratejilerinin hukuki çerçevesinin kurulmasını içerdi.

    Bilkent Şehir Hastanesi Projesi, dünyanın tek fazda inşa edilen en büyük hastanesi olarak planlandı. Finansman modeli, sözleşme yapısı ve hukuki mimarisi bakımından sağlık altyapısı yatırımları arasında referans gösterilen projelerden biri olarak değerlendirildi.

    Bu projede yürütülen hukuki çalışmalar, büyük ölçekli ve çok paydaşlı altyapı yatırımlarında proje finansmanı sözleşmelerinin yapılandırılması, kamu-özel sektör dengelerinin kurulması ve uluslararası finansman standartlarına uyum sağlanması açısından önemli bir uygulama örneği oluşturdu.

  • Türkiye’nin Sağlık Altyapısında Dönüm Noktası: Mersin Şehir Hastanesi Finansal Süreçlerini Tamamladı

    Türkiye’nin Sağlık Altyapısında Dönüm Noktası: Mersin Şehir Hastanesi Finansal Süreçlerini Tamamladı

    Türkiye’nin Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle hayata geçirilen en stratejik yatırımlarından biri olan Mersin Şehir Hastanesi Projesi, finansal kapanış sürecini başarıyla geride bıraktı. 1.294 yatak kapasitesi ve 369 bin metrekareyi aşan kapalı alanıyla dikkat çeken dev tesis, Türkiye’nin hizmete giren ilk şehir hastanesi olma unvanını taşıyor.

    Yerli Finansman ve Hukuki Mimari

    Yaklaşık 339 milyon ABD Doları tutarındaki proje kapsamında, proje finansmanı sürecine ilişkin hukuki çalışmalar Miraç Uçankale Yüce tarafından yürütüldü. Aralık 2014’te resmiyet kazanan kredi sözleşmesiyle taçlanan süreç, Türkiye sağlık sektöründe bir ilke de imza attı: Proje, yabancı ortaklık desteği alınmadan finansmanı tamamlanan ilk sağlık KÖİ yatırımı olarak kayıtlara geçti.

    Finansman desteği; UniCredit Bank AG, Yapı Kredi Bankası A.Ş. ve DenizBank AG’den oluşan güçlü bir banka konsorsiyumu tarafından sağlandı. Sözleşme müzakereleri ve finansman dokümantasyonu süreçleri, uluslararası proje finansmanı normlarına tam uyumlu bir hukuki çerçevede kurgulandı.

    Uluslararası Arenada Çifte Ödül

    Mersin Şehir Hastanesi, yalnızca fiziksel kapasitesiyle değil, finansal ve hukuki yapısıyla da küresel ölçekte takdir topladı. Proje, Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde “En İyi Kamu-Özel İşbirliği Projesi” ödülüne layık görülürken, aynı zamanda EMEA Finance tarafından düzenlenen “Achievement Awards 2014” kapsamında da başarı ödülü kazandı.

    Bölge Ekonomisine ve İstihdama Katkı

    Hukuki altyapısı; risk dağılımı ve sözleşme mimarisi açısından sektör profesyonelleri için bir referans noktası kabul edilen proje, işletme aşamasında bölgeye ciddi bir hareketlilik kazandıracak. Yaklaşık 4 bin kişiye iş imkanı sağlaması beklenen hastanenin, günlük ortalama 6 ila 8 bin hastaya yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunması hedefleniyor.

     

  • Kamu-Özel İşbirliği (PPP) Modeliyle Yürütülen Şehir Hastanesi Projelerinde Hukukun Stratejik Rolü: Bankability, Risk Yönetimi ve Kurumsal Mimari

    Kamu-Özel İşbirliği (PPP) Modeliyle Yürütülen Şehir Hastanesi Projelerinde Hukukun Stratejik Rolü: Bankability, Risk Yönetimi ve Kurumsal Mimari

    Kamu-Özel İşbirliği (PPP) modeliyle hayata geçirilen şehir hastanesi projeleri, klasik altyapı yatırımlarının ötesinde; kamu politikaları, uluslararası finansman yapıları ve çok taraflı hukuki risklerin senkronize edildiği makro-ekonomik sistemlerdir. Bu projelerde hukuk, pasif bir uyum mekanizması değil; projenin finansal genomunu belirleyen ve “Bankability” (Finanse Edilebilirlik) kriterlerini inşa eden temel bir mühendislik dalıdır.

    Bu yapı, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (European Bank for Reconstruction and Development), Uluslararası Finans Kurumu – Dünya Bankası Grubu üyesi (International Finance Corporation), Avrupa Yatırım Bankası (European Investment Bank) gibi çok taraflı finans kuruluşlarının benimsediği yönetişim, şeffaflık ve hukuki güvenlik standartlarını karşılayan ileri düzey bir kurumsal mimari ortaya koymaktadır.

    1. PPP Modelinin Hukuki Mimarisinin Kurulması ve Risk Alokasyonu

    PPP projelerinde hukuki başarı, riskin “en iyi yönetebilecek tarafa” doğru şekilde delege edilmesine bağlıdır. Bu aşamada uygulanabilecek methodoloji Yap-Kirala-Devret modellerinde kamu ve özel sektör arasındaki yetki sınırlarını netleştirerek, finansman sürecini doğrudan güvence altına alır. Bu yapılandırma, projenin en başından itibaren hukuki kırılganlıklarını elimine eden bir önleyici hukuk pratiğidir.

    2. Proje Sözleşmesi: Uluslararası Standartlarda Hukuki Omurga

    Şehir hastaneleri gibi 25–30 yıla yayılan uzun vadeli sözleşmelerde, metinlerin değişen koşullara uyum sağlayabilecek esneklikte ve sürdürülebilir bir yapıda kurgulanması esastır. Stratejik yaklaşımım, metinleri FIDIC (Uluslararası Müşavir Mühendisler Federasyonu) rehberleri ile harmonize ederek; performans kriterleri, mücbir sebep hükümleri ve sözleşmenin ekonomik dengesinin yeniden tesisi gibi kritik maddeleri “esnek ama korumacı” bir yapıda kurgulamayı içerir. standartları ve uluslararası iyi uygulama

    3. Proje Finansmanı ve “Bankability” Mühendisliği

    Uluslararası finans kuruluşları için bir projenin ekonomik büyüklüğünden ziyade, hukuki metinlerin tutarlılığı belirleyicidir. Bu kapsamda:

    Doğrudan Anlaşmalar (Direct Agreements): Finansörlerin haklarını koruyan ve proje aksaması durumunda müdahale hakkı tanıyan mekanizmaların kurulması.

    Step-in Hakları: Projenin sürekliliğini sağlamak adına finansörlere tanınan “adım atma” haklarının hukuki altyapısının inşası. Bu unsurlar, hukuku finansmanın bir yan ürünü değil, ön şartı haline getiren profesyonel bir dokunuştur.

    4. Çok Katmanlı Teminat Yapıları ve Finansal Sigorta

    Finansmanın hukuki sigortası olarak tanımladığım; proje şirketi pay rehinleri, gelir temlikleri ve hesap rehinleri gibi yapılar, yalnızca bir borç yapılandırması değil, uluslararası yatırımcı güven endeksini doğrudan etkileyen bir uzmanlık alanıdır. Bu yapılar, projenin finansal sürdürülebilirliğini hukuki bir zırhla korur.

    5. Kamu Hukuku, İdari Risk ve Uluslararası Tahkim

    PPP projeleri, kamu gücünün kullanımı ile özel hukuk sözleşmelerinin kesiştiği hibrit alanlardır. İdari tasarrufların sözleşmeye etkisini minimize eden ve uyuşmazlıkların çözümünde ICSID (Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi) prensiplerini ve uluslararası tahkim mekanizmalarını merkeze alan bir yapı, yatırımcı güveninin temel direğidir.

    6. Mevzuat Uyum Süreci ve Teknik Koordinasyon

    Tıbbi cihaz lisanslarından çevresel etki süreçlerine kadar geniş bir yelpazede yürütülen hukuki koordinasyon, projenin fiilen hayata geçebilmesinin “sine qua non” (olmazsa olmaz) şartıdır. Bu süreçte sergilenen hukuki liderlik, karmaşık idari labirentlerin projenin takvimini etkilemeden aşılmasını sağlar.

    7. Performans Yönetimi ve Kamu Hizmeti Sürdürülebilirliği

    Şehir hastaneleri projelerinde hukuk, toplumsal faydayı da korumak zorundadır. Hasta güvenliği ve hizmet sürekliliğini bağlayıcı performans ölçütlerine (KPI) dönüştüren hukuki metinler, projenin ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerine uyumunu da en üst seviyeye taşır.

    PPP şehir hastanesi projelerinde ortaya konulan hukuki mimari, yerel bir sözleşme pratiğinin çok ötesinde, küresel standartlarda kurgulanmış bir sistem tasarımını ifade etmektedir. Bu yaklaşım;

    Uluslararası doğrudan yatırımların önünü açar,

    Kamu kaynaklarının verimli kullanımını hukuki denetim altına alır,

    Yüksek ölçekli projelerde “hukuki kriz yönetimi” standardı belirler.

    Bu nitelikleriyle sunulan uzmanlık, hukuk fonksiyonunu operasyonel bir birimden, projenin geleceğini şekillendiren stratejik bir sistem kurucu konumuna yükseltmektedir.

    Av. Mirac Ucankale Yüce

  • Gemi Finansmanı İşlemlerinde Hukuki Yapılandırma ve Banka Avukatının Stratejik Rolü

    Gemi Finansmanı İşlemlerinde Hukuki Yapılandırma ve Banka Avukatının Stratejik Rolü

    Gemi finansmanı işlemleri, uluslararası ticaretin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip, yüksek hacimli ve çok taraflı hukuki yapılardır. Bu işlemler yalnızca kredi sözleşmesi hazırlanmasından ibaret olmayıp; farklı hukuk sistemlerinin, kamu sicillerinin, bankacılık mevzuatının ve teminat yapılarının tek bir hukuki mimari altında birleştirilmesini gerektirir. Bu nedenle gemi finansmanı hukuku, sıradan finansal işlemlerden ayrışan, ileri düzeyde uzmanlık ve sistem kurma becerisi gerektiren bir alandır.

    Bir banka açısından gemi finansmanı işleminin “bankable” olarak kabul edilebilmesi, kredinin ekonomik değerinden çok, hukuki güvence seviyesine bağlıdır. Banka avukatının görevi, bu güvenceyi sağlayan yapıyı tasarlamak ve uygulamaya koymaktır. Bu bağlamda banka avukatı, yalnızca hukuki danışman değil, aynı zamanda işlemin hukuki mimarisini kuran ve finansmanın sürdürülebilirliğini güvence altına alan kilit aktördür.

    Uluslararası gemi finansmanı işlemlerinde çoğu zaman:

    Borçlu farklı bir ülkede yerleşik olabilir,

    Teminat verenler başka bir ülkede bulunabilir,

    Kredi veren banka farklı bir hukuk sistemine tabidir,

    Sözleşmelere birden fazla hukuk uygulanır.

    Bu çok katmanlı yapı, hukuki görüşleri (“legal opinion”) işlemin merkezine yerleştirir. Bankalar açısından legal opinion, teminatların geçerli, bağlayıcı, icra edilebilir ve hukuken sürdürülebilir olduğunun objektif teyididir. Bu yönüyle legal opinion, yalnızca teknik bir belge değil, finansmanın hukuki sigortasıdır.

    Banka avukatı tarafından verilen hukuki görüşlerde özellikle şu unsurlar yer alır:

    Tarafların hukuki ehliyeti ve yetki yapısı,

    Şirketlerin geçerli şekilde kurulmuş ve faal durumda olduğu,

    Kurumsal karar mekanizmalarının usule uygunluğu,

    Teminat sözleşmelerinin geçerliliği ve bağlayıcılığı,

    Yabancı hukukun seçiminin yerel hukuk bakımından geçerliliği,

    Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi imkânı,

    Teminatların diğer borçlara göre sıralaması (pari passu),

    Vergi, damga vergisi ve harç yükümlülükleri,

    Noterlik, tescil ve sicil gereklilikleri.

    Bu kapsam, banka avukatının yalnızca hukuki riskleri tespit eden değil, aynı zamanda uluslararası standartlarda bir finansal yapının kurulmasına katkı sağlayan bir rol üstlendiğini gösterir. Bu tür bir yapılandırma, küresel finans uygulamalarıyla uyumlu, yüksek düzeyde teknik bilgi ve öngörü gerektirir.

    Gemi finansmanı işlemlerinde hukuki katkının ayırt edici yönlerinden biri de, işlemlerin çoğu zaman “real-time closing” gerektirmesidir. Gemi ipotekleri, sicil kayıtları, noter tasdikleri ve sertifikasyon işlemleri eş zamanlı yapılır. Banka avukatının fiziken kapanış süreçlerinde bulunması, milyonlarca Euro ya da Dolar’lık finansmanın hukuken güvenli şekilde serbest bırakılabilmesi için zorunludur. Bu durum, mesleki sorumluluğun sıradan bir danışmanlık faaliyetinin çok ötesinde olduğunu ortaya koyar.

    Ayrıca gemi finansmanı işlemlerinde:

    Kurumsal teminatlar,

    Şahsi kefaletler,

    Çapraz teminat yapıları,

    Uluslararası yargı yetkisi ve hukuk seçimi hükümleri

    bir bütün olarak ele alınır. Bu yapı, bankanın alacağını farklı hukuk sistemlerinde eş zamanlı olarak koruyabilecek nitelikte olmalıdır. Bu seviyede bir hukuki yapılandırma, yalnızca ileri düzey uzmanlığa sahip profesyoneller tarafından yürütülebilir.

    Bu yönüyle gemi finansmanı hukuku:

    Uluslararası ölçekte uygulama alanı olan,

    Çok yüksek finansal değer içeren,

    Hukuki hata toleransı neredeyse sıfır olan,

    Küresel finans sistemiyle doğrudan bağlantılı bir uzmanlık alanıdır.

    Banka avukatının bu alandaki rolü, bireysel dosya takibinin ötesinde, uluslararası finans mimarisine katkı sağlayan bir konumdadır. Hazırlanan her legal opinion, bankaların risk

    iştahını doğrudan etkiler ve milyarlarca dolarlık küresel finans akışının güvenli şekilde işlemesine katkıda bulunur.

    Bu tür hukuki çalışmalar:

    Yüksek uzmanlık gerektirir,

    Uluslararası uygulamalarla uyum ister,

    Büyük ekonomik etki doğurur,

    Kurumsal ölçekte sonuç üretir.

    Bu özellikler, gemi finansmanı alanında çalışan bir banka avukatının faaliyetlerini, “olağan mesleki uygulamanın” ötesine taşır. Burada ortaya çıkan katkı, bireysel dava başarısından ziyade, sistem kurucu ve kurumsal etki yaratan bir nitelik taşır.

    Sonuç olarak gemi finansmanı hukuku, sadece bir alt hukuk dalı değil, küresel finans sisteminin güvenli şekilde işlemesini sağlayan stratejik bir alandır. Bu alanda verilen hukuki görüşler ve kurulan sözleşme yapıları, bankacılık sektöründe standart belirleyici nitelik taşır.

    Bu nedenle gemi finansmanı alanındaki hukuki çalışmalar:

    Uluslararası ölçekte uygulanabilirliği olan,

    Büyük ekonomik hacimli işlemlere yön veren,

    Sistem kurucu ve standart belirleyici özellik taşıyan,

    Sıradan mesleki faaliyetlerden ayrışan bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilir.

    Bu çerçevede, gemi finansmanı alanında yürütülen hukuki yapılandırma faaliyetleri, bireysel uygulamanın ötesinde, uluslararası finansal işlemlerin güvenliğini sağlayan, kurumsal ve küresel ölçekte etki yaratan bir mesleki katkı niteliği taşımaktadır.

    Av. Mirac Ucankale Yuce