Blog

  • Daikin Türkiye “Sınırsız Güç, Güçlü DNA” mottosu ile 1100 kişilik bayi ve iş ortaklarıyla bir araya geldi

    Daikin Türkiye “Sınırsız Güç, Güçlü DNA” mottosu ile 1100 kişilik bayi ve iş ortaklarıyla bir araya geldi

    Daikin Türkiye, 16-18 Şubat tarihleri arasında Kıbrısta gerçekleştirdiği Daikin Türkiye Strateji Toplantısı” ile Türkiye genelindeki tüm bayilerini ve paydaşlarını aynı çatı altında buluşturdu. 1100 katılımcının yer aldığı buluşma, Sınırsız Güç, Güçlü DNA” mottosuyla markanın köklü mirasını, güçlü kurum kültürünü ve gelecek vizyonunu yeniden ortaya koydu. Sadece ürün satan bir organizasyon olmanın ötesine geçen marka, uçtan uca çözüm sunan; daha dengeli, daha dayanıklı ve güvene dayalı bir iş ortaklığı anlayışıyla yeni dönem planlarını ve hedeflerini iş ortaklarıyla paylaştı. Dev organizasyona, ünlü sunucu İlker Ayrık’ın enerjisi, Sinan Canan’ın ilham verici konuşması ve Sevcan Orhan’ın sahne performansı damga vurdu.

    İklimlendirme sektörünün öncü markası Daikin Türkiye, 16-18 Şubat tarihlerinde, Kıbrıs Elexus Hotel’de düzenlediği “Daikin Türkiye Strateji Toplantısı” kapsamında Türkiye’nin dört bir yanından gelen Daikin ve Airfel bayileriyle bir araya geldi. 1100 kişilik geniş katılım, markanın yaygın bayi ağına, güçlü iş ortaklıklarına ve yüksek bağlılık kültürüne bir kez daha dikkat çekti.

    “Sınırsız Güç, Güçlü DNA” temasıyla gerçekleştirilen toplantıda; şirketin yeni dönem stratejileri, büyüme hedefleri, operasyonel gelişmeleri ve sektöre yön verecek projeleri kapsamlı şekilde paylaşıldı. Aynı zamanda kurum kültürünü besleyen değerler, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve müşteri deneyimini odağa alan uygulamalar da ele alındı. Toplantıda Daikin Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Başkanı Hasan Önder başta olmak üzere Daikin Avrupa Başkanı Toshitaka Tsubouchi, Daikin Türkiye Başkan Yardımcısı Koji Domoto, genel müdür yardımcıları ve ilgili departman müdürleri sahne alarak şirketin mevcut performansını, gelecek projeksiyonunu ve stratejik önceliklerini paylaştı.

     Güçlü performans ve pazarda güçlenen konum

    Toplantıda konuşan Daikin Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Başkanı Hasan Önder, markanın büyüme yolculuğunda bayi ağının kritik rolüne vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Daikin olarak sektörde standartları belirleyen ve geleceğe yön veren bir marka olma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Elde ettiğimiz başarıların arkasında; güçlü bayi ağımız, ortak vizyonumuz ve güvene dayalı iş birliklerimiz bulunuyor.

    Bugün 1100 iş ortağımızla aynı çatı altında bir araya gelmemiz, yalnızca güçlü bir organizasyon yapısının değil, aynı zamanda ortak hedeflere birlikte yürüme kararlılığımızın da göstergesidir. Bu büyük buluşma, birlikteliğimizin ve birbirimize duyduğumuz güvenin en somut yansımasıdır. ‘Sınırsız Güç, Güçlü DNA’ anlayışımızla; yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek verimlilik sunan çözümler geliştirmeye, iş ortaklarımızla birlikte büyümeye ve sektörümüze değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Unutmayın başaranlar hep başlamaya cesaret edenlerdir. Birlikte başaracağımıza tüm kalbimle inanıyorum.”

    Hasan Önder’in liderlik, ortak vizyon ve birlikte büyüme hedeflerinin altını çizdiği bu anlamlı konuşmasının ardından, toplantı programı katılımcıların sinerjisini ve motivasyonunu en üst seviyeye taşıyacak özel oturumlarla devam etti.

    Büyük buluşmada ilham veren konuklar

    Strateji toplantısının sunuculuğunu ünlü oyuncu ve sunucu İlker Ayrık üstlendi. Enerjisi ve samimi sahne performansıyla organizasyonun dinamizmini artıran Ayrık, toplantı boyunca sahnede katılımcılarla buluştu.

    Türk biyolog ve sinir bilim uzmanı Sinan Canan ise katılımcılara ilham verici bir konuşma yaptı. Toplantının gala gecesinde ise ünlü sanatçı Sevcan Orhan sahne aldı. Güçlü sesi ve sahne performansıyla katılımcılara keyifli anlar yaşatan Orhan, organizasyonun coşkusunu zirveye taşıdı.

    İklimlendirme sektörüne yön veren Daikin Türkiye, köklü geçmişinden ve “Güçlü DNA”sından aldığı bu büyük enerjiyle önümüzdeki dönemde de paydaşlarına, sektöre ve Türkiye ekonomisine değer katmaya devam edecek.

  • Este Medical Group İstanbul Kliniği kadınlara özel tıraşsız saç ekimi sunuyor

    Este Medical Group İstanbul Kliniği kadınlara özel tıraşsız saç ekimi sunuyor

     

    Günde 50-100 tel saç kaybı normal kabul edilirken, kadınların üçte biri yaşamlarının bir döneminde belirgin saç dökülmesi yaşıyor. Uzmanlara göre kadın tipi saç kaybı yalnızca estetik değil psikososyal bir sorun olarak ele alınmalı. Kişiye özel planlama, tıraşsız uygulama ve bütüncül yaklaşımlar, kadınlarda saç ekiminde yeni dönemi şekillendiriyor.

    İSTANBUL — İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, çoğu insan her gün farkında olmadan 50 ila 100 saç teli kaybediyor. Erkeklerde 50 yaş sonrası saç kaybı oranı %70’e yaklaşırken, kadınlarda bu oran %40 seviyesinde seyrediyor. Kadınların yaklaşık üçte biri yaşamları boyunca bir tür saç dökülmesi yaşıyor. Hormonal değişimler, tiroit bozuklukları, demir eksikliği, stres ve doğum sonrası dönem saç dökülmesini tetikleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor.

    Kadınlarda saç dökülmesi vakalarının yalnızca estetik değil, aynı zamanda psikososyal bir sağlık meselesi olduğuna dikkat çeken Este Medical Group İstanbul Kliniği Kurucusu Melike Işıklar,“Kadınlarda saç ekiminde başarının temelinde kişiye özel planlama yatıyor. Her yüzün kendi oranları ve mimikleriyle değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle yaklaşım, standart bir şablonladeğil, altın oran prensibiyle şekilleniyor. ‘Tek tip ön saç çizgisi’ yerine yüzün genel dengesiyle uyumlu, doğal ve kişiye yakışan bir tasarım hedeflenmeli. Her kadının yüz şekline ve altın oranagöre planlama yapılması, bunun için de doğru planlama çok önemli” açıklamasını yaptı.

    Kadınlarda ekim için saç tıraşı yapılmıyor

    Sosyal hayatın devamlılığını esas aldıklarını söyleyen Melike Işıklar, “Erkeklerde görmeye alışkın olduğumuz tam tıraş uygulaması, kadınlar açısından en büyük çekinceyi oluşturabiliyor. Uygun tümvakalarda, saçı tamamen tıraş etmeden uygulama yapılabiliyor. Böylece süreç, danışanı günlük yaşamdan koparmadan planlanabiliyor” dedi.

    Özellikle ön saç çizgisinin, kadınların genç görünmesinde belirleyici bir etkiye sahip olduğuna dikkat çeken Melike Işıklar, “Geniş alın yapısı yüzü daha olgun gösterir. Doğru planlanan saç çizgisi ve kaş formu, yüz ifadesini belirgin biçimde gençleştirebilir. Kadınlarda saç çizgisi de kaş tasarımı da çok güçlü bir gençlik ifadesi yaratabiliyor. Hatta aynı etkiyi bazen yüz gerdirmeyle eldeetmek mümkün olmayabiliyor” dedi.

    Ağrı eşiği ve hassasiyetin kişiden kişiye değişebildiğini belirten Este Medical Group İstanbul Kliniği Kurucusu Melike Işıklar, “Uygulama konforunu yükseltmek için, rahatlatıcı sedasyon protokolleri önemli rol oynuyor. Kadınlar acı konusunda daha hassas olabiliyor. Bu yüzden farklı sedasyon uygulamalarıyla, acısız bir uygulama yapılması büyük önem taşıyor” diye ekledi.

    Butik klinik modeli

    Özel hizmet anlayışı ile hareket ettiklerini söyleyen Melike Işıklar, “Este Medical Group İstanbul Kliniği olarak, günde limitli sayıda işlem yapıyoruz. Bu sayede hem kaliteden ödün vermiyor, hem de danışanla güçlü bir iletişim kurabiliyoruz. Saç ekimine yalnızca teknik açıdan değil, plastik ve estetik cerrahi gözüyle de bakıyoruz. Benimsediğimiz hizmet modelin bir diğer kritik başarı faktörünün, planlamanın Plastik ve Estetik Cerrah Op. Dr. Alaadin Karabacak tarafından yapılması olduğuna inanıyoruz. Ekibimizdeki anestezi uzmanı hekimimiz de sedasyonun klinik standartlar içinde uygulanmasını sağlıyor” diye anlattı. Saç ekiminin ardından bir yıla yayılan süreçte düzenli takip ve destek hizmeti verdiklerine vurgu yapan Melike Işıklar, “Çok sayıda kadın kliniğimize saç incelmesi ve seyrelme şikayetiyle başvuruyor. Bu konuda danışanın kendi yağ dokusundan elde edilen SVF (stromal vasküler fraksiyon) ve Eksozom yöntemi ile uyguluyoruz. Bu bütüncül yaklaşım, saçın yalnızca görünümünü değil, sağlığını ve güçlenmesini de destekleyen bir süreç olarak konumlanıyor” dedi.

  • Ağır Sanayide Dayanıklılığın Yeni Standardı: Güney Aşınmaz’dan Hardox 400–600 Serisi ile Yüksek Performanslı Aşınma Çözümleri

    Ağır Sanayide Dayanıklılığın Yeni Standardı: Güney Aşınmaz’dan Hardox 400–600 Serisi ile Yüksek Performanslı Aşınma Çözümleri

     

    Sanayi üretiminde verimlilik, ekipman dayanıklılığı ve operasyonel süreklilik her geçen gün daha kritik hale gelirken, aşınmaya karşı yüksek dirençli çelik çözümleri ağır sanayi sektörünün temel ihtiyaçları arasında yer almaktadır. Güney Aşınmaz Metal Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş., aşınmaya dayanıklı çelik teknolojileri ve mühendislik çözümleriyle madencilikten geri dönüşüme, inşaattan çimento sanayine kadar birçok sektöre yüksek performanslı çözümler sunmaktadır.

    Şirket, özellikle Hardox aşınma çelikleri başta olmak üzere özel üretim aşınma parçaları, mühendislik çözümleri ve saha uygulamalarıyla üretim süreçlerinde maksimum dayanım ve uzun ekipman ömrü sağlamayı hedeflemektedir.

    Hardox 400–600 Serisi ile Üstün Aşınma Direnci

    Güney Aşınmaz’ın çözüm portföyünde yer alan Hardox aşınma çelikleri, farklı sertlik seviyeleri ve kullanım alanlarına göre sanayinin değişen ihtiyaçlarına cevap vermektedir.

    Hardox 400, yüksek aşınma direnci ile birlikte iyi şekillendirilebilirlik ve darbe dayanımı sunarak kamyon kasaları, konveyör sistemleri ve yükleme ekipmanlarında ideal performans sağlar.

    Hardox 450, artırılmış sertlik değeri sayesinde yoğun sürtünme koşullarında daha uzun kullanım ömrü sunarak bakım maliyetlerini azaltır.

    Hardox 500, ağır çalışma koşulları için geliştirilmiş yapısıyla kırıcı sistemler, beton santrali ekipmanları ve geri dönüşüm tesislerinde maksimum performans sağlar.

    Hardox 550, yüksek sertlik seviyesiyle yoğun aşındırıcı ortamlarda uzun süreli dayanım sunarak ekipman ömrünü önemli ölçüde artırır.

    Hardox 600 ise ekstrem aşınma koşulları için geliştirilmiş en yüksek sertlik seviyesine sahip çözüm olarak ekipman değişim sıklığını azaltır ve işletmelere uzun vadeli maliyet avantajı sağlar.

    Bu geniş ürün yelpazesi sayesinde işletmeler çalışma koşullarına en uygun malzemeyi seçerek üretim sürekliliğini güvence altına alabilmektedir.

    Endüstriyel Mühendislik ve Özel Üretim Çözümleri

    Güney Aşınmaz yalnızca malzeme tedariki değil, aynı zamanda mühendislik odaklı çözüm yaklaşımıyla faaliyet göstermektedir. Şirket;

    • saha keşfi ve yerinde ölçüm hizmeti,
    • özel tasarım aşınma parçaları üretimi,
    • makine koruma sistemleri,
    • bakım maliyetini azaltan mühendislik çözümleri,
    • hızlı üretim ve teslimat süreçleri

    ile sanayi tesislerinin operasyonel verimliliğini artırmayı hedeflemektedir.

    Geniş Sektörel Kullanım Alanı

    Güney Aşınmaz çözümleri;

    • madencilik,
    • inşaat ve yol yapımı,
    • çimento üretimi,
    • geri dönüşüm tesisleri,
    • taş ocakları,
    • metal sanayi,
    • kömür üretimi,
    • ormancılık ve ağır makine sistemleri

    gibi yüksek aşınma riskinin bulunduğu sektörlerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Kepçe bıçakları, kırıcı sistemler, konveyör hatları, değirmen parçaları ve asfalt üretim ekipmanları gibi birçok kritik bileşende kullanılan aşınma çelikleri, üretim duruşlarını azaltarak işletmelere rekabet avantajı sağlamaktadır.

    Sanayide Verimlilik ve Sürdürülebilir Performans

    Aşınmaya dayanıklı çelik çözümleri, sadece ekipman dayanıklılığı değil aynı zamanda enerji verimliliği, operasyon sürekliliği ve sürdürülebilir üretim açısından da önemli katkılar sunmaktadır. Güney Aşınmaz, gelişmiş malzeme teknolojileri ve mühendislik yaklaşımıyla ağır sanayide güvenilir ve uzun ömürlü çözümler sunmaya devam etmektedir.

    Sanayi işletmeleri için doğru malzeme seçimi artık stratejik bir yatırım olarak görülürken, Hardox 400’den Hardox 600’e uzanan ürün gamı ve özel mühendislik çözümleri ile Güney Aşınmaz sektörde dayanıklılık ve performansın yeni standardını belirlemektedir.

    Anasayfa

    AdresSultan Orhan, Hasköy Sanayi Sitesi 14B Blok No 8, 41400 Gebze/Kocaeli

    Telefon0542 593 22 50

     

     

  • Mars Logistics, İspanya’daki Yapılanmasını Yeni Açtığı Tarragona Şube ile Güçlendirdi

    Mars Logistics, İspanya’daki Yapılanmasını Yeni Açtığı Tarragona Şube ile Güçlendirdi

    Türkiye’nin ve Avrupa’nın önde gelen lojistik şirketlerinden Mars Logistics, Avrupa’daki büyüme ve yapılanma stratejisi kapsamında İspanya’da Barselona, Madrid ve Irun’dan sonra Tarragona’da da şube açtı. Geçtiğimiz günlerde faaliyete başlayan şube, Mars Logistics’in Avrupa genelindeki karayolu taşımacılığı operasyonlarını daha etkin ve entegre bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor.

    Mars Logistics Karayolu Operasyonlarından Sorumlu Grup Başkanı Mete Şekli, Tarragonayatırımının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “İspanya’da Barselona, Madrid ve Irunşubelerimizle güçlü bir yapılanmaya sahibiz. Ancak Tarragona, özellikle petrol türevlerinin üretimi ve işlenmesi açısından çok kritik bir merkez. Bu bölgede ortaya çıkan yüksek hacimli ve uzmanlık gerektiren taşıma taleplerini, yerinde ve daha etkin şekilde yönetebilmek amacıyla Tarragona’da yeni bir şube açtık. Çalışma arkadaşlarımızın bu alandaki deneyimi, bölgedeki müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini önemli ölçüde artıracak.”

    Yeni Tarragona şubesi, Mars Logistics’in mevcut İspanya şubeleriyle birlikte çalışarak Avrupa içi taşımalar başta olmak üzere farklı ülkeler arasındaki lojistik operasyonlarda koordinasyonu artıracak. Bu yapılanma, müşterilere operasyonel esneklik, daha etkin planlama ve hizmet sürekliliği avantajı sunacak.

    Yeni yapılanma ile müşterilere operasyonel kolaylık sağlaması hedeflenen şube, mevcut müşteri portföyünün yanı sıra Tarragona ve çevresindeki sanayi kuruluşları için de önemli bir potansiyel barındırıyor.

    Mars Logistics, İspanya, Fransa ve Lüksemburg’da şirketleriyle Avrupa’da artan operasyonel gücü ve yaygın ağı ile müşterilerine yerinde, hızlı ve katma değerli lojistik çözümler sunmaya devam ediyor.

  • 50 CC ve Altı Motosikletlerde Sigorta Uygulaması Ertelendi

    50 CC ve Altı Motosikletlerde Sigorta Uygulaması Ertelendi

    50 cc ve altı motosikletlerde trafik sigortası zorunluluğuna ilişkin uygulama süreci 2027 yılına kadar ertelendi. Küçük hacimli motosiklet kullanıcılarını doğrudan ilgilendiren düzenlemenin ileri bir tarihe alınması, segmentteki mevcut avantajların korunmasını sağladı. Erteleme kararı, şehir içi mobilitede ekonomik ve pratik çözümleri tercih eden kullanıcılar açısından önemli bir maliyet avantajının devam edeceği anlamına geliyor.

    Söz konusu erteleme kararıyla birlikte, 50 cc ve altı motosikletlerde mevcut kullanım koşulları devam edecek. Bu gelişme, özellikle şehir içi ulaşımda ekonomik ve pratik çözümler arayan kullanıcılar açısından önemli bir rahatlama olarak değerlendiriliyor.

    50 CC Segmentinde Avantajlı Dönem Sürüyor

    Son yıllarda şehir içi mobilitede dikkat çekici bir büyüme kaydeden 50 cc segmenti; düşük yakıt tüketimi, pratik kullanım özellikleri ve erişilebilir maliyet yapısıyla geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Sigorta zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin ertelenmesi, bu avantajlı tabloyu güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor.

    Uzmanlara göre, erteleme kararı hem bireysel kullanıcıların maliyet planlamasını kolaylaştırıyor hem de küçük hacimli motosikletleri uzun vadeli ulaşım çözümü olarak değerlendirme eğilimini artırıyor. Özellikle yoğun şehir trafiğinde kolay manevra kabiliyeti, park kolaylığı ve düşük işletme giderleri, bu segmenti cazip kılan başlıca faktörler arasında yer alıyor.

    Küçük hacimli motosikletler, ekonomik ulaşımın yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik açısından da tercih edilen alternatifler arasında bulunuyor. Yakıt verimliliği ve kompakt yapısı sayesinde şehir içi karbon ayak izini azaltmaya katkı sunan bu araçlar, bireysel mobilite ihtiyacına pratik bir yanıt veriyor.

    Pazarda Hareketlilik Beklentisi

    Sigorta uygulamasının 2027’ye ertelenmesiyle birlikte, 50 cc ve altı motosiklet segmentinde talep artışı öngörülüyor. Sektör temsilcileri, mevcut maliyet avantajlarının korunmasının hem yeni kullanıcı girişini hızlandırabileceğini hem de satın alma kararlarını öne çekebileceğini belirtiyor. Özellikle ekonomik ulaşım arayışının güçlendiği bir dönemde, küçük hacimli motosikletlerin erişilebilir yapısı pazardaki dinamizmi destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.

    Uzmanlara göre erteleme kararı, yalnızca bireysel kullanıcı ilgisini artırmakla kalmayacak; aynı zamanda bayi ağlarında ve ikinci el pazarında da hareketlilik yaratabilecek bir gelişme niteliği taşıyor. Şehir içi ulaşımda pratik, düşük yakıt tüketimli ve işletme maliyeti avantajı sunan modellerin tercih edilirliğinin artması bekleniyor. Karar, küçük hacimli motosikletlerin şehir içi ulaşımda sağladığı pratik, ekonomik ve keyifli deneyimi güçlendiriyor ve kullanıcılarına ulaşılabilir bir mobilite seçeneği sunuyor.

    Bu süreçte tüketiciler, resmî mevzuat açıklamalarını yakından takip ederek ulaşım tercihlerini şekillendirebilir. Erteleme kararı, küçük hacimli motosikletlerin şehir içi ulaşımında sağladığı pratik, ekonomik ve keyifli deneyimi güçlendiriyor ve kullanıcılarına ulaşılabilir bir mobilite seçeneği sunuyor.

  • Kulislerde Üç Farklı Senaryo: Yeterli Olacak mı?

    Kulislerde Üç Farklı Senaryo: Yeterli Olacak mı?

     

    Başkent kulislerinden sızan ve kamuoyunda geniş yankı bulan iddialara göre, masada üç farklı seçenek duruyor. 5 bin TL, 5 bin 500 TL ve 6 bin TL seviyelerinde yoğunlaşan bu tahminler, artan hayat pahalılığı karşısında emekliyi ne kadar koruyabilecek? En düşük rakamın telaffuz edilmesi bile, çarşı-pazar fiyatları altında ezilen vatandaşlar arasında şimdiden “yine mi yetmeyecek?” kaygısını başlattı.

    Detaylar Emekli Maaş

    Kaynak :habergazetesi.com.tr

  •  ONUR, Ukrayna’dan Polonya’ya ayran köprüsü kurdu

     ONUR, Ukrayna’dan Polonya’ya ayran köprüsü kurdu

    Ukrayna hükümetinin Türkiye ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle Türk markalarının Ukrayna’daki yatırımlarının ve yerel üretim faaliyetlerinin artması bekleniyor. Ukrayna’da fermente ve süt ürünleri içecek kategorisinde faaliyet gösteren ONUR’un Kurucu Ortağı Halil Aydın, pazardaki tüketici eğilimlerini ve perakende tedarik yapısındaki değişimi değerlendirdi.

    ONUR’un Kurucu Ortağı Halil Aydın, “Ukrayna süt ürünleri pazarı, modern tüketim alışkanlıklarından geleneksel ve sağlıklı alternatiflere doğru hızlı bir evrim geçiriyor. Kefir gibi köklü fermente ürünlerin hakim olduğu bu coğrafyada, ayranın sağlıklı bir yaşam tarzı bileşeni olarak kabul görmesi pazarın dinamiklerini kökten değiştiriyor. Özellikle katma değerli ürünlere olan talebin artması, niş görülen kategorilerin ana akım perakende kanallarında güçlü birer oyuncu haline gelmesini sağlıyor. Ukrayna’nın tarımsal hammadde gücü ile Türk üretim disiplini birleştiğinde, bölge süt ürünleri sektörü için sadece bir tüketim noktası değil; aynı zamanda Avrupa standartlarında bir kalite merkezi olma potansiyeli taşıyor” dedi.

    Pazarda stratejik büyümeye devam ediyoruz”

    Aydın, Türkiye’nin, Ukrayna’nın toplam ithalat hacminde yüzde 6’lık pay ile ilk beş ülke arasında konumlandığını söyledi. 2011’den bu yana Kiev merkezli operasyonlarını sürdürdüklerini belirten Aydın, “Ukrayna’da Aryaka ile pazarda stratejik büyümeye devam ediyoruz. 2000’li yılların başında Ukrayna’da ayran, et ve Ortadoğu mutfağıyla eşleşen bir içecek olarak bilinmiyordu. Biz bu noktada bir boşluk görerek geleneksel ve sağlıklı bir eşleşme başlattık. Ukraynalı tüketicilerin bu tada alışmasıyla birlikte talebin hızla arttığını gördük. Bugün gelinen noktada, sadece büyük bir perakende zinciri bizden her gün 1 milyon UAH’tan (Ukrayna Grivnası) değerinden fazla ürün satın alıyor. Bu durum, tüketicilerin geleneksel fermente süt ürünlerinden ziyade, ayrana olan ilgisinin ne kadar istikrarlı büyüdüğünün kanıtı” dedi.

    Pazardaki yerel ve çok uluslu üreticilere karşı, butik ve kalite odaklı bir üretim anlayışıyla rekabet ettiklerini aktaran Aydın, operasyonel kapasiteleri hakkında şu bilgileri verdi:

    “Çatı şirketimizin geliri her yıl yüzde 80 ile 110 arasında bir artış gösteriyor. Şu an tesislerimizde günde 30 ton üretim gerçekleştiriyoruz, ancak müşterilerimizden gelen talep günde 50 tona kadar ulaşmış durumda. Kendi verilerimize göre pazarın yaklaşık üçte birini domine ediyoruz. Bu da Ukrayna’daki toplam günlük ayran üretiminin 100 tona yaklaştığını gösteriyor.”

    ‘POLONYA, İSPANYA, ALMANYA İHRACATIYLA AVRUPA’DAKİ VARLIĞIMIZI GÜÇLENDİRİYORUZ’

    Yüksek volatiliteli piyasalarda tedarik zinciri yönetimi ve maliyet kontrolü konusunda deneyimli bir yönetici olan Aydın, bölgesel genişleme stratejilerine de değindi:

    “Ukrayna’daki üretimimizin tamamını iç pazarın yoğun talebi nedeniyle bu ülkede kullanıyoruz ve buradan bir ihracat planlamıyoruz. Ancak global vizyonumuz çerçevesinde Polonya’da işletmekte olduğumuz küçük bir üretim tesisimiz bulunuyor. Bu tesis aracılığıyla Polonya, İspanya ve Almanya pazarlarına ayran tedarik ederek Avrupa’daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Ayran üretimi şu an için niş bir sektör gibi görünse de, yakaladığımız ivme bu kategorinin gelecekte kefir üretimiyle rekabet edebilecek bir büyüklüğe ulaşacağını gösteriyor.”

    ‘DENEYİMİMİZİ PAZAR LİDERLİĞİMİZİ PERÇİNLEMEK İÇİN KULLANACAĞIZ’

    Aynı zamanda MÜSİAD Ukrayna ve Türk-Ukrayna İş İnsanları Derneği bünyesinde stratejik liderlik ve ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi süreçlerinde aktif rol aldığını belirten Aydın, büyüme odaklı yaklaşımlarını şu sözlerle tamamladı:

    “Ekonomik aksaklıklara ve pazarın değişken koşullarına rağmen verimlilik ve tüketici güvenine odaklanarak uzun vadeli marka değeri oluşturmaya devam ediyoruz. Ukrayna’nın önde gelen yoğurtlu içecek markasını sıfırdan inşa etmiş bir ekip olarak, üretim ölçeklendirme ve kalite güvence konularındaki deneyimimizi pazar liderliğimizi perçinlemek için kullanacağız. Sektördeki konumumuzu güçlendirirken sadece bir içecek markası olarak kalmayı değil, Türk girişimcilik ruhunun dayanıklılığını ve üretim disiplinini uluslararası standartlarda temsil etmeyi hedefliyoruz. Gıda güvenliğinden ödün vermeden yürüttüğümüz bu operasyonlar, hem Ukrayna iç pazarındaki yerimizi sağlamlaştıracak hem de Avrupa genelindeki büyüme hedeflerimiz için güçlü bir referans teşkil edecek.”

  • Bilet.com’dan çifte başarı: Türkiye’nin teknoloji ve ihracat devleri arasında!

    Bilet.com’dan çifte başarı: Türkiye’nin teknoloji ve ihracat devleri arasında!

    Bilet.com, 2025 yılının sonunda teknoloji dünyasının en prestijli listelerinden Deloitte Technology Fast 50’ye üst üste üçüncü kez girerken, aynı zamanda yazılım ihracatında 2025 Türkiye ikincisi olarak global vizyonunu taçlandırdı. Türkiye’nin lider seyahat ve etkinlik platformlarından Bilet.com, 2025 Aralık ayına iki büyük ödülle damga vurdu. Şirket, sürdürülebilir büyüme performansıyla Deloitte Teknoloji Fast 50 listesinde yer alırken, Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) tarafından düzenlenen Tech Export Türkiye Summit 2025 kapsamında yazılım ve bilişim hizmetleri kategorisinde Türkiye’nin ihracat hacmini en çok artıran ikinci firması seçildi.

    İhracat odaklı büyüme

    Bilet.com, 2023 ve 2024 yıllarındaki başarısını yineleyerek, 2025 yılında da Deloitte Teknoloji Fast 50 listesine girmeyi başardı. Bu ödülle birlikte Bilet.com, Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasındaki yerini üst üste üçüncü kez sağlamlaştırırken, teknolojik altyapısına yaptığı yatırımların karşılığını istikrarlı bir büyüme grafiğiyle aldığını kanıtladı.

    İhracatta Türkiye ikinciliği: Global açılımın meyveleri

     Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) tarafından gerçekleştirilen Tech Export Türkiye Summit 2025’te Bilet.com, yazılım ve bilişim hizmetleri sektöründe “İhracat Hacmini En Çok Artıran Firmalar” arasında Türkiye ikinciliği ödülüne layık görüldü. Şirketin özellikle uçak bileti, etkinlik bileti ve feribot bileti segmentlerindeki yurt dışı odaklı stratejileri, bu tarihi başarının anahtarı oldu.

    “Teknolojimizi dünyaya ihraç ediyoruz”

    Ödüllere ilişkin açıklamalarda bulunan Bilet.com Ticari İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akif Enes Kütük, şirketin gelecek vizyonunu şu sözlerle özetledi:

    “Bilet.com olarak sadece bir biletleme platformu değil, bir teknoloji şirketi olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Deloitte Fast 50 listesinde üst üste üçüncü kez yer almak, büyümemizin tesadüf değil, stratejik bir emeğin ürünü olduğunu gösteriyor. Ancak bizi asıl gururlandıran, bu büyümemizi sınırlarımızın ötesine taşıyabilmiş olmamızdır. Bugün feribot biletinden etkinlik biletine kadar geniş bir yelpazede geliştirdiğimiz çözümleri dünya pazarına sunuyoruz. HİB tarafından verilen ihracat ödülü, global pazardaki iddiamızın somut bir belgesidir. İhracat odaklı stratejilerimizle, yerli yazılım gücümüzü küresel ölçekte daha geniş kitlelerle buluşturmaya devam edeceğiz.”

    Bilet.com hakkında

    Bilet.com; uçak bileti, otobüs bileti, feribot bileti, araç kiralama ve etkinlik bileti gibi pek çok kategoride kullanıcılarına hızlı, güvenli ve kullanıcı dostu bir deneyim sunan bir teknoloji platformudur. Gelişmiş veri analitiği ve yapay zeka destekli altyapısıyla seyahat ve eğlence sektöründe dijital dönüşüme öncülük eden Bilet.com, global pazardaki varlığını her geçen gün artırarak Türkiye’nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürmektedir.

  • İhracatta Afrika atağı: İstanbul’da 54 ülkeden 1.500 iş insanı buluştu

    İhracatta Afrika atağı: İstanbul’da 54 ülkeden 1.500 iş insanı buluştu

     

    Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olan ihracat kalemi Ticaret Bakanlığının en önemli gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Covid sonrası süreçte global anlamda yavaşlayan ülkeler arası ticarette Türkiye büyümeye devam ediyor. Türk firmalarının dirençli olduğu ani piyasa dalgaları geride kaldı ve imalat sanayi 2026 yılında ihracat hedefini tutturacak bir hızla başladı.

    11–12 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 14. WCI Afrika Forumu, Afrika kıtasının dört bir yanından gelen yaklaşık 1.500 iş insanını, yatırımcıyı, kamu temsilcisini ve sektör liderini aynı çatı altında buluşturdu. Türkiye ile Afrika arasındaki ticari ilişkilerin derinleşmesine katkı sağlayan organizasyon, bu yıl hem katılım hem de kurulan iş bağlantıları açısından dikkat çekici bir başarıya imza attı.

    Türkiye’nin tanınmış lüks mobilya markası Asortie Mobilya’nın 2.kez ana sponsor olduğu 14. WCI Afrika Ticaret Forumu’na Gambiya Teknoloji Bakanı ve Gambiya Spor Bakanı başta olmak üzere birçok ülkenin resmi heyetleri katıldı. Türkiye’den ise Ticaret Bakan Yardımcıları Özgür Volkan Ağar ve Mahmut Gürcan, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan da etkinlikte yer aldı. Bakan yardımcıları ve büyükelçiler Asortie Mobilya’nın standında uzun süre kalarak ürünleri inceledi ve Asortie’nin Afrika ihracat vizyonu hakkında bilgi aldı.

    Forumda bu yıl Ticaret Bakanlığı’nın Afrika’nın çeşitli ülkelerinde görev yapmış olan Türk Ticaret Ataşeleri de katılarak bölge ticareti hakkında önemli bilgiler paylaştı.  Ayrıca farklı Afrika ülkelerinden büyükelçiler, konsoloslar ve ticaret ataşeleri forum boyunca aktif temaslarda bulundu. Bu yoğun diplomatik katılım, Türkiye–Afrika ekonomik iş birliğinin yalnızca ticari değil, stratejik ve uzun vadeli bir vizyon çerçevesinde ilerlediğini gösterdi.

    Türkiye’nin Afrika ile artan ticaret hacmi, son yıllarda yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, aynı zamanda kurumsal iş birlikleri ve stratejik yatırımlarla da güç kazanıyor. 14. WCI Afrika Forumu, bu büyüyen ekonomik ilişkinin somut yansıması olarak öne çıktı. İki gün boyunca süren forum kapsamında düzenlenen B2B görüşmeler, sektörel paneller ve özel networking oturumları sayesinde yüzlerce yeni iş bağlantısının temeli atıldı.

    Türkiye–Afrika ticaret köprüsü güçleniyor

    Forum, mobilyadan inşaata, tekstilden sağlığa, kozmetikten turizme kadar birçok sektörden katılımcıya ev sahipliği yaptı. Afrika’nın 50’den fazla ülkesinden gelen iş dünyası temsilcileri, Türk firmalarıyla doğrudan temas kurma fırsatı yakaladı.

    Son yıllarda Afrika, Türk iş dünyası için yalnızca bir ihracat pazarı değil; aynı zamanda uzun vadeli yatırım ve üretim ortaklıklarının kurulduğu stratejik bir bölge haline geldi. Altyapı projeleri, konut yatırımları, kamu binaları, oteller ve ticari yapılar gibi büyük ölçekli projelerde Türk markalarının etkinliği her geçen yıl artıyor. 14.WCI Afrika Forumu da bu gelişimin önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Forum süresince gerçekleştirilen ikili iş görüşmeleri, özellikle üretim, distribütörlük ve proje bazlı iş birlikleri açısından somut adımların atılmasını sağladı.

    İkinci kez ana sponsor: Asortie Mobilya

    Bu yılki organizasyonda dikkat çeken en önemli unsurlardan biri, lüks ve klasik mobilya sektörünün öncü markalarından Asortie Mobilya’nın ikinci kez ana sponsor olarak yer alması oldu. Afrika pazarında uzun yıllardır aktif bir şekilde faaliyet gösteren marka, forumda güçlü bir kurumsal duruş sergiledi.

    Asortie Mobilya, yüksek kalite standartları, el işçiliği detayları ve prestij projeleriyle özellikle Afrika’daki kamu ve özel sektör temsilcilerinin ilgisini çekti. Forum süresince çok sayıda büyükelçi, ticaret ataşesi ve yatırımcı firmanın temsilcisi markanın standını ziyaret ederek ürünler ve projeler hakkında bilgi aldı.

    Markanın Afrika kıtasındaki güçlü referansları, forumda gerçekleştirilen görüşmelerde önemli bir güven unsuru oluşturdu. Devlet başkanlığı konutları, lüks villa projeleri, makam odaları ve prestijli dekorasyon çalışmaları gibi üst segment projeler, markanın bölgedeki konumunu daha da sağlamlaştırdı.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi Ödülü uluslararası gücü tescilledi

    Türk ihracatının çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Afrika’ya en fazla fuar ziyareti gerçekleştiren firmalar arasında gösterilerek ödüllendirilen Asortie Mobilya, forumda bu başarısıyla da öne çıktı.

    TİM tarafından verilen ödül, markanın Afrika pazarındaki sürdürülebilir büyümesini ve ihracat performansını resmî olarak tescillemiş oldu. Bu başarı, forum katılımcıları nezdinde markaya duyulan güveni daha da artırdı.

    Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme stratejisinde Afrika pazarı kritik bir rol oynarken, bu tür ödüller Türk markalarının küresel rekabetteki konumunu güçlendiren önemli göstergeler olarak değerlendiriliyor.

     

    1500 önemli katılımcı ile yüz yüze görüşme

     

    WCI Afrika Forumu, yalnızca bir fuar organizasyonu değil; aynı zamanda diplomatik ve ekonomik temasların yoğunlaştığı uluslararası bir platform niteliği taşıdı. Forum boyunca gerçekleştirilen panellerde Türkiye–Afrika ticaretinin geleceği, lojistik ağların güçlendirilmesi, yatırım güvenliği ve finansman modelleri gibi konular ele alındı.

    Katılımcılar, iki gün boyunca yoğun bir görüşme trafiği gerçekleştirdi. Özellikle inşaat, iç mimarlık, proje taahhüt ve lüks konut alanlarında faaliyet gösteren firmalar arasında dikkat çekici iş birlikleri gündeme geldi.

    Afrika’dan gelen birçok yatırımcı, Türkiye’nin üretim kalitesi, tasarım gücü ve hızlı teslimat kapasitesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. İstanbul’un uluslararası ticaret merkezi kimliği ise organizasyonun başarısında önemli rol oynadı.

    Afrika’da derinleşen iş birlikleri

    Son yıllarda Afrika’da artan şehirleşme, altyapı yatırımları ve konut projeleri; Türk firmaları için önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle üst gelir grubuna yönelik konut ve kamu projelerinde kaliteli ve prestijli ürünlere olan talep artıyor.

    Bu çerçevede forumda yapılan görüşmeler, yalnızca kısa vadeli ticari anlaşmalarla sınırlı kalmadı; aynı zamanda uzun vadeli proje ortaklıklarının da zeminini oluşturdu. Türkiye ile Afrika arasında gelişen bu çok boyutlu ticaret ağı, karşılıklı güven ve sürdürülebilir iş modeli üzerine inşa ediliyor.

    Uluslararası vizyon ve sürdürülebilir büyüme

    Fuarın açılış töreninde konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Sayın Mahmut Gürcan, Afrika ile Ticaretin Kazan-Kazan ilkeleri doğrultusunda her geçen gün artış gösterdiğinin altını çizdi. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Sayın Salih Ayhan ise Afrika ile ticarette savunma sanayinin artan payına dikkat çektir.

    Birçok diplomat ve ticari ataşenin görüşlerini bildirdiği ticaret formu iki gün boyunca çok verimli toplantılara ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin uluslararası vizyon ve sürdürülebilir büyüme hedefleri çerçevesinde Afrika ülkeleri ile daha fazla ticaret yapılması gerekliliğinin ön plana çıkarıldığı organizasyonda yüksek cirolu iş bağlantıları da yapıldı.

    Türkiye’nin Afrika ile ekonomik ilişkilerinde yeni bir dönemin kapılarını araladığı WCI Forumu kapanış galasında konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar ise, Afrika ile Türkiye’nin ticaret hacmine ilişkin önemli veriler paylaştı. Hedeflenen ticaret hacmine ulaşıldığını ve önümüzdeki yıllarda bu hedefin daha da yüksek cirolarla devam edeceğinin altını çizdi.  Önemli ticari bağlantıların yapıldığı organizasyon, Türk markalarının küresel vizyonunu ortaya koyarken aynı zamanda Afrika pazarında kalıcı iş birliklerinin önemini bir kez daha gösterdi.

    İkinci kez ana sponsor olarak yer alan Asortie Mobilya ise hem kurumsal gücü hem de ihracat performansıyla forumun en dikkat çeken markalarından biri oldu. TİM tarafından ödüllendirilmiş olması, markanın Afrika’daki konumunu daha da güçlendirirken, Türkiye–Afrika ticaret köprüsüne katkısını somutlaştırdı.

    İstanbul’da gerçekleşen bu büyük buluşma, 1.500 Afrikalı iş insanının katılımıyla yalnızca bir forum olmanın ötesine geçti; Türkiye ile Afrika arasında kurulan ekonomik bağların geleceğine dair güçlü bir mesaj verdi.

    Türkiye’nin üretim gücü ile Afrika’nın büyüyen pazar potansiyelini bir araya getiren 14. WCI Afrika Forumu, önümüzdeki yıllarda daha da geniş katılımla gerçekleşmesi beklenen stratejik bir platform olarak konumunu pekiştirdi.

  • Oruç Tutacak Kanser Hastaları İçin Güvenli Sınırlar: Uzmanlardan Uyarı

    Oruç Tutacak Kanser Hastaları İçin Güvenli Sınırlar: Uzmanlardan Uyarı

     

    Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte onkoloji kliniklerinde en sık yöneltilen sorulardan biri yeniden gündeme geldi: “Kanser hastaları oruç tutabilir mi?”
    Bu sorunun herkesi kapsayan tek bir yanıtı olmadığını vurgulayan Ezgi Polat, oruç kararının mutlaka bireysel ve tıbbi değerlendirme ile ele alınması gerektiğini belirtiyor.

    Aktif Tedavi Sürecinde Oruç Riskleri Artırabilir

    Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, aktif kemoterapi veya radyoterapi alan hastalar için uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlamasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
    “Bu süreçte yeterli kalori, protein ve sıvı alımı; bağışıklık sisteminin korunması, kas kaybının önlenmesi ve tedavinin tolere edilebilmesi açısından hayati önem taşır” diyen Polat, özellikle kilo kaybı ve iştahsızlık yaşayan hastalarda orucun mevcut tabloyu ağırlaştırabileceğini ifade ediyor.

    Bilimsel verilerin, kanser tedavisi süresince düzenli beslenme ve yeterli sıvı alımının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini ortaya koyduğunu vurgulayan Polat, bu nedenle aktif tedavi gören hastaların oruç tutmasının genellikle önerilmediğini belirtiyor.

    Tedavisi Tamamlanan Hastalar İçin Bireysel Değerlendirme Şart

    Aktif tedavisi tamamlanmış, genel durumu iyi ve beslenme problemi olmayan bazı hastalar için ise oruç kararının hekim kontrolünde, bireysel olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Polat, “Burada esas olan dini motivasyon değil, klinik güvenliktir” diyor.

    Bu hasta grubunda oruç tutulacaksa sürecin mutlaka planlı ve bilinçli yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Polat, dikkat edilmesi gereken başlıkları şöyle sıralıyor:

    • Sıvı alımı hayati önem taşır.

    İftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmemesi böbrek fonksiyonlarını zorlayabilir, halsizlik ve tansiyon sorunlarına yol açabilir. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz.

    • Protein ve kalori dengesi korunmalıdır.

    Kas kaybını önlemek ve bağışıklık sistemini güçlü tutmak için yeterli protein alımı sağlanmalı; tek öğünde aşırı yüklenmek yerine dengeli bir beslenme planı uygulanmalıdır.

    • Ani kilo kaybı bir uyarı sinyalidir.

    Kontrol sürecindeki hastalarda istemsiz kilo kaybı, vücudun zorlandığını gösterebilir. Böyle bir durumda oruç kararı yeniden değerlendirilmelidir.

     

    • Düzenli kullanılan ilaçlar aksatılmamalıdır.

    İlaç saatleri mutlaka hekim önerisine göre düzenlenmeli, doz atlanmamalıdır.

    • Uyarı belirtileri ciddiye alınmalıdır.

    Şiddetli halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı veya idrar miktarında belirgin azalma gibi durumlarda oruç ısrar konusu yapılmamalıdır.

    “Sağlığı Korumak da Dini Bir Sorumluluktur”

    Kanserle mücadelede en önemli hedefin vücudu güçlü ve dengede tutmak olduğunu vurgulayan Ezgi Polat, “Oruç kararı, bedeni zorlamak değil; onu koruyacak şekilde verilmelidir. Sağlığı korumak da dini bir gerekliliktir” ifadelerini kullanıyor.

    Türk Kanser Derneği Hakkında

    Türk Kanser Derneği, kanserle mücadelede erken teşhis, tedaviye erişim ve hasta destek hizmetleri alanlarında çalışmalar yürüten, kamu yararına faaliyet gösteren köklü bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, hastaların yalnızca tedavi sürecinde değil, yaşamın her alanında daha güçlü kalabilmeleri için bilimsel ve güvenilir bilgilendirme çalışmalarını sürdürmektedir.

    Sonuç olarak, kanserde oruç kararı bireyseldir ve güvenli olan tek yaklaşım, hastayı takip eden hekimin onayıyla alınan karardır.