Blog

  • SUWEN, 2025 Yılında Piyasa Koşullarına Operasyonel Güçle Yanıt Verdi: 5,9 Milyar TL Hasılat

    SUWEN, 2025 Yılında Piyasa Koşullarına Operasyonel Güçle Yanıt Verdi: 5,9 Milyar TL Hasılat

    Kadın iç giyim, ev giyim, plaj giyim ve çorap (KİEP) sektöründe ölçeğini istikrarlı biçimde büyüten SUWEN, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı.

    Perakende sektöründe talep dinamiklerinin normalleştiği, fiyat rekabetinin ve promosyon baskısının arttığı 2025 yılında SUWEN; operasyonel disiplini, fiyatlama dengesi ve çok kanallı satış stratejisi sayesinde sürdürülebilir kârlılık yapısını korudu. Enflasyon muhasebesi (TMS 29) sonrası verilere göre SUWEN, 2025 yılını bir önceki yıla oranla %4,4 hasılat artışı ile tamamlayarak 5,9 milyar TL seviyesine ulaştı.

    Satış Hacminde E-Ticaret ve Verimlilik Etkisi

    Tüketici talebinin görece zayıf seyrettiği bir ortamda SUWEN, toplam satış adetlerini %5,9 artışla 10,9 milyon adede çıkarmayı başardı. Satış hacminin ana sürükleyicisi olan yurt içi mağazacılık kanalı adet bazında %5,0 büyüme sergilerken, e-ticaret kanalı %11,7’lik adet artışıyla büyümeye en güçlü katkıyı sağlayan mecra oldu. Talebin baskılandığı bir dönemde dijital kanallarda yakalanan %11,9’luk hasılat büyümesi, şirketin dijital yatırımlarının ve veri odaklı pazarlama stratejilerinin etkinliğini bir kez daha teyit etti. Satın alma gücündeki zayıflama ve artan indirim yoğunluğuna rağmen brüt kâr marjını %50’nin üzerindeki güçlü seviyesinde tutan SUWEN, kârlılık yapısının zorlu koşullara karşı dayanıklılığını ortaya koydu.

    2025 Yılı Yatırım ve Dönüşümün Yılı Oldu

    Yıl boyunca sürdürülen stratejik adımlar kapsamında 16 yeni mağaza açılışı gerçekleştirilirken, 16 mağazada ise konsept yenilemesi yapıldı. Bu yatırımlarla birlikte SUWEN’in 2025 yılsonu itibarıyla Türkiye’deki toplam mağaza ve bayi sayısı 193’e ulaşmış oldu. Markanın uzun vadeli büyüme vizyonunu destekleyen bu yatırımlar, müşteri deneyimini güçlendirmeye yönelik hamlelerin önemli bir parçasını oluşturdu. Mağaza portföyünün tamamının EBITDA seviyesinde kârlı olması, iş modelinin dayanıklılığına işaret ediyor.

    “2026’da Değer Yaratımını Derinleştirmeye Odaklanacağız”

    2025 yılı finansal sonuçlarını ve 2026 hedeflerini değerlendiren SUWEN Genel Müdürü Ali Bolluk, şunları söyledi:

    “Perakende sektöründe piyasa dinamiklerinin yeniden şekillendiği ve satın alma gücündeki zayıflamanın hissedildiği zorlu bir yılı geride bıraktık. Bu dönemde sergilediğimiz operasyonel disiplinle, hem hasılatımızı 5,9 milyar TL seviyesine çıkardık hem de brüt kâr marjımızı %50’nin üzerinde koruyarak sürdürülebilir bir kârlılık yapısı sergiledik. 2025 yılını bir yatırım ve dönüşüm dönemi olarak kaydediyoruz.

    2026 yılında odak noktamız, ulaştığımız bu ölçeği daha verimli ve kârlı bir yapıya dönüştürmek olacak. Mağaza portföyümüzün tamamının EBITDA seviyesinde kâr üretmesi, iş modelimizin sağlam temellere oturduğunun en net kanıtı. Önümüzdeki dönemde; veri analitiği, müşteri segmentasyonu ve mobil uygulama odaklı çalışmalarla metrekare verimliliği ve stok devir hızı gibi kritik performans göstergelerinde artış sağlarken, çoklu kanal yapımızın sinerjisini daha da derinleştireceğiz.

    Kârlılık tarafında ise ürün karması optimizasyonu, indirim yönetimi disiplini ve tedarik zinciri verimliliği önceliklerimiz arasında yer alıyor. İşletme sermayesi yönetimi ve finansman maliyetlerinin daha etkin kontrolü ile operasyonel kârlılığımızı net kârlılığa daha güçlü yansıtarak küresel marka olma yolundaki kararlı yürüyüşümüzü sürdürmeyi hedefliyoruz.”

     

     

  • VitrA’nın tasarımlarına iF’ten 3 yeni ödül

    VitrA’nın tasarımlarına iF’ten 3 yeni ödül

    VitrA, sıra dışı tasarımların simgesi iF Design Awards’tan 3 yeni ödülle döndü. VitrA’nın iF’ten aldığı ödüllerin sayısı 38’e ulaşırken, yeni ödüller akıllı klozet V-Care 3 ile Plural ve Glora banyo koleksiyonlarına geldi.

    VitrA’nın 3 yeni koleksiyonu, sıra dışı tasarımların simgesi kabul edilen iF Design Award 2026 kapsamında ödül almaya hak kazandı. 1954’ten bu yana ürün ve tasarım kalitesi açısından dünya çapında mükemmelliğin sembolü olarak kabul edilen iF’ten VitrA’ya verilen ödüllerin sayısı da toplamda 38’e ulaştı. 68 ülkeden 10 bin başvurunun 129 kişilik uluslararası jüri tarafından değerlendirildiği iF Design Award 2026’da, VitrA’nın akıllı klozeti V-Care 3’ün yanı sıra, banyo mobilyası koleksiyonları Plural ve Glora ödüle layık gördü.

    Benzersiz bir banyo deneyimi yaratmak için dünyaca ünlü tasarımcılar ve tasarım ofisleriyle işbirliği yapan VitrA tasarım, inovasyon ve üretim yetkinliklerini Tom Dixon, Claudio Bellini, Terri Pecora, Sebastian Conran, Christophe Pillet, Matteo Thun ve Ross Lovegrove gibi tasarımcılar ile Indeed, NOA, Pentagon Design gibi tasarım ofislerinin uzmanlıklarıyla buluşturuyor. VitrA’nın ürünleri, iF’in yanı sıra, EDIDA, Design Innovation, Design Plus, Good Design, Iconic Awards, Interior Innovation, Plus X, Red Dot, Wallpaper gibi dünyaca ünlü tasarım ve inovasyon ödülleriyle taçlandırılıyor.

  • Varlığa dayalı menkul kıymet ihracında 100 milyar TL’lik rekor

    Varlığa dayalı menkul kıymet ihracında 100 milyar TL’lik rekor

     

    Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi, son 4 yılda 100 milyar TLlik Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ihracıyla finansal piyasaların derinleşmesinde belirleyici aktörlerden biri haline geldi.

    Türkiye’de sermaye piyasalarında menkul kıymetleştirme faaliyetlerini teşvik etmek, geliştirmek ve bu alanda araçlar ihraç etmek amacıyla 2020 yılında kurulan Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi (TMKŞ); bankalar, finans kurumları ve reel sektör firmalarının varlıklarını menkul kıymetleştirerek sermaye piyasalarına taşımalarını sağlıyor.

    TMKŞ, Kaynak Kuruluşlar ile birlikte sermaye piyasasına sunduğu yeni finansal enstrümanlar ile menkul kıymetleştirme yaparak ihraç ettiği Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler (VDMK) ile finansal varlıkları likit hale getiriyor. Finansal işlemlerin ve kredi bilgilerinin Türkiye Bankalar Birliği bünyesinde kaydedilmesini, izlenmesini ve raporlanmasını sağlayan, Risk Merkezi üyesi olan TMKŞ oluşturduğu sürdürülebilir yapı ile finansmana erişimi kolaylaştırırken, sermaye piyasalarının derinleşmesine ve finans kuruluşlarının etkin bilanço yönetimine katkıda bulunuyor.

    2022 yılından bu yana farklı alanlarda faaliyet gösteren bankalara ve finansman kuruluşlarına hizmet veren TMKŞ; Mayıs 2025’te açıkladığı ihraç büyüklüğünü bir önceki yıla göre 6 ayda %350 artırdı. Bireysel, Tüzel Krediler ve diğer dayanak varlıklardan oluşan 100 milyar TL varlığa dayalı menkul kıymet ihraç etti.

    Gerçekleştirilen VDMK ihraçları ile sermaye piyasasında derinliğin arttırılmasında ve Kaynak Kuruluşların etkin bilanço yönetimine katkı sağlamaktan dolayı mutlu olduklarını dile getiren Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi Genel Müdürü Haldun Nigiz;

    Bugün 100 milyar TL ihraca ulaşmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu rakama uçtan uca menkul kıymetleştirme altyapımız, güçlü modelleme kabiliyetimiz ve piyasayla kurduğumuz güven ilişkisi sayesinde ulaştık. Türkiye’nin ilk ipotek finansmanı kuruluşu olarak; sadece ihraç yapan değil; tasarlayan, modelleyen, yöneten ve sürdürülebilir kılan bir ekosistem inşa ediyoruz. Sektörel deneyimimiz, güçlü ekibimiz, değerli ortaklarımız ve kaynak kuruluşlarımız ile birlikte ihraç hacmimizi günden güne büyütüyoruz.

    Kaynak Kuruluşların likidite ihtiyacını karşılarken adımlarımızı titizlikle ve sürdürülebilirlik anlayışı ile atmaya özen gösteriyoruz. Değerlendirme süreçlerimizde veri analitiklerini en üst düzeyde kullanıyor ve teknolojiyi modellere entegre ederek kurumların ve yatırımcıların hedeflerine daha şeffaf ve karar kalitesini yükselten bir şekilde ulaşmasını sağlıyoruz. Güçlü ve dinamik bir şekilde başladığımız 2026 yılında önümüzdeki dönemlerde de ihraç tutarımızı daha da yukarı taşımayı hedefliyor, büyüme ivmemizi kararlılıkla sürdürmeyi planlıyoruz” dedi.

    Global Banking & Markets CEE, Central Asia & Türkiye ödüllerinde Koçfinans ile gerçekleştirdiği ihraç modeliyle “Yılın Menkul Kıymetleştirme İşlemi” ödülüne layık görülen TMKŞ; bankalar, banka dışı finansal kurumlar, AgriFintek ve gömülü finansman alanında faaliyet gösteren firmalara hizmet veriyor.

     

    Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi (TMKŞ) Hakkında;

    2020 yılında Türkiye’nin ilk ipotek finansmanı kuruluşu olarak hizmet vermeye başlayan Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi, menkul kıymetleştirme faaliyetlerinin teşvik edilmesi ve gelişmesini amaçlıyor. Kamu bankaları ve sektörün önde gelen finansal kuruluşlarının ortaklığıyla hayata geçirilmiş güçlü sermaye yapısı sayesinde menkul kıymetleştirme alanında güvenilir ve sürdürülebilir bir model ortaya koyuyor. TMKŞ, varlığa dayalı menkul kıymet (VDMK) ve varlık finansmanı fonları aracılığıyla bankalar, finansman şirketleri ve Anonim Şirket alacaklarını sermaye piyasalarına taşıyarak alternatif ve sürdürülebilir finansman imkânları sunuyor. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun İpotek Finansmanı Kuruluşları Tebliği, Teminatlı Menkul Kıymetler Tebliği ve Varlığa veya İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler Tebliği kapsamında faaliyetlerini sürdürüyor.

    Detaylı bilgi için: 

    ARPR İletişim Danışmanlığı:  0216 418 33 34 / www.arpr.com.tr

    Zeynep Kayhan 0538 559 30 60 / [email protected]

    Esmanur Akdağ / [email protected]

  • Tatlı sektöründe soğuk baklava talebi üretim kapasitelerini zorluyor

    Tatlı sektöründe soğuk baklava talebi üretim kapasitelerini zorluyor

    Türkiye tatlı ve unlu mamuller pazarı, son yıllarda geleneksel tariflerin modern dokunuşlarla yeniden yorumlanmasıyla büyük bir değişim sürecine girmektedir. Tüketici tercihlerinin hafif ve sütlü tatlılara kayması, sektördeki büyüme ivmesini yıllık yüzde 14 bandının üzerine taşımaktadır. Gastronomi dünyasındaki bu hareketlilik, yerel lezzetlerin küresel birer ekonomik değer haline gelmesine zemin hazırlamaktadır. Özellikle genç kuşağın talepleriyle şekillenen yeni pazar dengeleri, markaların üretim kapasitelerini ve yatırım rotalarını yeniden belirlemektedir. Yaşar Usta Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Börü, soğuk baklavanın yarattığı milyonluk hacmi ve sektörel dönüşümü stratejik bir başarı olarak değerlendirmektedir.

    Statista 2025-2026 raporuna göre Türkiye’de unlu mamuller ve tatlı pazarı gelirinin 2026 yılında yaklaşık 18,4 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Tüketicilerin modernize edilmiş geleneksel ürünlere olan yoğun ilgisi, pazarın yıllık bileşik büyüme oranını yüzde 14,2 seviyesinde tutmaktadır. Bu ekonomik büyüme, özellikle büyük şehirlerdeki tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle doğrudan bir korelasyon içindedir. Tatlı pazarındaki bu devasa hacim, yerel üreticilerin dijitalleşme ve butik üretim modelleriyle entegre olmasını zorunlu kılmaktadır. Pazarın toplam büyüklüğü, Türkiye’nin gastronomi ihracatı potansiyelini de her geçen gün daha da yukarı çekmektedir.

    Sektördeki bu rakamsal büyüme, geleneksel tatların yenilikçi formlarla sunulmasının bir sonucu olarak dikkat çekmektedir. Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Yaşar Usta Burma Kadayıf & Baklava Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Bö, ürünün kategoriye dönüşme sürecini şu sözlerle aktardı: “Soğuk baklava artık basit bir ürün değil, başlı başına milyonluk bir ekonomik kategoridir. Bir mutfak denemesi olarak başlayan bu süreç, bugün sektörün büyümesini sağlayan en önemli lokomotiflerden biri haline gelmiştir. Bu gelişme sadece bizim markamızın değil, tüm tatlı sektörünün vizyonunun genişlediğini göstermektedir.”

    Geleneksel tatlı sektörü küresel bir dünya markası olma yolundadır”

    Mordor Intelligence projeksiyon raporuna göre, Türkiye’de “özel tatlı zincirleri” kategorisinde soğuk servis edilen geleneksel ürünler, 2025 yılının en hızlı büyüyen alt segmentlerinden biri olmuştur. Tüketici davranış analizleri, genç nüfusun geleneksel şerbetli tatlılara kıyasla yüzde 35 daha fazla oranda sütlü ve hafifletilmiş varyasyonları tercih ettiğini ortaya koymaktadır. Bu eğilim, özellikle “Sütlü Bitter” gibi inovatif ürünlerin yıl geneline yayılan bir talep görmesini sağlamaktadır. Ramazan aylarında güllaç aramalarında yaşanan mevsimsel yükselişlerin aksine, soğuk baklava kategori gücünü tüm mevsimlerde koruyarak pazar payını artırmaktadır. Artan ilgiyle birlikte online sipariş kanallarında özellikle bayram dönemlerinde yüzde 40’a varan bir hacim genişlemesi gözlemlenmektedir.

    Börü, genç neslin bu tercihlerinin markaların büyüme stratejilerini doğrudan etkilediğini vurguladı. Börü’ye göre, online kanallardaki bu talep artışı, modern tüketicinin hıza ve kaliteye verdiği önemin bir göstergesidir. Bu kapsamda Yaşar Usta, İstanbul genelindeki 7 şubesiyle kalite standartlarını korumak adına franchise modeli yerine kontrollü büyüme stratejisini benimsemektedir. Marka, Diyarbakır’dan gelen ustalık mirasını modernize ederek hem bireysel hem de kurumsal müşterilerine geniş bir ürün gamı sunmaya devam etmektedir.

    Butik üretim disiplini tüketici güven endeksini yükseltiyor

    Statista analizlerine göre, tatlı ve şekerleme pazarında kişi başı tüketim miktarının 2026 yılı itibarıyla 4,8 kg seviyesine çıkması öngörülmektedir. Toplam hacim içerisindeki en dikkat çekici veri ise el yapımı ve butik üretim yapan işletmelere duyulan güven endeksinin endüstriyel üretime göre yüzde 18 daha yüksek olmasıdır. Tüketiciler, gıda güvenliği ve lezzet standardı açısından kontrol edilebilir üretim süreçlerini daha cazip bulmaktadır. Franchise sisteminden kaçınan ve üretimini tek merkezden yöneten yapılar, bu güven endeksindeki artışın birincil kazananı olmaktadır. Sektörel veriler, önümüzdeki dönemde butik üretimin pazar payının daha da artacağını kanıtlamaktadır. Bu durum, Türkiye’nin gastronomi alanındaki kalifiye iş gücünün korunması adına da kritik bir önem arz etmektedir.

    2015 yılından beri tezgahlarımda soğuk baklava yer alıyor”

    Soğuk baklavanın öncülerinden olan Yaşar Usta, İstanbul’un lezzet haritasında Zeytinburnu merkezli üretim tesisleriyle kritik bir konumda yer almaktadır. Marka, ikinci kuşak yönetiminde geleneksel mirası kurumsal bir yapıyla harmanlayarak büyümesini sürdürmekte ve sektör temsilcisi Mahmut Börü aracılığıyla yeni hedeflerini şu şekilde ifade etmektedir:

    “Babamız Yaşar Börü soğuk baklavanın mucididir. Dünyada ilk defa soğuk baklavayı üreten kişi markamıza ismini veren babamız Yaşar Börü’dür. 2015 yılından beri tezgahlarımda soğuk baklava yer alıyor. Yaşar Usta olarak sezon sonunda 30 milyon TL’nin üzerinde bir ciro hedefliyoruz ve bu doğrultuda Zeytinburnu’nda yeni bir üretim tesisi yatırımı için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Planladığımız bu yatırım, sadece kapasitemizi arttırmakla kalmayacak, aynı zamanda ek istihdam sağlayarak operasyonel verimliliğimizi en üst seviyeye taşıyacaktır. Soğuk baklava ve geleneksel tatlılarımız için Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen yoğun ihracat taleplerini de değerlendirerek, Türk tatlısını dünya çapında hak ettiği noktaya getirmeyi hedefliyoruz. Büyümemizi tamamen kendi kontrolümüzdeki şube yapımızla sürdürerek, ‘Sütlü Bitter’ ürün modelimizin sürdürülebilirliğini ve kalitesini her koşulda koruyacağız.”

  • Uygulama ekranından, “Yeni bir sahne, yeni bir ifade dünyası” Paribu Art’a uzanan kutlama: Paribu 9 yaşında

    Uygulama ekranından, “Yeni bir sahne, yeni bir ifade dünyası” Paribu Art’a uzanan kutlama: Paribu 9 yaşında

    2017’den bu yana kriptoyu daha anlaşılır, erişilebilir ve güvenli hâle getirmeye odaklanan Paribu, bugün sunduğu ürünler ve uluslararası adımları ile Türkiye’de finansal teknolojiler alanının gelişiminde öncü rol üstleniyor. Paribu sektördeki 9 yıllık serüvenini, kullanıcılarıyla birlikte kutladığı bir projeyle taçlandırdı.

    Kutlama uygulamada başladı ve şehre yayıldı

    9.yıl iletişimi ilk olarak uygulama içinde başladı. Bugüne özel tasarlanan ikon ve uygulama açılış ekranıyla kullanıcılar yıl dönümü kutlamalarına dahil edildi.

    Aynı gün hayata geçirilen kampanya kapsamında, 14 Şubat 2026 tarihinde USDT kripto paritelerinde gerçekleştirilen alım-satım işlemlerinde komisyon sıfırlandı. Kampanya, Paribu web sitesi ve mobil uygulaması üzerinden yapılan USDT kripto işlemleri için geçerli oldu.

    Türkiye’nin en büyük ve dünyanın en yüksek çözünürlüklü sabit dış mekân LED ekranına uzanan bir deneyim

    Kutlama daha sonra Paribu’nun kültür sanat alanındaki üretim ve buluşma mekânı Paribu Art’a taşındı. “Yeni bir sahne, yeni bir ifade dünyası” olarak tasarlanan Paribu Art, Türkiye’nin en büyük ve dünyanın en yüksek çözünürlüklü sabit dış mekân LED ekranına ev sahipliği yapıyor. Bu ekran, klasik bir dış mekân yüzeyi olmanın ötesinde; yaratıcı üretimlere alan açan dev bir teknolojik kanvas olarak konumlanıyor.

    Paribu Brand & Creative ekibinin tasarladığı yaratıcı iletişim, Paribu Studio’nun interaktif üretimleriyle birleşerek hem dijital platformlarda hem de Paribu Art’ın dev yüzeyinde eş zamanlı olarak hayat buldu. İnteraktif kurgu kapsamında sokaktan geçenler, 9. yıl tasarım dünyasının bir parçası olarak ekrana yansıdı. Hareketle tetiklenen bu yapı, yıl dönümünü yalnızca izlenen değil, dahil olunan bir deneyime dönüştürdü.

    Paribu, 9. yıl iletişiminde teknoloji ve tasarımı; şehirle bütünleşen ve gündelik hayatın içine yerleşen bir yaklaşımla ele alarak çok kanallı bir deneyim hayata geçirdi.

     

    Paribu hakkında
    Blokzincir tabanlı yenilikçi ürün ve hizmetler geliştiren Paribu, 2017’den bu yana Türkiye kripto varlık ekosisteminin oluşumuna ve gelişimine öncülük ediyor. Kripto varlık işlem platformuyla hızlı, kolay, güvenli bir deneyim ve 190’dan fazla kripto varlıkla işlem yapma imkanı sağlıyor. Paribu, çok katmanlı güvenlik mimarisi ColdShield®’ı geliştiren ve Türkiye’nin kendi geliştirdiği teknolojisiyle hizmet veren ilk ve tek dijital varlık saklama hizmeti sağlayıcısı olan Paribu Custody ile kurumsal müşterilere yönelik dijital varlık saklama hizmeti sunuyor. Paribu Self ile bireyler ve girişimlere kripto varlık cüzdan uygulaması sağlıyor. Yarının teknolojilerini gençlerle birlikte geliştirmek amacıyla 2020’den bu yana Paribu Hub ile üniversitelere, öğrenci kulüplerine ve ekosisteme değer katan topluluklara odaklanan iş birlikleri ve hibe programları yürütüyor. Paribu Ventures ile blokzincir, kripto varlık, web3 ve fintech alanlarında yatırım yapan Paribu; blokzincir bilinirliğini artırmak hedefiyle Paribu Reads çatısı altında teknoloji ve finans okuryazarlığını geliştirecek kaynakları okuyucuyla buluşturuyor. Türkiye’de spor kültürünün geleceğine katkı sağlamak için 2021’den bugüne Team Paribu çatısı altında çalışmalarını sürdürüyor. Kurulduğu günden bu yana kültür sanat alanında çok sayıda partnerle iş birlikleri geliştirerek Türkiye’de sanatın etki alanının genişlemesine katkı sağlayan Paribu, 2025 yılı itibarıyla kültür sanata verdiği desteği disiplinler arası üreticilere yeni bir ifade alanı açan Paribu Art mekanıyla somutlaştırdı. Kadıköy, İstanbul’da konumlanan Paribu Art, farklı kültür sanat etkinliklerinin yanı sıra ilham verici zirve, kongre ve buluşmalara da ev sahipliği yapıyor. Paribu yine 2025 yılında Paribu Pass ile bu alandaki katkısını genişletti. Topluluk odaklı bilet satış platformu olan Paribu Pass; tiyatrodan sinemaya, konserden festivale kültür ve sanatın tüm paydaşları için biletleme deneyimi sunuyor.

  • Op. Dr. Metin Taş, merdiven altı medikal estetik uygulamalarına karşı uyardı

    Op. Dr. Metin Taş, merdiven altı medikal estetik uygulamalarına karşı uyardı

    Ankarada medikal estetik alanında artan talep, doğal ve dengeli sonuçlara yönelik uygulamaları öne çıkarıyor. Lokman Hekim Demet Tıp Merkezinde hizmet veren Op. Dr. Metin Taş, medikal estetikte kişiye özel planlamanın önemine dikkat çekerken, merdiven altı uygulamalara karşı da uyarıyor.

    Medikal estetik uygulamaları her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. Küresel ölçekte yapılan araştırmalar da medikal estetik pazarının çift haneli oranlarla büyümeye devam edeceğini tahmin ediyor. Bu artışta, cerrahi olmayan işlemlere ve doğal sonuçlara yönelik talebin yükselmesi ve teknolojik uygulamaların yaygınlaşması etkili oluyor.

    LHÜ Ankara Hastanesi Lokman Hekim Demet Tıp Merkezi’nde hizmet veren Op. Dr. Metin Taş, medikal estetik alanındaki bu dönüşümü yakından takip ettiklerini belirtiyor. Uygulamalarda önceliğin her zaman doğal görünüm olduğunu vurgulayan Op. Dr. Metin Taş, özellikle cilt yenileme ve çatlak tedavisi alanında kişiye özel planlamaların önemine dikkat çekiyor.

    Op. Dr. Metin Taş, Ankara’da artan taleple birlikte bilinçli hasta profilinin de güçlendiğini ifade ederek, “Medikal estetik uygulamalarda amaç yüzü ya da cildi bambaşka bir forma sokmamak, kişinin mevcut yapısını daha sağlıklı ve dengeli bir görünüme kavuşturmak” diyor.

    Eksozom ve çatlak tedavisinde güncel yaklaşımlar

    Medikal estetikte son dönemde öne çıkan uygulamalardan biri eksozom tedavisi. Hücresel yenilenmeyi desteklemeyi hedefleyen bu yöntem, özellikle ince kırışıklık ve cilt çatlağı görünümünün azaltılmasında tamamlayıcı bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Ayrıca cildin elastikiyetini destekliyor, kollajen ve elastin üretimini uyarıyor, cilt parlaklığını artırıyor.

    Ankara’daki Lokman Hekim Demet Tıp Merkezi’nde eksozom tedavisi uyguladıklarını belirten Op. Dr. Metin Taş, bu yöntemin özellikle mikroiğneleme (altın iğne) ile kombine edildiğinde cilt yenilenme sürecinin daha kontrollü ve destekli ilerleyebildiğini aktarıyor.

    Daha homojen bir cilt görünümü

    Hamilelik, hızlı kilo alıp verme, ergenlik dönemi veya hormonal değişimlere bağlı oluşan cilt çatlakları ise birçok kişinin estetik kaygı yaşamasına neden olabiliyor. Bu konuda uygulanan güncel tedavi protokolleri arasında radyofrekans mikroiğneleme (altın iğne), eksozom destekli mezoterapi, PRP (trombositten zengin plazma) uygulamaları ve kombine cilt yenileme protokolleri yer alıyor.

    Bu yöntemlerin temel amacının çatlak derinliğini azaltmak, cilt dokusunu güçlendirmek, elastikiyet kaybını desteklemek ve daha homojen bir cilt görünümü elde etmek olduğunu söyleyen Op. Dr. Metin Taş, “Her çatlak tipinin farklı değerlendirilmesi, kişiye özel planlama yapılmadan uygulama önerilmemesi gerekiyor” diye açıklıyor.

    Merdiven altı uygulamalara dikkat!

    Medikal estetik alanındaki talep artışı, yetkisiz uygulamaları da beraberinde getirebiliyor. Bu noktada Op. Dr. Metin Taş, “merdiven altı” olarak tabir edilen ruhsatsız merkezlere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.

    Lokman Hekim Demet Tıp Merkezi hekimlerinden Op. Dr. Metin Taş ayrıca, şu uyarılarda bulunuyor: “Diyabet hastaları, kan sulandırıcı kullananlar, bağışıklık sistemi sorunu olanlar ve alerji öyküsü bulunanlar, hamileler veya emziren bireyler, mutlaka ayrıntılı bir hekim değerlendirmesinden geçmeli. Bu gruplarda yapılacak kontrolsüz işlemler ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Medikal estetik uygulamaları, basit işlemler gibi görünse de tıbbi prosedürlerdir ve mutlaka uygun koşullarda, hekim kontrolünde yapılmalıdır.”

    Ankara’da hasta güvenliğini önceleyen bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden Op. Dr. Metin Taş, her işlem öncesi ayrıntılı anamnez ve bilgilendirme süreci yürüttüklerini sözlerine ekliyor.

  • Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi

    Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi

    Günümüzde akıllı telefon ve bilgisayar başında geçirilen uzun saatler “boyun fıtığı” sebebi. Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun sağlığını tehdit ettiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Boyun omurgası başın ağırlığını taşırken yapılan her derecelik eğme hareketi, disklere binen yükü katbekat artırıyor. Özellikle başını sürekli öne eğerek telefona bakanlar, uzun süre bilgisayar başında çalışan beyaz yakalılar, diş hekimleri ve şoförlerin boyun fıtığına yakalanma riski daha yüksek” açıklamasında bulundu.

    Dünya genelinde her 1000 kişiden 1’i hayatının bir döneminde boyun fıtığıyla tanışıyor. Boyun fıtığının en çok 40-60 yaş arasında görüldüğünü ancak akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber bu sınırın 20’li yaşlara kadar gerilediğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her boyun ağrısı fıtık değildir. Çoğu zaman kas zorlanması veya duruş bozukluğu kaynaklıdır. Ancak ağrı omuz, kol ve parmak uçlarına yayılıyorsa, eşlik eden bir uyuşma veya güç kaybı varsa bu durum ciddi bir sinir basısına işaret edebilir. Özellikle ellerde ince beceri gerektiren hareketlerde zorlanma ve refleks kaybı görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı” dedi.

    Ameliyat değil tedaviyi ertelemek riskli

    Hastaların en büyük korkusunun ‘boyun bölgesinden ameliyat olmak’ olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, cerrahiden kaçmanın bazen daha ağır bedelleri olabileceğini hatırlatarak, “Halk arasında boyun ameliyatının çok riskli olduğuna dair yersiz bir inanış var. Oysa günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yani kapalı boyun fıtığı cerrahisi ile milimetrik kesilerden girilerek siniri rahatlatıyoruz. Ses teli hasarı veya sakat kalma gibi riskler modern teknoloji ve tecrübe ile en aza inmiş durumda. Asıl risk, sinir baskı altındayken tedaviyi erteleyip kalıcı güç kaybına ve felce davetiye çıkarmak” uyarısında bulundu.

    Ameliyat sonrası iyileşme artık çok daha hızlı

    Yeni nesil cerrahi yöntemlerin de hastaya ayrıca konfor sağladığını ifade eden Prof. Dr. Göçmen, “Mikrocerrahi veya kapalı yöntemlerle yaptığımız ameliyatlarda doku hasarı yok denecek kadar azdır. Hastalarımız genellikle ameliyat olduğu gün ayağa kalkar, ertesi gün taburcu olur ve çok kısa sürede sosyal yaşamlarına dönerler. Artık haftalarca boyunluk takma veya yatağa bağımlı kalma devri kapandı” dedi.

    Boyun sağlığını korumak için 10 altın kural

    Prof. Dr. Selçuk Göçmen, boyun fıtığından korunmak ve mevcut ağrıları yönetmek için şu önerilerde bulundu:

    Telefonu göz hizasına kaldırın

    Başınızı telefona eğmek yerine, telefonu göz hizanıza getirin.

    Bilgisayar kurulumuna dikkat edin

    Ekranın üst kenarının göz hizanızda, kollarınızın ise masaya paralel olmasına özen gösterin.

    Saat başı bir mola verin

    Saat başı ayağa kalkın ve boyun egzersizleri yapın.

    Yastık seçimini doğru yapın

    Boyun boşluğunu destekleyen, çok yüksek veya çok alçak olmayan ortopedik yastıklar tercih etmeye özen gösterin.

    Klima ve rüzgârdan korunun

    Boyun kasları soğuğa karşı hassastır; doğrudan klima ve rüzgâr akımına maruz kalmayın.

    Ağır çantaları tek omuzda taşımayın

    Yükü her iki omuza eşit dağıtan sırt çantalarını tercih edin.

    Ani hareketlerden kaçının

    Boynunuzu aniden sağa sola kütletmekten vazgeçin; bu, eklemlere ve disklere zarar verir.

    Egzersiz yapın

    Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler fıtığa karşı en güçlü kalkanınızdır.

    Yüzüstü yatmayın

    En ideal yatış pozisyonu yan veya sırt üstü yatıştır; yüzüstü yatmak boyun omurgasını zorlar.

    Stresi yönetin

    Stres, boyun kaslarının gerilmesine ve ağrıların kronikleşmesine neden olur.

  • Kıta Logistics’ten Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşümde Güçlü Hamle: 600 Milyon TL’lik Stratejik Yatırım 

    Kıta Logistics’ten Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşümde Güçlü Hamle: 600 Milyon TL’lik Stratejik Yatırım 

    Kıta Logistics, sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı büyüme vizyonu doğrultusunda Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşüm alanlarında hayata geçirdiği kapsamlı yatırımlarla sektörde dönüşümün öncülerinden biri olmayı sürdürüyor. Şirket, depo ve antrepo altyapısından filo yapılanmasına, karbon yönetiminden ticari süreçlerin dijitalleşmesine kadar uzanan geniş ölçekli programını devreye alırken, bu alanlara yönelik toplam yatırım tutarını yaklaşık 600 milyon TL seviyesine taşıdı.

    Yeni yatırım kapsamında devreye alınan antrepo ve depolarda sürdürülebilirlik odağı yalnızca bir yaklaşım değil, operasyonel tasarımın temel unsuru haline getirildi. Yenilenebilir enerji sistemleriyle desteklenen tesislerde çatı üstü güneş panelleri aracılığıyla enerji üretimi sağlanırken, enerji tasarruflu aydınlatma altyapıları, depo içi geri dönüşüm uygulamaları ve çevre dostu ambalaj çözümleri entegre bir yapı içinde kurgulandı. Lityum iyon forklift teknolojisine geçişle birlikte hem enerji verimliliği hem de iş güvenliği standartları yükseltildi. Bu teknolojideki Forklift sayısı 24’e çıktı. Süreç optimizasyonu çalışmalarıyla kaynak kullanımı daha verimli hale getirilirken, elektrik ve yangın güvenliği alanında kurulan akıllı sistemler operasyonel sürekliliği güçlendiren kritik bir rol üstlendi.

    Sürdürülebilir taşımacılık hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen filo gençleştirme yatırımı da dönüşümün önemli ayaklarından biri oldu. Bu kapsamda 31 adet yeni nesil Ford TrucksGen 2 araç filoya katıldı. Araçların tamamının Euro 6 emisyon standardında olması sayesinde yakıt tüketimi ve karbon salımında kayda değer iyileşmeler hedeflenirken, operasyonel verimlilik ve çevresel performans birlikte ele alındı.

    Kıta Logistics, karbon ayak izi yönetiminde de yeni bir aşamaya geçti. Karbon ayak izi hesaplamalarının artık şirketin kendi iç kaynaklarıyla gerçekleştirilebilmesi sayesinde süreçler hız kazanırken, karar mekanizmaları daha güçlü veri setleriyle beslenmeye başladı. Bu yetkinlik, karbon azaltım stratejilerinin daha etkin planlanmasına ve sürdürülebilirlik performansının ölçülebilir biçimde yönetilmesine olanak sağlıyor. Şirket, ISO 14064-1 Kurumsal Karbon Ayak İzi Hesaplama Belgesi için denetim öncesi hazırlık çalışmalarını da eş zamanlı olarak sürdürüyor. Marka; Kara yolu özmal ve Deniz yolu ile taşınan tüm yüklerindeki emisyon miktarını müşterileriyle paylaşabiliyor. Hava yolu ile ilgili ölçümleri ise yapmak ve paylaşmak üzere gereken hazırlıkları planlıyor.

    Dijital dönüşüm programı kapsamında satış, pazarlama ve satın alma süreçleri akıllı otomasyon sistemleriyle yeniden yapılandırıldı. Devreye alınan dijital altyapı sayesinde fiyatlandırma kapasitesinde %60’ın üzerinde artış sağlanırken, teklif hacmi %20 oranında büyüdü. Operasyonel iletişim süreçlerinde gerçekleştirilen otomasyon çalışmalarıyla müşteri yük konum takibine ilişkin yaklaşık 4.000 e-mail süreci sistem tarafından yönetilir hale geldi. Bu dönüşüm, ekiplerin yüzlerce saatlik zaman kazanımı elde etmesini sağlarken, söz konusu kaynak doğrudan satış geliştirme ve fiyatlandırma faaliyetlerine yönlendirildi.

    Şirketin dijitalleşme vizyonu, operasyonların tek platform üzerinden yönetildiği, sistemlerin birbiriyle entegre çalıştığı ve karar süreçlerinin veri odaklı ilerlediği bir yapı üzerine inşa ediliyor. Bu yaklaşım; manuel iş yükünün azaltılmasıyla operasyonel mükemmelliğin güçlendirilmesini, Tmaxx platformunun müşteri, acente ve ERP sistemleriyle entegre edilerek kesintisiz veri akışının sağlanmasını ve performans metrikleri ile KPI’ların sistem üzerinden anlık izlenmesini kapsayan bütüncül bir dönüşüm stratejisini temsil ediyor.

    Kurumsal altyapı dönüşümü çerçevesinde Finans ve Mali işler süreçlerinde SAP sistemine geçiş tamamlanırken, insan kaynakları süreçlerinde SAP SuccessFactors platformunun devreye alınması planlanıyor. Bu adımlarla birlikte hem kurumsal verimlilik hem de çalışan deneyimi odağında daha entegre ve ölçülebilir bir yapı hedefleniyor.

    Yönetimden Mesajlar

    Emre Eldener – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
    “Lojistik sektörü dünyada artık yalnızca hız ve maliyet odağında değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri temelli yönetim ekseninde yeniden tanımlanıyor. Kıta Logistics olarak yaptığımız yatırımları bir teknoloji modernizasyonu ya da çevresel sorumluluk projesi olarak değil, şirketimizin geleceğe uyum stratejisinin temel yapı taşları olarak görüyoruz. Bugün Avrupa parsiyel kara yolu yüklerimizde yapay zekayı kullanarak rota ve yük optimizasyonu gerçekleştirebiliyoruz.  Yeşil lojistik uygulamalarımızla çevresel etkimizi azaltırken, dijital dönüşüm adımlarımızla müşterilerimize daha şeffaf, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir hizmet modeli sunuyoruz. Bu dönüşüm, aynı zamanda rekabet gücümüzü kalıcı biçimde güçlendiren stratejik bir kaldıraç niteliği taşıyor.”

    Bilal Yurttaş – Depo ve Antrepolar Genel Müdürü
    “Depo ve antrepo yatırımlarımızda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve operasyonel mükemmelliği birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, tek bir entegre yapı olarak ele aldık. Yenilenebilir enerji kullanımı, lityum iyon teknolojisiyle çalışan ekipmanlar, akıllı güvenlik sistemleri ve optimize edilmiş süreçler sayesinde hem çevresel performansımızı hem de hizmet kalitemizi yukarı taşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada tesislerimiz yalnızca fiziksel depolama alanları değil; teknolojiyle güçlendirilmiş, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı lojistik merkezleri haline gelmiş durumda.”

  • Boğaziçi Üniversitesi’nde Tarihi Dönüşüm: 8 Milyar TL’yi Aşan Yatırım Hamlesi

    Boğaziçi Üniversitesi’nde Tarihi Dönüşüm: 8 Milyar TL’yi Aşan Yatırım Hamlesi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’nde açıkladığı müjdeler netleşti. 13 Şubat Cuma günü gerçekleştirilen yurt açılışları ve kamuoyuyla paylaşılan yeni yatırım projelerinin kapsamı belli olurken, üniversitenin barınma kapasitesinden araştırma altyapısına, akademik gelişiminden fiziki dönüşümüne kadar birçok alanda hayata geçirilecek yatırımların toplam bütçesinin 8 milyar TL’yi aştığı açıklandı. Boğaziçi Üniversitesi’nde yeni bir dönemi başlatacak projelerin takvimi ve uygulama başlıkları da netlik kazandı. İşte üniversitenin çehresini değiştirecek yatırımların detayları.

    916 Kişilik Yeni Yurt Kapasitesi Resmen Hizmete Açıldı

    Cumhurbaşkanının katılımlarıyla toplam 916 kişi kapasiteli iki öğrenci yurdunun resmi açılışı

    gerçekleştirildi.

    Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfi (BUVAKIF) inisiyatifiyle inşa edilen 210 kişi kapasiteli Erkek Öğrenci Yurdu,

    Valilik desteğiyle Kuzey Kampüs’te hayata geçirilen 706 kişi kapasiteli Kız Öğrenci Yurdu, öğrencilerin hizmetine sunuldu.

    Bilindiği üzere, geçtiğimiz yıllarda depreme dayanıksız olduğu tespit edilen üç yurt binası can güvenliği gerekçesiyle yıkılmıştı. Geçtiğimiz yıl KYK’dan üniversiteye devredilen 450 kişilik Anadolu Hisarı Kampüsü Kız Öğrenci Yurdu ile birlikte değerlendirildiğinde, yeni yatırımlar Boğaziçi Üniversitesi’nin barınma altyapısında tarihî bir dönüşümü temsil etmektedir.

    Yeni 250 Kişilik Kız Öğrenci Yurdu Yolda

    Barınma altyapısını daha da güçlendirecek bir diğer önemli adım ise yine BUVAKIF öncülüğünde yapımı devam eden 250 kişi kapasiteli yeni kız öğrenci yurdudur. Önümüzdeki yıl hizmete açılması planlanan bu yatırımla birlikte üniversitenin toplam yatak kapasitesi tarihinin en yüksek seviyesine ulaşacaktır. Tüm kapasite artışı, depreme dayanıklı ve modern standartlara sahip yapılarda sağlanmaktadır.

    2 Milyar TL’lik Yeni Kütüphane Yatırımı

    Depreme dayanıksız olduğu için geçtiğimiz yıl yıkılan eski kütüphane binası, yaklaşık 2 milyar TL yatırım bedeliyle yeniden inşa edilecektir. Eski Aptullah Kuran Kütüphanesi’nin bulunduğu alanda yükselecek yeni yapı;

    • 3.000 kullanıcı kapasitesine,

    • 1,5 milyon kitap kapasitesine,

    • Konferans salonları, çağdaş çalışma alanları ve sosyal donatılara sahip modern bir araştırma ve öğrenme merkezi olarak tasarlanmaktadır.

    Mimari proje tamamlanma aşamasında olup, inşaat çalışmalarının kısa sürede başlatılması ve en kısa zamanda üniversite mensuplarının hizmetine sunulması hedeflenmektedir.

    3 Milyar TL’lik Modern Laboratuvar Kompleksi

    Yaklaşık 3 milyar TL yatırım bedeliyle üniversiteye tam teşekküllü, modern bir laboratuvar kompleksi kazandırılacaktır. Planlama süreci önümüzdeki yıl başlayacak olan yatırımın etaplı biçimde hayata geçirilmesi öngörülmektedir. Bu stratejik proje; akademik üretim kapasitesini artıracak, araştırma altyapısını güçlendirecek ve Boğaziçi Üniversitesi’nin araştırma üniversitesi vizyonuna önemli katkı sağlayacaktır.

    1000 Kişilik Modern Konferans Salonu

    Cumhurbaşkanının destekleriyle üniversiteye 1000 kişilik modern bir konferans salonu kazandırılacaktır. Uluslararası kongre ve sempozyumlara ev sahipliği yapabilecek kapasitede tasarlanacak salon; ileri teknik altyapısı ve çok amaçlı kullanım imkanlarıyla akademik ve kültürel etkinlik kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır.

    Toplam bütçesi 8 milyar TL’yi aşan bu yatırımlar; Boğaziçi Üniversitesi’nin eğitim, araştırma ve öğrenci yaşamı altyapısını bütüncül biçimde güçlendirecek, kurumu geleceğe daha sağlam ve sürdürülebilir adımlarla taşıyacaktır.

  • MindDX, İkinci Yıl Üst Üste Great Place to Work® Sertifikası Alarak İşveren Markasını Güçlendirdi

    MindDX, İkinci Yıl Üst Üste Great Place to Work® Sertifikası Alarak İşveren Markasını Güçlendirdi

    MindDX, üst üste ikinci kez Great Place to Work® sertifikası alarak sürdürülebilir büyümesini güçlü kurum kültürü ve çalışan deneyimiyle desteklediğini ortaya koydu.

    Dijital dönüşüm, süreç teknolojileri, ERP ve veri analitiği alanlarında faaliyet gösteren MindDX, çalışan memnuniyeti ve güven temelli kurum kültürü sayesinde Great Place toWork® sertifikasını ikinci kez almaya hak kazandı. Şirket, bu başarıyla birlikte yalnızca güçlü bir çalışma ortamı sunmakla kalmayıp, aynı zamanda büyüme stratejisinin merkezine insan kaynağını koyduğunu da ortaya koyuyor.

    Great Place to Work® sertifikası, çalışan geri bildirimleri ve kurum kültürü analizleri doğrultusunda verilen uluslararası bir değerlendirme sonucu elde ediliyor. MindDX’in üst üste ikinci kez bu sertifikaya layık görülmesi, şirketin sürdürülebilir büyüme yaklaşımının temelinde güçlü ekip yapısı ve yüksek çalışan bağlılığının yer aldığını gösteriyor.

    MindDX CEO’su Serhan Oralp, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Bizim için sürdürülebilir büyümenin en kritik unsuru, güçlü ve mutlu bir ekip yapısıdır. 20 yılı aşkın ERP ve kurumsal iş yazılımları deneyimimizle teknoloji alanında nasıl sağlam bir temel oluşturduysak, aynı yaklaşımı insan ve kurum kültürü tarafında da benimsiyoruz. Great Place to Work® sertifikasını ikinci kez almak, sadece bir ödül değil; yetenekleri çekebilen, geliştirebilen ve elde tutabilen bir organizasyon olduğumuzun göstergesidir. Büyüme hedeflerimizi, güçlü işveren markamız ve nitelikli insan kaynağımızla desteklemeye devam edeceğiz.”

    MindDX, özellikle teknoloji ve danışmanlık alanlarında artan yetenek rekabetine karşı; şeffaf yönetim modeli, gelişim odaklı kariyer planlaması ve yüksek katılım kültürü ile konumlanıyor. Şirket, işveren markasını güçlendiren uygulamaları sayesinde hem mevcut çalışan bağlılığını artırmayı hem de nitelikli yetenekleri bünyesine kazandırmayı hedefliyor.

    Kurum kültürünü stratejik bir büyüme unsuru olarak ele alan MindDX, önümüzdeki dönemde organizasyonel kapasitesini genişleterek hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümesini sürdürmeyi planlıyor.