Blog

  • Huawei 2026 Yılı Şarj Ağı Sektörünün En İyi 10 Trendini Açıkladı

    Huawei 2026 Yılı Şarj Ağı Sektörünün En İyi 10 Trendini Açıkladı

     

     

    Huawei, 16 Ocak’ta 2026 Yılı Şarj Ağı Sektörünün En İyi 10 Trendini açıkladı. Huawei Akıllı Şarj Ağı Etki Alanı Başkanı Wang Zhiwu, sektör ve teknolojik trendlerini kapsamlı bir şekilde yorumladı.

    Trend 1: Yüksek Kaliteli Geliştirme

    Binek araçlardan ticari araçlara kadar, “yüksek kalite” ultra hızlı şarj altyapısı için bir zorunluluk haline geldi ve farklı araç modellerinin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için eski şarj cihazlarının büyük ölçekli bir şekilde yenilenmesini sağlamıştır. Yüksek kaliteli gelişim, birleşik planlama, standartlar, denetim ve İşletme ve Bakım yoluyla “ultra hızlı şarj şehirlerinden” “megawatt şarj şehirlerine” kadar uzanacak ve endüstri ortaklarının yüksek kaliteyi yüksek getiriye dönüştürmesini sağlayacaktır.

    Trend 2: Kapsamlı Ultra Hızlı Şarj

    Bir zamanlar premium bir ihtiyaç olan ultra hızlı şarjlı araç modelleri, artık herkes tarafından benimsenmeye başlayacak. Üçüncü nesil güç yarı iletken malzemelerin ve yüksek C-oranlı çekiş bataryalarının yaygın olarak uygulanması, ultra hızlı şarjlı araçların pazar payını daha da artıracaktır. Megawatt şarjlı ticari araçlar pazara hakim olacak.

    Trend 3: Megawatt Ölçekli Lojistik Elektrifikasyonu

    Uygulanabilir bir iş modeli için “yakıttan elektriğe” dönüşüm, ağır vasıtaların sınırlı ve kapalı uygulamalardan yaygın ve tüm senaryolarda kullanıma hızla yayılmasını sağlayacaktır. Çekiş bataryalarının maliyetinin düşürülmesi ve megawatt şarj teknolojilerinin inovasyonu, megawatt ölçekli lojistik elektrifikasyonunu durdurulamaz bir trend haline getirecek ve önemli ekonomik ve sosyal değerler getirecektir.

    Trend 4: Yüz Megawatt Ölçekli İstasyonlar

    Elektrikli lojistik trendinde, 100 MW ölçekli şarj istasyonları yüksek verimli operasyonlar için vazgeçilmez bir altyapı haline gelecektir. Teknik güçler, rekabetçi elektrik fiyatlandırması ve ölçeklenebilir dağıtım gibi faktörler, güçlü kümelenme etkilerinin kilidini açacak ve şarj istasyonu yatırımları için uzun vadeli, sürdürülebilir karlılığı güvence altına alacaktır.

    Trend 5: Güvenlik ve Güvenilirlik

    Binek araçlarla karşılaştırıldığında, ticari araçlar daha yüksek şarj gücüne ve şarj istasyonlarında daha büyük oranda enerji depolama sistemi (ESS) kapasitesine ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle, güvenlik ve güvenilirlik, şarj ağları için temel gereksinimler haline gelecektir. Kapsamlı elektriksel güvenlik koruma mimarisi, sağlam bir siber güvenlik temeliyle güçlendirilmiş olarak insanları, araçları ve şarj cihazlarını sorunsuz bir şekilde koruyacaktır.

    Trend 6: Sıvı Soğutmalı Ultra Hızlı Şarj

    Sıvı soğutmalı ultra hızlı şarj, üstün ısı dağılımı ve koruma sağlar, giderek yaygınlaşan şarj senaryolarında güvenilir performans sunar. Buna karşılık, geleneksel hava soğutmalı sistemler yüksek ısı, nem, tuz sisi ve yoğun toz gibi zorlu ortamlarda zorlanır. Gelecekte, sıvı soğutma teknolojisi araçlarda ve şarj cihazlarında uygulanarak verimli megawatt şarjı sağlayacak ve genel araç maliyetinin düşürülmesine katkıda bulunacaktır.

    Trend 7: DC Tabanlı ESS+Şarj Cihazı

    DC tabanlı bir ESS+şarj sistemi, güç kapasitesini etkili bir şekilde artırarak müşterilerin şebeke gücünün sınırlı olduğu yerlerde bile ultra hızlı şarj istasyonlarını hızlı ve uygun maliyetli bir şekilde kurmalarına yardımcı olabilir. Bu sistem, eski düşük kapasiteli istasyonları yükseltmek, ultra hızlı şarj istasyonlarının minimum şebeke gücü ile hızla yeniden kullanılmasını veya yeni kurulmasını sağlamak ve araç şarj taleplerini karşılama kapasitesini en üst düzeye çıkarmak için idealdir.

    Trend 8: Modüler İstasyon İnşaatı

    İstasyon düzeyinde modüler çözüm, çok çeşitli şarj senaryolarına uyum sağlayarak mühendislik inşaatı ve cihazın devreye alınması için üretilmiştir. Düşük maliyeti, hızlı kurulumu ve kolay taşınabilirliği onu esnek bir seçenek haline getirirken, dayanıklı tasarımı yatırımcılar için uzun vadeli değer ve koruma sağlar.

    Trend 9: Kampüs Mikro Şebekesi

    Şebeke oluşturan PV+ESS sistemi, sıvı soğutmalı ultra hızlı şarj teknolojisini entegre eder ve şebeke içi veya şebeke dışı modda çalışabilir. Bu, güç kapasitesini artıran, yeşil enerji kullanımını en üst düzeye çıkaran ve kullanım süresi arbitrajı yoluyla geliri artıran tek noktadan bir “PV+ESS+şarj cihazı+araç+ağ” çözümü oluşturur.

    Trend 10: Yapay Zeka Güçlendirme

    Şarj ağlarının akıllı evrimi, ağlar, istasyonlar, şarj cihazları ve araçlar arasında kesintisiz işbirliğini mümkün kılacaktır. Dijital siloları yıkarak, araç sahipleri için uçtan uca şarj deneyimini iyileştirecek ve genel lojistik ve nakliye verimliliğini artıracaktır.

    Huawei, kesintisiz, yüksek kaliteli ultra hızlı şarj ağlarının yaygınlaştırılmasını hızlandırmak ve mobilite elektrifikasyonu fırsatlarını yakalamak için iş ortaklarıyla birlikte çalışmaya devam edecek.

     

     

     

  • Viennalife 2026’ya güçlü bir vizyonla girdi

    Viennalife 2026’ya güçlü bir vizyonla girdi

    Viennalife, 9 Ocakta düzenlediği 2026 Acenteler Toplantısı ile Türkiye genelindeki acentelerini İstanbul’da bir araya getirdi. 2025’in kapsamlı bir değerlendirmesinin yapıldığı toplantıda, şirketin 2026 yılı hedefleri, sürdürülebilir büyüme stratejileri ve sektöre yön veren vizyonu paylaşıldı.

    İSTANBUL Orta ve Doğu Avrupa’nın 200 yıllık köklü sigorta grubu Vienna Insurance Group çatısı altında faaliyet gösteren Viennalife, 2026 Acenteler Toplantısı’nı 9 Ocak’ta İstanbul’da gerçekleştirdi. Türkiye genelinde faaliyet gösteren acentelerin katılımıyla gerçekleşen toplantı, şirketin büyüme yolculuğundaki stratejik kilometre taşlarından biri oldu

    “Birlikte Daha Akıllıyız! Ortak Akılla Yükseliyoruz” mottosuyla hayata geçen toplantıda, 2025 yılının kapsamlı değerlendirmesi yapılırken, 2026’ya ilişkin hedefler, sektör öngörüleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri paylaşıldı. Viennalife, bu toplantıda 2026’yı “performans ve kalite yılı” olarak ilan etti.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Viennalife CEO’su Uğur Tozşekerli, şirketin sektördeki konumuna ve gelecek vizyonuna dikkat çekti. Uğur Tozşekerli, “Kasım ayı itibarıyla %11,95 pazar payıyla hayat sigortası sektöründe üçüncü sıradayız. Güçlü organizasyon yapımız, profesyonel ekibimiz ve sahadaki etkinliğimizle bu payı önümüzdeki 5 yıl içinde %18’in üzerine taşımayı hedefliyoruz” dedi.

    “İstikrarlı büyüme yolculuğumuzda emin adımlarla ilerliyoruz”

    Toplantıya katılan acenteler, Viennalife’ın önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını, yeni vizyonunu ve ürün-hizmet stratejilerini doğrudan dinleme fırsatı buldu. Müşteri odaklılık, güven temelli yaklaşım, sürdürülebilirlik kültürünün kurumsallaşması ve dijital dönüşüm hedefleri toplantının ana başlıkları arasında yer aldı.

    Konuşmasında sektördeki yeniliklere dikkat çeken Uğur Tozşekerli, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ana hedefimiz, sürdürülebilir kârlılığı kalıcı ve güçlü bir iş modeline dönüştürmek. Yarını bugünden şekillendiren teknolojik altyapımız ve yapay zekâ odaklı çözümlerimizle, sigortacılığın geleceğini daha ileri bir perspektiften ele almaya devam ediyoruz.”

    2030’da hedefimiz hayat sigortacılığında sektör liderliği”

    2026 yılına ilişkin vizyonunu da net bir şekilde açıklayan Viennalife CEO’su Uğur Tozşekerli, “2026’yı performans ve kalite yılı olarak konumlandırıyoruz. 2030 hedefimizde ise hayat sigortacılığında sektör liderliği var. Bu yolculuğu acentelerimizle birlikte, güven ve yenilik temelinde sürdürmeye kararlıyız” diye konuştu.

    Viennalife CEO’su Uğur Tozşekerli, 2026 Acenteler Toplantısı’nda ilk 3’e giren acentelere plaket takdim etti.

    Acenteler Toplantısı, gala yemeği ve konserle sona erdi.

  • Op. Dr. Çağrı Yiğit: “Düzenli göz muayenesi, katarakta bağlı görme kaybını önlemede kritik rol oynuyor”

    Op. Dr. Çağrı Yiğit: “Düzenli göz muayenesi, katarakta bağlı görme kaybını önlemede kritik rol oynuyor”

    Dünya genelinde yaşlanan nüfus yapısı, göz sağlığını sağlık politikalarının öncelikli başlıklarından biri haline getirmektedir. Özellikle katarakt, ileri yaş grubunda en sık gölen göz hastalıkları arasında yer almaktadır. Küresel sağlık verileri, kataraktın tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen geç başvuru nedeniyle ciddi görme kayıplarına yol açabildiğini göstermektedir. Düzenli göz muayenesi ve erken tanı, bu tabloyu tersine çevirebilen en önemli unsurlar arasında değerlendirilmektedir. Veni Vidi İzmit doktoru Op. Dr. Çağrı Yiğit, katarakt farkındalığının artırılmasının önemine dikkat çekmektedir.

    Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde en az 2,2 milyar kişi yakın ya da uzak görme bozukluğu ile yaşamaktadır. Bu vakaların en az 1 milyarının uygun tedavi ya da erken müdahale ile önlenebilir veya henüz tedavi edilmemiş olduğu belirtilmektedir. Katarakt, bu tablo içinde en yaygın ve tedavi edilebilir görme kaybı nedenleri arasında yer almaktadır. Katarakta bağlı görme kaybının özellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde belirgin şekilde arttığı ifade edilmektedir. Sağlık otoriteleri, düzenli göz kontrollerinin kataraktın yol açtığı kalıcı görme kayıplarını azaltmada temel rol oynadığını vurgulamaktadır.

    Kataraktın küresel yüküne ilişkin yapılan değerlendirmelerde, dünya genelinde yaklaşık 17 milyon kişinin yalnızca katarakt nedeniyle kör olduğu bildirilmektedir. Buna ek olarak 80 milyondan fazla bireyin katarakta bağlı orta ve ileri düzey görme bozukluğu yaşadığı ifade edilmektedir. Bu veriler, kataraktın yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda küresel bir halk sağlığı meselesi olduğunu ortaya koymaktadır. Yaşlanan nüfus eğiliminin devam etmesiyle birlikte 2025 yılı itibarıyla katarakt vakalarının daha da artacağı öngörülmektedir. Bu nedenle erken tanı ve cerrahiye zamanında erişim, sağlık sistemleri açısından stratejik bir alan olarak değerlendirilmektedir.

    Bu çerçevede Op. Dr. Çağrı Yiğit, kataraktın çoğu zaman yavaş ilerleyen ve başlangıçta fark edilmesi zor bir hastalık olduğuna dikkat çekmektedir. Yiğit, düzenli göz muayenesinin bu noktada belirleyici olduğunu ifade etmektedir. Yiğit şu değerlendirmelerde bulunmaktadır: “Katarakt erken evrede çoğu zaman hafif görme bulanıklığı ile kendini gösterir ve hastalar bunu yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirebilir. Oysa düzenli muayene ile katarakt erken dönemde tespit edilebilmektedir. Erken tanı, görme kaybı oluşmadan etkili tedavi planı yapılmasını sağlamaktadır.”

    Yaş ilerledikçe katarakt riski belirgin şekilde artmaktadır”

    Türkiye’de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payının artması, katarakt gibi yaşa bağlı göz hastalıklarını daha görünür hale getirmektedir. İleri yaş grubunda görme kalitesindeki düşüş, bireylerin günlük yaşam aktivitelerini doğrudan etkilemektedir. Katarakt, bu yaş grubunda en sık karşılaşılan görme sorunlarının başında gelmektedir. Uzmanlar, yaşlı bireylerde yılda en az bir kez göz muayenesi yapılmasının önemine dikkat çekmektedir. Düzenli takip, kataraktın ilerlemesini kontrol altına almada önemli bir avantaj sağlamaktadır.

    Yiğit, bu noktada erken başvurunun altını çizmektedir. Kataraktın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Yiğit, gecikmiş vakalarda görme kalitesinin daha fazla etkilendiğini ifade etmektedir. Yiğit, erken tanı sayesinde hastaların yaşam kalitesinin korunabildiğini vurgulamaktadır. Veni Vidi İzmit, bu anlayış doğrultusunda kapsamlı göz muayeneleriyle kataraktın erken evrede tespit edilmesini hedeflemektedir.

    Katarakt tedavisinde doğru zamanlama sonuçları belirlemektedir”

    Veni Vidi İzmit, katarakt tanı ve tedavisinde güncel cerrahi teknikler ve hasta odaklı yaklaşımıyla hizmet sunmaktadır. Katarakt cerrahisi, günümüzde en güvenli ve başarı oranı yüksek cerrahi işlemler arasında yer almaktadır. Doğru zamanda yapılan müdahale, hastaların görme kalitesini kalıcı şekilde artırabilmektedir. Bu süreçte hastanın yaşam beklentileri ve göz yapısı birlikte değerlendirilmektedir.

    Op. Dr. Çağrı Yiğit, merkezin yaklaşımını şu sözlerle özetlemektedir: “Katarakt tedavisinde en önemli unsur doğru zamanlamadır. Her hastanın ihtiyacı farklıdır ve tedavi planı kişiye özel oluşturulmalıdır. Amacımız, hastalarımızın görme kalitesini güvenli ve sürdürülebilir şekilde artırmaktır.”

  • Türkiye’de kadın hentbolu, bireysel çabalarla yükseliyor

    Türkiye’de kadın hentbolu, bireysel çabalarla yükseliyor

    Deneyimli sporcu Güneş Viter, yaklaşık 30 yıldır aktif olarak yer aldığı hentbola dair değerlendirmelerini paylaştı. 2004’te Avrupa Hentbol Federasyonu tarafından “üstün beceri” sınıfına dahil edilen sporcu, Türkiye’nin kadın hentbolunda dünyada ilk 16’ya girebileceğine işaret ederek cinsiyet eşitliği için uygulanabilecek politikaları açıkladı.

     İSTANBUL — Türkiye’nin de katıldığı Dünya Kadınlar Hentbol Şampiyonası kapsamında Stuttgart’ta kıyasıya bir mücadele devam ederken; deneyimli sporcu Güneş Viter, hem sahada hem de yönetim masasında yaklaşık 30 yıldır yer aldığı kadın hentboluna dair değerlendirmelerini paylaştı. 2004 yılında Antalya’da düzenlenen dünya şampiyonasında uyguladığı “Güneş Hareketi” ile Avrupa Hentbol Federasyonu’nun (EHF) teknik komitesi tarafından “üstün beceri” sınıfına dahil edilen sporcu, hentbolda cinsiyet eşitliği için uygulanabilecek politikaları açıkladı.

    2013–2025 arasında üniversite ve plaj hentbolunda sayısız derece elde eden takımlar yetiştiren Güneş Viter, “Türkiye kadın hentbolunda son yıllarda önemli başarılar elde etti. Ancak bu başarıların büyük kısmının hâlâ dönemsel olduğunu kabul etmek gerekiyor. Uzun bir aradan sonra A Milli Kadın Takımı’nın Avrupa Şampiyonası’nda yer alması, Antalya Konyaaltı Belediyesi’nin EHF Challenge Kupası’nı kazanması ve Türkiye’nin hem salon hem plaj hentbolunda çeşitli yaş kategorilerinde Avrupa şampiyonalarına ev sahipliği yapması elbette çok değerli gelişmeler. Ne var ki bu başarılar henüz kurumsal bir sürdürülebilirliğin ürünü değil. Türkiye’de hâlâ bireysel çaba ve kulüp temelli girişimlerle ilerleyen bir başarı modeli var” dedi.

    “Güçlü politikalar üretilirse, Türkiye ilk 16’ya girer ve kalıcı olur”

    2022–2024 döneminde Türkiye Hentbol Federasyonu Kadın Kurulu Başkanı olarak görev yapan Güneş Viter, Türkiye’nin Avrupa’nın ilk 16 hentbol ülkesi arasına girme potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

    “Ülkemizin genç nüfusu, atletik yapısı ve kültürel olarak spora yatkınlığı potansiyelimizi daha da güçlendiriyor. Türkiye, çok yetenekli sporcular yetiştirebilen bir ülke. Bunu voleyboldaki yükselişimizden de açıkça görüyoruz. Ancak hentbolda kritik eşik, bireysel çaba ve dönemsel başarıların ötesine geçip kurumsal bir sistem oluşturmakla aşılabilir. Uzun vadeli bir ulusal strateji, okul sporlarıyla kulüp yapılarının entegrasyonu, bilim temelli antrenör eğitimleri, profesyonel kulüp yönetimi ve tesisleşme gibi alanlarda güçlü politikalar üretildiği takdirde Türkiye yalnızca ilk 10’a girmekle kalmaz, orada kalıcı da olabilir.”

    “Kadın hentbolunun gerçek potansiyeli, kurumsal politikalarla açığa çıkıyor”

    Kadın sporcuların, antrenörlerin ve altyapıdaki kız çocuklarının koşullarının iyileştirilmesine yönelik birçok politika ve program geliştiren Güneş Viter, “Hentbolda cinsiyet eşitliği açısından kırılma noktası, kadın hentbolunun “yardım edilmesi gereken bir alan” gibi görülmekten çıkıp, federasyon ve kulüpler tarafından açık bir şekilde stratejik yatırım alanı olarak tanımlanmasıdır. Sahada son derece yetkin kadın sporcularımız, antrenörlerimiz ve hakemlerimiz olmasına rağmen, karar mekanizmalarının büyük çoğunluğuna hâlâ erkekler egemen. Bu durum, cinsiyet eşitliğini kişilerin iyi niyetiyle yürüyen kırılgan bir yapıya dönüştürüyor. Kadın hentbolunun gerçek potansiyeli, ancak bu alanı ciddiyetle sahiplenen kurumsal politikalarla açığa çıkıyor. Aksi halde bireysel çabalar ne kadar güçlü olursa olsun, kalıcı dönüşümün sağlanması zorlaşıyor” diyerek değerlendirmelerine şunları ekledi:

    “Federasyon ve kulüplerin cinsiyet eşitliğini güçlendirmek için atabileceği kısa vadeli adımlar aslında oldukça ulaşılabilir. İlk olarak kurumsal bir “cinsiyet eşitliği eylem planı” hazırlanması, bu alandaki hedeflerin görünür ve takip edilebilir olmasını sağlayabilir. Kadın antrenör ve yöneticilerin gelişimini destekleyen eğitim programları oluşturmak, kadın maçlarının yayın ve tanıtım süreçlerini iyileştirmek ve teknik personel için toplumsal cinsiyet ile çocuk koruma eğitimlerini zorunlu hale getirmek de hızlı etki yaratabilecek uygulamalar arasında yer alıyor. Bu tür adımlar, yalnızca kadınların değil, tüm ekosistemin profesyonelleşmesine katkıda bulunacak güçlü mekanizmalar üretiyor.”

    “Hentbolda gelişim, sürekli öğrenme ve spor kültürünün parçası olma isteğinden geçiyor”

    BoMoVu (Sosyal Güçlenme İçin Beden ve Spor Hareketi) ile birlikte Türkiye’de en kapsamlı çocuk koruma belgelerinden biri olan Defne Spor Kulübü Çocuk Koruma Politikası’nı hazırlayan Güneş Viter, sözlerini hentbolda kendini geliştirmek isteyenlere tavsiyelerde bulunarak sonlandırdı:

    “Kendini hentbolda geliştirmek isteyen sporculara en önemli önerim çok yönlü olmaları. Fiziksel güç ve teknik beceri kadar oyun zekası, karar verme becerisi ve iletişim kapasiteleri de gelişimin bir parçası. Uluslararası deneyim elde etmek, yabancı dil bilmek ve akademik yaşamla sporu birlikte yürütmek, sporcuların kariyerlerini güçlendirebiliyor. Antrenörler için ise çocuk koruma, iletişim, spor psikolojisi ve modern antrenman bilimi gibi alanlarda düzenli eğitim almak, kendi antrenmanlarını analiz etmek ve sporcu merkezli yaklaşımı temel almak çok değerli. Hangi rolde olursa olsun, hentbolda gelişimin anahtarı sürekli öğrenme ve güvenli, destekleyici bir spor kültürünün parçası olma isteğinde yatıyor.”

    Yılların hentbol birikimini yeni kuşak sporcular için dönüştüren Güneş Viter, hentbolun sahadan edindiği tecrübe, sporcu kimliği ve yenilikçi yaklaşımını kız çocuklarının güçlenmesi, kadın antrenörlerin desteklenmesi ve daha güvenli spor ortamları oluşturulması için kullanan öncü bir isim olarak öne çıkıyor. Geçmişte oyunun şeklini değiştiren bir sporcu olan Viter, bugün oyunun geleceğini daha adil, güvenli ve eşitlikçi bir zemine taşımak için çalışıyor.

  • Boost The Future Demo Day’de 7’nci dönem girişimleri sahnelendi

    Boost The Future Demo Day’de 7’nci dönem girişimleri sahnelendi

     

     

    Akbank ve Endeavor Türkiye iş birliğiyle yürütülen Boost The Future Girişim Hızlandırma Programı’nın 7’nci döneminde yer alan 8 teknoloji girişimi, Demo Day sahnesinde yer aldı. Her yıl girişimciler ve yatırımcılardan büyük ilgi gören program, yedi yıldır girişimlerin ölçeklenme ve büyüme yolculuğuna somut katkı sunmayı sürdürüyor.

    Akbank ve Endeavor Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen Boost The Future Girişim Hızlandırma Programı’nın 7’nci dönemi, girişimcilik ekosisteminin önde gelen paydaşlarını bir araya getiren Demo Day etkinliğiyle sona erdi.Programa seçilen 8 teknoloji girişimi, 3 ay süren yoğun mentorluk, atölye çalışmaları ve kurucu forumlarının ardından düzenlenen Demo Day’de, iş modellerini ve ölçeklenme hedeflerini yatırımcılar ve ekosistem temsilcileriyle paylaştı.

     

    Demo Day kapsamında değerlendirmelerde bulunan Akbank Dijital Çözümler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven, “Akbank olarak girişimcileri desteklemeyi toplumun ve ekonominin geleceğini güçlendiren bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu bakış açısının somut bir yansıması olan Boost The Future ile birlikte öğrenen, birlikte büyüyen ve geleceği birlikte tasarlayan bir programa imza attık. Yedi yıldır bu programla, bugünün ihtiyaçlarına yanıt verirken yarının iş yapış biçimlerini de şekillendirecek girişimleri destekliyoruz. Girişimcilerin doğru mentorluk, güçlü bir ağ ve güvenilir iş ortaklarıyla buluşmasının, fikirleri sürdürülebilir, ölçeklenebilir iş modellerine dönüştürdüğüne inanıyoruz. Bu doğrultuda girişimcilerin yanında olmayı sürdüreceğiz” dedi.

     

    Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli ise “Bugün startup dünyasında değer, yalnızca bugünün gerçekleriyle değil, geleceğe duyulan inançla şekilleniyor. Yapay zeka çağında rekabet artık tek bir dev oyuncunun her şeyi dönüştürdüğü bir yapıdan ziyade, hızlı adapte olabilen, niş alanlarda derinleşen ve lokalden globale değer üretebilen girişimler üzerinden ilerliyor. Endeavor Girişimcilerine veya bu dönemde başarılı olan girişimlere baktığınızda üç ortak özellik görebilirsiniz: Kurucu ekiplerin uzun vadeli uyumu, sürdürülebilir bir finansal model ve ilk günden itibaren global düşünme refleksi. Boost The Future, yedi yıldır tam da bu üç alanda girişimcilere güç kazandıran, onları yalnızca büyümeye değil doğru şekilde ölçeklenmeye hazırlayan bir program” diye konuştu.

     

    DEMO DAY’DE YAPAY ZEKA VE TEKNOLOJİ ODAKLI GİRİŞİMLER ÖNE ÇIKTI

     

    Boost The Future’ın 7’nci dönem Demo Day sahnesine yer alan girişimler; yapay zeka, veri analitiği, sağlık teknolojileri, insan kaynakları ve hukuk teknolojileri gibi farklı alanlarda geliştirdikleri çözümlerle öne çıktı. Girişimler, iş süreçlerini sadeleştiren, verimliliği artıran ve sektörlere özel dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yanıt veren yaklaşımlar sundu. Ortalama şirket yaşı 2 ve ortalama kurucu yaşı 35 olan bu genç girişimler, bugüne kadar toplam 4,7 milyon ABD doları yatırım toplamayı başarmış bulunuyor.

     

    Demo Day’de sunum yapan girişimler ve odaklandıkları alanlar şöyle oldu:

     

    Beeasist: Hizmet sektöründeki KOBİ’lerin satış ve günlük operasyonlarını uçtan uca yönetmelerini sağlayan yapay zeka destekli B2B2C SaaS platformu.

     

    Datablast: Veri ekipleri için akıllı veri yönetimi, gelişmiş analiz ve yapay zeka destekli içgörü üretimini tek platformda sunan teknoloji girişimi.

     

    HaloScape: Giyilebilir teknolojiler, IoT sağlık cihazları ve biyokimyasal verileri tek platformda birleştiren yapay zekâ temelli sağlık uygulaması.

     

    HrPanda: İşe alım süreçlerini uçtan uca yöneten, yapay zeka destekli yeni nesil aday takip sistemi (ATS).

     

    Marqby: Fikri varlıklara yönelik süreçlerin dijitalleşmesini sağlayan ve hukuk teknolojileri alanında çözümler geliştiren platform.

     

    Novus: Kodlama gerektirmeden, yapay zeka ajanlarıyla kişiselleştirilmiş iş akışları ve otomasyonlar oluşturmayı sağlayan teknoloji girişimi.

     

    Skymod Teknoloji: Chat, Asistan ve Agent Workflow modüllerini tek çatı altında sunan, güvenli ve özelleştirilebilir yapay zeka projeleri geliştirme platformu.

     

    Viseur AI: Sağlık sektöründe hastalıkların daha iyi teşhis edilmesini hedefleyen, yapay zeka tabanlı SaaS çözümler geliştiren teknoloji girişimi.

     

    BOOST THE FUTURE’DA 7 YILDA GÜÇLÜ BİR ETKİ ALANI OLUŞTURULDU

     

    Boost The Future Programı, bugüne kadar girişimcilik ekosisteminde sürdürülebilir bir etki yaratan önemli sonuçlara imza attı. Yedi dönemde, programa yapılan yüzlerce başvurunun arasından, toplam 82 başarılı girişim mezun olurken, program kapsamında 160 saatin üzerinde atölye, 220 saati aşkın mentorluk desteği ve 72 saatlik kurucu forumları gerçekleştirildi.

     

    Program mezunları arasında yer alan girişimler, güçlü ciro büyümeleri, küresel müşteri tabanları ve yatırım performanslarıyla Boost The Future ekosisteminin yarattığı çarpan etkisini ortaya koyuyor. 6. dönem mezunlarından Eachlabs, toplamda 1,8 milyon ABD doları yatırım alırken, son bir yılda 23 kat ciro büyümesine erişti. 2. dönem mezunu Wask’ın yıllık düzenli geliri (ARR) 2,3 milyon ABD dolarına ulaştı.

     

    Abonelerinin yüzde 98’i global pazarlardan ve bunun yüzde 35’ten fazlasını ise ABD pazarı oluşturuyor. Toplamda 1,1 milyon ABD doları yatırım alan 4. dönem mezunlarından Co-one ise son bir yılda 3 yeni pazara açılırken 3 kat ciro büyümesine ulaştı. Programa katılan girişimler, mezun olduktan sonra da ölçeklenme ve globalleşme yolculuklarında Boost the Future ağından güç almayı sürdürüyor; geliştirdikleri teknoloji ve iş modelleriyle Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine ve yüksek katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine somut katkı sağlıyor.

     

    Boost The Future Demo Day, her yıl olduğu gibi bu yıl da girişimler için yeni iş birliklerinin ve yatırım fırsatlarının kapısını aralarken, Türkiye girişimcilik ekosistemi için ilham veren bir buluşma noktası olmayı sürdürdü.

     

  • Erkunt Traktör, 23 Yıldır Çiftçilerin Yol Arkadaşı

    Erkunt Traktör, 23 Yıldır Çiftçilerin Yol Arkadaşı

    Tarım sektörünün tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz için de stratejik bir konuma yükseldiğini belirten Erkunt Traktör CEO’su Tolga Saylan, 2025 yılında yaşanan kuraklıklarla birlikte finansmana erişimde yaşanan sorunların ön planda olduğunu söyledi.

     

    Ekonominin temelinde üretim ve üretici olduğuna dikkat çeken Saylan, Erkunt Traktör olarak yalnızca traktör üreten bir marka değil; yıllardır çiftçinin emeğini ve geleceğini gözeten bir yol arkadaşı olduklarını vurguladı.

    2025 yılının tarım sektörü ve makine yatırımları açısından dalgalı ve zorlayıcı bir yıl olduğunu kaydeden Tolga Saylan, “İklim kaynaklı kuraklık, yağış azlığı ve bazı bölgelerde yaşanan don olayları, rekolteyi ve çiftçimizin gelir beklentisini doğrudan etkiledi. Bunun üzerine finansmana erişimdeki sıkılaşma ve kredi kanallarındaki daralma, sektördeki yatırım iştahını belirgin şekilde baskıladı. Erkunt olarak bu dönemi ‘bekle-gör’ yaklaşımıyla değil; sahayı daha yakından dinleyerek ve süreçlerimizi daha verimli kurgulayarak yönettik. Zorlu koşullarda bile çiftçimizin işini kolaylaştıracak ürün, hizmet ve erişilebilirlik başlıklarına odaklanmayı sürdürdük. 2025’i, dayanıklılığımızı ve planlama disiplinimizi test ettiğimiz; aynı zamanda yeni nesil dönüşümleri sahaya indirdiğimiz bir yıl olarak görüyoruz” diye konuştu.

    ÜRÜN PORTFÖYÜNÜ ZENGİNLEŞTİRDİK

    2025 yılında çiftçilerin farklı ihtiyaçlarına yanıt veren model çeşitliliğine ağırlık verdiklerini kaydeden Saylan, şunları söyledi: “2025’te pazar genelindeki daralmaya rağmen stratejik önceliğimiz; ürün portföyümüzü pazar beklentileriyle uyumlu şekilde güncellemek ve müşteri deneyimini güçlendirmek oldu. Bu kapsamda Faz 5 emisyon seviyesine geçişi planladığımız takvim doğrultusunda tamamlayarak üretim süreçlerimizi ve model gamımızı yeniledik. 26 HP’den 125 HP’ye uzanan geniş ürün yelpazemizle farklı ihtiyaçlara hitap etmeyi sürdürdük. Ayrıca motor garanti süresini 5 yıla çıkararak, kendi motorumuz olan e CapraMotor’a duyduğumuz güveni ortaya koyduk. Bu geçişle birlikte çiftçimizin yıllık bakım maliyetlerinde yüzde 45’e varan ciddi bir iyileştirme sağladık. Pazarın yaklaşık yüzde 40 daraldığı bir yılda, yeni ürünlerimiz ve yaygın hizmet altyapımız sayesinde pazar payımızı koruduk. Müşteri memnuniyeti tarafında ise sahadan aldığımız geri bildirimleri düzenli olarak analiz ederek hem ürün iyileştirmelerinde hem de satış sonrası süreçlerde hızlı aksiyonlar aldık.”

    2026’DA PAZAR PAYIMIZI YÜKSELTMEK İSTİYORUZ

    2026 yılında pazar payını artırmayı hedeflediklerini dile getiren Tolga Saylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “2026’da talep eğiliminin, 2025’e benzer şekilde temkinli seyretmesini bekliyoruz. Bununla birlikte emisyon normlarına uyumun sektör genelinde daha dengeli bir rekabet ortamı yaratacağına inanıyoruz. Erkunt Traktör olarak 2026 yılında; sahada güçlü hizmet ağımız, güncellenmiş ürün portföyümüz ve toplam sahip olma maliyetini optimize eden yaklaşımımızla pazar payımızı orta vadede yüzde 10’un üzerine taşımayı hedefliyoruz.

    Ürün geliştirme tarafında verimlilik, dayanıklılık ve kullanıcı konforu odağında ilerliyoruz. Motor teknolojileri, yakıt verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik, Ar Ge gündemimizin omurgasını oluşturuyor. e Capra motorunu geliştirirken yaklaşımımız; yalnızca emisyon normlarına uyum sağlamak değil, aynı zamanda çiftçimizin yakıt maliyetlerini düşüren ve sahada uzun ömürlü performans sunan bir çözüm üretmekti. Bugün Faz 5 uyumlu motorlarımızla bu hedefi sahada destekleyen bir noktadayız. Çiftçimizin değişen koşullarda daha az maliyetle daha yüksek verim almasını sağlayacak teknik geliştirmeler ve uygulamalar, gündemimizin merkezinde olmaya devam edecek.”

    İHRACATTA KONTROLLÜ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME

    İhracat faaliyetlerini, Erkunt Traktör’ün ihracat markası olan ArmaTrac üzerinden yürüttüklerini hatırlatan Saylan, “Özellikle Avrupa pazarı; mühendislik seviyesi, emisyon normları ve güvenilirlik açısından önemli bir referans. ArmaTrac çatısı altında, Avrupa standartlarına uyumlu ürünlerimizle sürdürülebilir bir varlık hedefliyoruz. Bölgesel pazarlarda ise hızlı büyümeden ziyade, doğru ürün–doğru pazar dengesiyle ilerlemeyi önemsiyoruz. Her ülkenin tarımsal yapısı ve kullanım alışkanlıkları farklı. Bu nedenle yerel ihtiyaçlara uygun çözümlerle, marka değerimizi koruyan kontrollü bir büyüme yaklaşımını benimsiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • AGFA HealthCare, ECR 2026’da Yeni Görüntüleme İnovasyonlarını Tanıtıyor

    AGFA HealthCare, ECR 2026’da Yeni Görüntüleme İnovasyonlarını Tanıtıyor

    4-8 Mart tarihleri arasinda Viyana’da duzenlenecek ECR 2026’da (Avrupa Radyoloji kongresi ) AGFA, Enterprise Imaging, radyologların akışta kalmasını sağlamak için “Önce Klinisyen” yaklaşımını sunuyor, inovasyonun arkasındaki insanı öne çıkarıyor ve teknolojileriyle konfor içinde çalışmaları için onları güçlendiriyor.

    ECR 2026’da AGFA HealthCare, klinisyen deneyimini dönüştüren ve daha akıllı bakımı teşvik eden en son görüntüleme inovasyonlarını tanıtacak. Bilgiyi eyleme dönüştüren AGFA, radyologları kesintisiz iş akışları, akıllı otomasyon ve özel teşhis ortamlarıyla güçlendiren gelişmeler sunuyor. 2026 etkinliğinin teması olan “Bilgi Işınları” altında AGFA, klinisyenin zorluklarını ve iş akışı gerçeklerini derinlemesine anladığını gösteren ‘Önce Klinisyen’ yaklaşımını benimseyerek Güçlendirici (Empowerer) zirvesine nasıl ulaştığını göstermeye hazır.

    AGFA HealthCare Güney Avrupa Bölge Başkanı Andrea Polticchia, “‘Önce Klinisyen’ bir mesajdan fazlası, bir zihniyettir” diyor. “Bu yaklaşım derinleşen taahhüdümüzü yansıtıyor; teknoloji klinisyenlere hizmet etmek için var, tersi değil. Piyasalarımızda Güçlendirici olarak görülüyoruz; klinisyenin gerçek dünya deneyimini anlayan, öngören ve buna göre tasarlayan bir ortak. Bu, klinisyenleri gerçekten destekleyen güçlendirme seviyesidir ve klinisyenler desteklendiğinde hasta bakımı gelişir.”

    Sadece görüntüin değil, insanlar için inşa edilen AGFA HealthCare’in Enterprise Imaging platformu, klinisyenleri, BT (Bilgi Teknolojileri) ekiplerini ve sağlık kurumlarını odaklanmış, kendinden emin ve kontrolde tutmak için tasarlanmıştır. Bir çözümden fazlası olan bu platform, ekipleri ve teknolojileri birleştiren, karmaşıklığı basitleştiren ve bakım sürekliliği boyunca iş birliğini güçlendiren bağlantılı bir ekosistemdir. İleri teknolojinin gerçek insan ihtiyacıyla buluştuğu, karmaşıklığı netliğe ve tükenmişliği dengeye dönüştürdüğü yerdir.

    AGFA HealthCare Kuzey Avrupa Bölge Başkanı Roberto Anello, “ECR uzun zamandır Avrupa radyolojik mükemmelliğinin zirvesi olmuştur ve klinik topluluğu güçlendirmek için mükemmel bir sahnedir” diyor. “Enterprise Imaging, her klinik ana hassasiyet ve netlik getirerek yılların deneyimini kesintisiz teşhis akışına dönüştürüyor. AGFA HealthCare, derin klinik içgörünün, son teknoloji ve insan bağlantısının birleştiği yeni bir zirveye ulaştı. Her tıklama, her vaka, her iş birliği, ister hastanede, ister evde veya bağlı bir bakım ağında olsun, radyoloğun gerçekliği etrafında amaca yönelik olarak inşa edilmiştir.”

    ECR 2026’da Yenilikler

    Streaming Client Şimşek hızında. Nerede olursanız olun.
    AGFA HealthCare’in kurulum gerektirmeyen (zero-footprint) Streaming Client’ı ile radyologlar, doğrudan tarayıcılarında tam bir teşhis deneyiminin keyfini çıkarıyor. Şimşek hızını tam sadakat ve kişiselleştirilmiş iş akışı araçlarıyla birleştirerek, sahada bekledikleri aynı hassasiyet ve aşinalıkla herhangi bir yerden okuma yapmalarına olanak tanır.

    RUBEE® Orchestrator – Doğru vaka, doğru zamanda doğru radyologaRUBEE® tarafından desteklenen İş Akışı Orkestrasyonu (Workflow Orchestration), daha akıllı iş akışları, kimlik bilgisi farkındalıklı dağıtım, canlı SLA (Hizmet Düzeyi Anlaşması) panoları ve kişiselleştirilmiş iş listeleri ile radyoloji ekiplerinin hizalı, verimli ve odaklanmış kalmasına yardımcı olur.

    RUBEE® AI – Klinik kontrolü destekleyen gömülü zeka
    Esnek ve satıcıdan bağımsız olan RUBEE® AI (Yapay Zeka), yapay zeka sonuçlarının doğrudan teşhis iş akışına entegre edilmesiyle, küratörlü ve üçüncü taraf algoritmalara kesintisiz erişim sağlar. İnsan uzmanlığının yerini almaktan ziyade onu geliştiren hızlı karar desteği sunmak için derinlemesine gömülüdür ve radyologların daha fazla verimlilik, tutarlılık ve güvenle çalışmasını sağlar.

    Enterprise Imaging Cloud – Engelsiz, kesintisiz görüntüleme
    Görüntülemeyi engelsiz sunan Enterprise Imaging Cloud, BT operasyonlarından karmaşıklığı kaldıran, dağıtımı hızlandıran ve %99,99’a varan çalışma süresini garanti eden tam yönetimli bir SaaS (Hizmet Olarak Yazılım) çözümüdür. Güvenilir güvenlik, zahmetsiz ölçeklenebilirlik ve gönül rahatlığıyla, görüntülemeyi her yerde kesintisiz tutar.

    Bilgi Işınlarını Yaymak
    Eğitim, ECR 2026’daki varlığımızın merkezinde yer alıyor. Etkileşimli oturumlar ve uzman diyalogları aracılığıyla AGFA HealthCare, klinisyenleri güçlendiren içgörüleripaylaşıyor; birlikte büyümelerine, bağlantı kurmalarına ve gelişmelerine yardımcı oluyor.

    AI (Yapay Zeka) Lightining Talk: “Piksellerden Pratik Sonuçlara: Enterprise Imaging ile Radyolojide Güvenilir Yapay Zekayı Orkestre Etmek” – 4 Mart Çarşamba 14:10 – 14:30

    Yapay Zeka Tiyatrosu’nda gerçekleşecek AI Yıldırım Konuşması’nda çığır açan Artırılmış Zeka’yı gön! Küresel Baş Tıbbi Sorumlu (CMO) ve Enterprise Imaging & AI Küresel Direktö Dr. Anjum Ahmed, İş Akışı Zekası, Temel Modeller ve Yapay Zeka Çağında Klinik Güven Sanatı üzerine olağanüstü bir oturum sunacak.

    Klinik Öğle Yemeği ve Öğrenme Oturumu: “Sürdürülebilir Bir GörüntülemeGeleceği İçin Ağ Bağlantılı Radyoloji ve Yapay Zeka” – 5 Mart Perşembe 13:00

    Oda G2’de (Seviye -2) gerçekleşecek Uydu Sempozyumu oturumunda Avrupalı Radyologlardan oluşan panelimizle etkileşime geçin. Dr. Peter Strouhal (Alliance Medical – İngiltere), ayrıca Dr. Davide Ippolito (Fondazione IRCCS San Gerardo dei Tintori, İtalya), Dr. Filip Deckers (ZAS Hastanesi, Belçika) ve Dr. AthanasiosChalazonitis (Alexandra Genel Hastanesi, Yunanistan) inanılmaz bir görüntülemebozucuları ekibi oluşturuyor. Görüntüleme Sağlık Ağlarının ve Yapay Zeka destekli iş akışlarının radyoloji hizmetlerini nasıl dönüştürdüğünü tartışacaklar.

    Viyana’da sizi görmek için sabırsızlanıyoruz. ‘Önce Klinisyen’ diyerek kendi mirasımızı şekillendirirken, Güçlendirici kaidemizde gururla duran #TeamAGFA’ya katılın. Ve Klinisyenler birinci olduğunda, görüntülemenin güçlendiğini görürüz. İşte akıştaki hayat budur.

    ECR 2026’da görüntülemenin geleceğini görün. Stant #X2 214.

  • Yuan Huan’ın Kulübesi, Berlin Film Festivali’nde!

    Yuan Huan’ın Kulübesi, Berlin Film Festivali’nde!


    Dünya çocuklarını hikâyelerin büyülü dünyasında dolaştıran Yuan Huan’ın Kulübesi, Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde tanıtılacak.

    Rodari Ödüllü yazar Miyase Sertbarut’un İtalyancadan Çinceye 17 dile çevrilen romanı Yuan Huan’ın Kulübesi, bu yıl 76.’ncısı düzenlenecek Berlin Film Festivali kapsamındaki “Books at Berlinale” projesine başvuran 100’e yakın eser arasından öne çıkarak 10 kitaplık listeye seçildi.  

    Frankfurt Kitap Fuarı ve Berlinale Co-Production Market işbirliği ile 2006’dan bu yana Berlin Film Festivali himayesinde gerçekleştirilen “Booksat Berlinale”, dünyanın dört bir yanından film yapımcıları ile edebiyat ajanslarını bir araya getirerek edebiyattan beyazperdeye uyarlanma potansiyeli yüksek kitapların tanıtımını üstleniyor.

    Çocuklar için kaleme alınmış kitapların nadiren seçildiği projede yer almayı başaran Yuan Huan’ın Kulübesi’nin tanıtımında “İster kâğıt üzerinde ister beyaz perdede olsun, hikâye anlatmanın gücünü gösteren bir eser,” ifadesi kullanılıyor.  

    16 Şubat Pazartesi günü, Amerikalı yazar Syd Atlas’ın sunumuyla düzenlenecek “Books at Berlinale” etkinliğinde Yuan Huan’ın Kulübesi, Tudem Yayın Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Silva Literary Agencytarafından tanıtılacak. Etkinliğe film yapımcılarının yoğun ilgi göstermesi bekleniyor.


    İtalya’da “Yılın Çocuk Romanı” seçilmişti…

    Miyase Sertbarut’un, İtalyanca “La cabina telefonica di Yuan Huan” adıyla yayımlanan Yuan Huan’ın Kulübesi isimli kitabı, 2024 yılındaki Festival diLetteratura Per RagazziGianni Rodari’ (Gianni Rodari Çocuk Edebiyatı Festivali) kapsamında düzenlenen “Premio Rodari Ödüllerine” aday gösterilmiş ve “Yılın Çocuk Romanı” seçilerek Rodari Ödülü’nü kazanmıştı. Amazon Türkiye’nin 2025’in en çok satan çocuk kitapları listesinde ilk 10’da yer alan kitap, yakın geçmişte Konya Devlet Tiyatrosu tarafından çocuk oyununa uyarlanmış ve kapalı gişe oynamıştı.

  • Otomatik taslak

    Otomatik taslak


    Dünya çocuklarını hikâyelerin büyülü dünyasında dolaştıran Yuan Huan’ın Kulübesi, Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde tanıtılacak.

    Rodari Ödüllü yazar Miyase Sertbarut’un İtalyancadan Çinceye 17 dile çevrilen romanı Yuan Huan’ın Kulübesi, bu yıl 76.’ncısı düzenlenecek Berlin Film Festivali kapsamındaki “Books at Berlinale” projesine başvuran 100’e yakın eser arasından öne çıkarak 10 kitaplık listeye seçildi.  

    Frankfurt Kitap Fuarı ve Berlinale Co-Production Market işbirliği ile 2006’dan bu yana Berlin Film Festivali himayesinde gerçekleştirilen “Booksat Berlinale”, dünyanın dört bir yanından film yapımcıları ile edebiyat ajanslarını bir araya getirerek edebiyattan beyazperdeye uyarlanma potansiyeli yüksek kitapların tanıtımını üstleniyor.

    Çocuklar için kaleme alınmış kitapların nadiren seçildiği projede yer almayı başaran Yuan Huan’ın Kulübesi’nin tanıtımında “İster kâğıt üzerinde ister beyaz perdede olsun, hikâye anlatmanın gücünü gösteren bir eser,” ifadesi kullanılıyor.  

    16 Şubat Pazartesi günü, Amerikalı yazar Syd Atlas’ın sunumuyla düzenlenecek “Books at Berlinale” etkinliğinde Yuan Huan’ın Kulübesi, Tudem Yayın Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Silva Literary Agencytarafından tanıtılacak. Etkinliğe film yapımcılarının yoğun ilgi göstermesi bekleniyor.


    İtalya’da “Yılın Çocuk Romanı” seçilmişti…

    Miyase Sertbarut’un, İtalyanca “La cabina telefonica di Yuan Huan” adıyla yayımlanan Yuan Huan’ın Kulübesi isimli kitabı, 2024 yılındaki Festival diLetteratura Per RagazziGianni Rodari’ (Gianni Rodari Çocuk Edebiyatı Festivali) kapsamında düzenlenen “Premio Rodari Ödüllerine” aday gösterilmiş ve “Yılın Çocuk Romanı” seçilerek Rodari Ödülü’nü kazanmıştı. Amazon Türkiye’nin 2025’in en çok satan çocuk kitapları listesinde ilk 10’da yer alan kitap, yakın geçmişte Konya Devlet Tiyatrosu tarafından çocuk oyununa uyarlanmış ve kapalı gişe oynamıştı.

  • SESTEK ve Arçelik’ten çağrı merkezi yönetiminde yapay zeka çözümü

    SESTEK ve Arçelik’ten çağrı merkezi yönetiminde yapay zeka çözümü

     

    SESTEK, Arçelik ile yürüttüğü iş birliği kapsamında Agentic AI teknolojisine sahip yapay zekâ destekli çağrı merkezi asistanını
    devreye alarak, müşteri deneyiminde yeni bir d
    önem başlattı.
    Arçelik çağrı merkezinde hizmet vermeye başlayan Knovvu Agentic AI,
    aylık yüzbinlerce çağrıyı otonom olarak yönetiyor.

     

    Konuşma teknolojileri ve yapay zekâ çözümlerinin lider şirketi SESTEK, ev teknolojileri sektörünün lider şirketi Arçelik ile 10 yılı aşan stratejik iş birliğini yeni bir seviyeye taşıdı. Şirket, yapay zekâ vizyonunun en somut örneklerinden biri olan Knovvu Agentic AI çözümünü, yapay zekâ destekli çağrı merkezi asistanı olarak devreye aldı.

    SESTEK’in Knovvu Agentic AI çözümü, Arçelik çağrı merkezinde canlı kullanıma açılarak müşteri deneyiminde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Artık çağrı merkezini arayan müşterilerin talepleri ve mevcut kayıtlarına ilişkin kontrol ve bilgilendirme süreçlerinin yaklaşık yüzde ellisi bu teknoloji tarafından yönetiliyor. Yeni Agentic AI teknolojisi sayesinde, yıllık milyonlarca çağrının çok daha hızlı bir şekilde işlenmesi hedefleniyor.

    Knovvu vizyonunun en güçlü kanıtı”

    SESTEK Genel Müdürü Serdar Karadayı, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada, “SESTEK olarak, bir kez daha sektörde öncü bir projeyi hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Ar-Ge ekibimizdeki 100’den fazla mühendisimizle geliştirdiğimiz yeni Agentic AI teknolojimizle, çağrı merkezlerinde müşteri deneyimini güçlendiren bir yeniliğe imza attık. Bu çözüm, doğal ve akıllı etkileşimleri mümkün kılarak müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Knovvu vizyonumuz doğrultusunda, çağrı merkezi, dijital kanallar ve saha operasyonları dahil tüm temas noktalarında müşteri etkileşimini yapay zekâ ile uçtan uca yönetilebilen bir yapıya dönüştürüyoruz. Arçelik ile gerçekleştirdiğimiz bu proje, Knovvu platformunun vizyonunu somut şekilde ortaya koyan çok değerli bir örnek oldu. Devreye alınan Agentic AI yapımız, müşteri deneyiminde yeni bir dönemin başladığının göstergesi. Hedefimiz, bu teknolojiyi hem Türkiye’de hem de global ölçekte markaların operasyonlarına en yüksek değeri sağlayacak şekilde geliştirmeye devam etmek” diye konuştu.

    Müşteri deneyimindeki öncü rolümüzü geleceğe taşıyacağına inanıyoruz

    Arçelik Müşteri Hizmetleri Kıdemli Direktörü Hüseyin Şerif Beyaztaş ise yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Yapay zekanın çağrı merkezi süreçlerinde yarattığı gerçek fark, hız ve otomasyonun ötesinde; insan deneyimini nasıl zenginleştirdiğinde ortaya çıkıyor. Arçelik olarak müşteri hizmetlerinde odağımıza her zaman insanı koyuyor, teknolojiyi bu deneyimi güçlendiren bir destekçi olarak konumlandırıyoruz. SESTEK ile birlikte devreye aldığımız Agentic AI çözümü sayesinde, müşterilerimize daha hızlı ve kesintisiz bir hizmet sunarken; ekiplerimizin de daha karmaşık ve katma değerli konulara odaklanmasını sağlıyoruz. Yapay zekayı, müşteri deneyiminde kaliteyi standartlaştıran bir araçtan öte, insan dokunuşunu daha anlamlı kılan stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın, müşteri deneyimindeki öncü rolümüzü geleceğe taşıyacağına inanıyoruz.”

    Gerçek Zamanlı Sesli Agentic AI’ın Türkiyedeki örnek uygulaması

    Knovvu Agentic AI, Türkiye’de sesli Agentic AI teknolojisinin gerçek müşteriyle canlı temas noktasında kullanıldığı örnek uygulama olarak öne çıkıyor. Bulut ortamında çalışan çözüm, doğal konuşma ve insana yakın iletişim kabiliyeti sayesinde çağrı merkezi süreçlerini baştan sona otonom şekilde yönetiyor. Aylık yüzbinlerce çağrıyı karşılayan yapı, farklı Arçelik markaları altında yer alan ürün gruplarının çağrı merkezi süreçlerini koordine ediyor ve her gün binlerce müşteriyle görüşüyor. Sistem, müşteri taleplerini sohbet yoluyla teyit ediyor, müşterinin adres ve iletişim bilgilerini alıyor, müsaitlik durumunu belirliyor ve en uygun zaman dilimi için servis randevusunu otomatik olarak oluşturuyor.

    Sürekli öğrenen ve gelişen bir yapay zekâ

    SESTEK’in geliştirdiği Agentic AI mimarisinin arkasında çok disiplinli bir çalışma modeli yer alıyor. Arçelik’in IT ve müşteri hizmetleri ekipleri ile SESTEK’in yapay zekâ Ar-Ge uzmanları proje sürecinde yakın bir iş birliği yürüttü. Arçelik tarafında, test, takip ve kontroller için bir ekip yapısı kuruldu. Bu sayede tüm görüşmeler tek tek analiz edildi; her görüşmenin özeti, işlemin yapılıp yapılamadığı ve müşteri takıldığı yerler tespit edilerek analizlere dahil edildi. Ortaya çıkan içgörüler sistemin gelişimine sürekli olarak aktarıldı ve yapı, her geçen gün daha fazla öğrenen bir mimariye dönüştü.

     

    SESTEK hakkında

    2000 yılından bu yana, çağrı merkezlerine yönelik yapay zekâ tabanlı çözümler geliştiren SESTEK; bankacılık, sigorta, telekom, perakende ve dış kaynak (BPO) çağrı merkezi hizmetleri gibi sektörlerde faaliyet gösteren, 20 ülkedeki 550’den fazla kurumsal müşteriye hizmet sunmaktadır. Amerika ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ofislerinin yanı sıra Türkiye’de iki Ar-Ge merkezine sahip olan SESTEK, çağrı merkezleri için hem self-servis çözümler hem de operasyonel verimliliği artıran araçlar geliştiren, 100’ün üzerinde mühendisten oluşan disiplinlerarası bir ekiple çalışmaktadır.

    SESTEK, bugün, iletişim platformu hizmetleri (CPaaS) alanında faaliyet gösteren ve ana yatırımcıları arasında Softbank Vision Fund yer alan Unifonic çatısı altında çalışmalarını sürdürmektedir.

    ARÇELİK hakkında:

    Türkiye’nin beyaz eşya ve teknoloji alanındaki köklü markası Arçelik, 1955’te başlayan yolculuğunu bugün küresel ölçekte sürdürmektedir. Dünya çapında 55’ten fazla ülkedeki iştiraki ve 50.000’in üzerinde çalışanıyla Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu gibi birçok farklı coğrafyada üretim tesisleriyle faaliyet göstermektedir. Türkiye’de birçok ilke imza atan Arçelik, 1959’da ülkenin ilk çamaşır makinesini, 1960’ta ise ilk buzdolabını üretirken sektörün öncü markası haline gelmiştir. Yenilikçi, çevreye duyarlı, üstün teknoloji ve tasarım odaklı yaklaşımıyla Arçelik, 17 yıldır üst üste “Lovemark” (sevilen marka) seçilen ilk ve tek markadır.  Şirket, dünya çapında 28 Ar-ge ve Tasarım Merkezi ve Ofisi, 2.300’den fazla araştırmacıya ev sahipliği yapmakta olup bugüne kadar 4.500’den fazla uluslararası tescilli patent başvurusuna sahiptir.