Blog

  • AGFA HealthCare, ABD’de Üç Farklı Kategoride Best in KLAS® 2026 Ödülüne Layık Görüldü

    AGFA HealthCare, ABD’de Üç Farklı Kategoride Best in KLAS® 2026 Ödülüne Layık Görüldü

    Sektörün üst üste üçüncü kez verdiği bu takdir, AGFA HealthCare’inönce klinisyen” taahhüdünü ve bağlantılı, yüksek performanslı görüntüleme ortamlarını güçlendirmedeki liderliğini pekiştiriyor.

    MORTSEL, BELÇİKA / AGFA HealthCare bugün, Amerika Birleşik Devletleri’nde üç Enterprise Imaging segmentinde Best in KLAS® 2026 seçildiğini, iki ödülün üst üste ikinci kez kazanıldığını ve bunun şirketin dünya çapındaki sağlık kuruluşları tarafından güvenilen “önce klinisyen” odaklı görüntüleme çözümleri sunmadaki devam eden liderliğinin altını çizdiğini duyurdu.

    Bu takdir, sağlık hizmeti sağlayıcılarının sesini bağımsız, veri odaklı içgörülerleduyurarak otuz yılı geride bırakan KLAS Research’ün 30. yıl dönümünü kutladığı bir dönemde geldi.

    AGFA HealthCare’in Best in KLAS ayrıcalıkları, klinisyenlerin iş akışlarında kalmalarını sağlamak, görüntüleme iş akışlarındaki karmaşıklığı azaltmak ve görüntülere ve verilere bağlantılı, yüksek performanslı erişim yoluyla güvenli klinik karar almayı mümkün kılmak için tasarlanan Kurumsal Görüntüleme platformunun güçlü müşteri onayını yansıtmaktadır.

    Best in KLAS® – Kurumsal Görüntüleme (ABD)

    Radyoloji için Kurumsal Görüntüleme: PACS (Resim Arşivleme ve İletişim Sistemleri) (Küçük – 300 bin tetkik altı) segmentinde %93,2 puanla 1. rada.
    XERO® Görüntüleyici: Evrensel Görüntüleyici (Görüntüleme) segmentinde %92,1 puanla üst üste üçüncü kez 1. rada.
    Kurumsal Görüntüleme VNA: VNA (Satıcıdan Bağımsız Arşiv) segmentinde %89,8 puanla üst üste ikinci kez 1. rada.

    AGFA HealthCare Başkanı Nathalie McCaughley, “Birden fazla kez üst üste kazanılanlar da dahil olmak üzere üç Kurumsal Görüntüleme segmentinde tanınmak, ‘önce klinisyen’ stratejimizin güçlü bir teyididir,” dedi. “Sağlık kuruluşları, klinisyenleri günlük çalışmalarında gerçekten destekleyen görüntüleme ortamları sunmamız ve aynı zamanda BT (Bilgi Teknolojileri) ve klinik liderlerin güven, performans ve uzun vadeli vizyonla faaliyet göstermelerini sağlamamız konusunda bize güveniyor. Bu takdir, ortaklıklarımızın gücünü ve bakım ekiplerini bağlantılı, akıllı görüntüleme yoluyla güçlendirmeye olan sarsılmaz odağımızı yansıtmaktadır.”

    Ödüller hakkında yorum yapan KLAS Research CEO’su Adam Gale şunları söyledi: “Best in KLAS kazananları geçtiğimiz yıl müşterilerinin güvenini kazandı. Bu takdirle, önümüzdeki aylarda sağlık teknolojisi ve hizmetlerinde ortaklık yoluyla mükemmellik standardını belirliyorlar.”

    KLAS Research Görüntüleme Başkan Yardımcısı Monique Rasband şunları ekledi: “AGFA HealthCare’in birden fazla Kurumsal Görüntüleme segmentindeki güçlü performansı, tutarlı müşteri geri bildirimlerini yansıtmaktadır. Kuruluşlar, görüntüleme ekiplerinin bugün verimli bir şekilde çalışmasına yardımcı olurken gelecekteki büyüme ve inovasyon için net bir yol sağlayan çözümlerin değerini kabul etmektedir.”

    Best in KLAS ödülleri, sağlık hizmeti sağlayıcılarından gelen doğrudan geri bildirimlere dayanır ve ortaklık, performans ve müşteri ihtiyaçlarına yanıt verme yoluyla tutarlı bir şekilde mükemmellik gösteren satıcıları takdir eder.

    AGFA HealthCare, ölçeklenebilir, bağlantılı, akıllı ve insan merkezli görüntülemeyiilerletmeye yönelik devam eden taahhüdünün bir parçası olarak Best in KLAS takdirini HIMSS (Sağlık Bilgi ve Yönetim Sistemleri Topluluğu) 2026 sırasında müşterileri ve ortaklarıyla birlikte kutlayacak.

    KLAS referansları

    Best in KLAS Ödülleri genel bakış: 2026 Best in KLAS Awards: Software and Services Report
    Kurumsal Görüntüleme segment raporları: 2026 Best in KLAS Awards: Software and Services Report

  • Organon, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’da Kadın Sağlığı’nda İnovasyonu Hızlandırma Programı’nın Üçüncü Dönemini Başlatıyor

    Organon, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’da Kadın Sağlığı’nda İnovasyonu Hızlandırma Programı’nın Üçüncü Dönemini Başlatıyor

    Aile planlaması, fertilite ve kadın esenliği alanındaki dijital sağlık girişimlerini destekleyerek META bölgesindeki kritik ve karşılanmamış ihtiyaçlara yönelik yenilikçi çözümler geliştirilmesi hedefleniyor.

    DUBAI, BAE, 4 Şubat 2026 /PRNewswire/ — Kadın sağlığı alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren Organon, Kadın Sağlığı’nda İnovasyonu Hızlandırma Programı’nın üçüncü dönemini Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’yı (META) kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurdu. Flat6Labs iş birliğiyle yürütülecek program kapsamında, girişimcilere finansman olanakları, pazar testleri ve iş modeli geliştirme süreçlerinde bölgesel yatırımcılarla buluşma imkânı sunulacak.

    Organon’un ” Her gün her kadın için sağlıklı yarınlar ” yaratma misyonunun bir parçası olan bu öncü girişim; aile planlaması, fertilite ve kadın esenliği alanında yenilikçi çözümler sunan girişimcileri 2026 dönemine başvurmaya davet ediyor. Başvurular 12 Şubat’a kadar devam edecek.

    Bu yıl program, ilk kez Sahra Altı Afrika’dan da başvuru alarak kapsamını daha da genişletiyor. Böylece META bölgesinin yanı sıra Ukrayna’daki kadınların sağlık ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümlerin desteklenmesi amaçlanıyor.

    2025/26 dönemi boyunca katılımcılar; akademisyenler, sağlık profesyonelleri ve politika danışmanlarından oluşan geniş bir uzman ağıyla atölye çalışmaları ve mentorluk oturumları aracılığıyla bir araya gelecek. Önceki dönem kazananları ise mentor olarak programa katkı sağlayarak deneyimlerini yeni girişimcilere aktaracak.

    Program, kadınların ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanmış dijital çözümlerle kadın sağlığındaki yapısal boşlukları azaltmayı hedefliyor. Araştırmalar, sağlıkta cinsiyet uçurumunun kapatılmasının 2040 yılına kadar küresel ekonomiye 1 trilyon sterlin katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Organon, bu program aracılığıyla yenilikçilere doğrudan yatırım yaparak hem sosyal hem de ekonomik etki yaratmayı amaçlıyor.

    Organon Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Başkan Yardımcısı Ramy Koussa, konuyla ilgili şunları söyledi:

    “Programımızı META bölgesine yayarak kadın sağlığı alanındaki inovasyona olan bağlılığımızı güçlendiriyoruz. Dijital sağlık; erken teşhis, kişiselleştirilmiş bakım ve geniş ölçekte erişim açısından büyük bir potansiyel sunuyor. Afrika’ya açılımımızla birlikte, kadın sağlığındaki kritik boşlukları kapatmak için güçlü ortaklıklar kurmayı hedefliyoruz.”

    Programın 2022’deki başlangıcından bu yana yaklaşık 500 başvuru alındı; 20’den fazla girişim desteklendi. 2026’nın ikinci çeyreğinin başında düzenlenecek Demo Günü’nde finalistler çözümlerini jüriye sunacak ve üç girişim ödüllendirilecek.

  • Drone Eğitimi ve Online Drone Eğitimi ile Profesyonel Pilotluğa Güvenli Başlangıç

    Drone Eğitimi ve Online Drone Eğitimi ile Profesyonel Pilotluğa Güvenli Başlangıç

    Drone Eğitimi ve Online Drone Eğitimi ile Profesyonel Pilotluğa Güvenli Başlangıç

    ANKARA – Drone teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, sertifikalı ve bilinçli drone pilotlarına olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Bu ihtiyaca profesyonel çözümler sunan Başkent İHA, hem yüz yüze drone eğitimi hem de uzaktan erişim imkânı sunan online drone eğitimi programlarıyla pilot adaylarını sektöre hazırlıyor.

    SHGM Mevzuatına Uygun Drone Eğitimi Programları

    Başkent İHA tarafından sunulan drone eğitimi programları, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından belirlenen mevzuat ve standartlara uygun olarak hazırlanıyor. Eğitimlerde; hava hukuku, uçuş emniyeti, meteoroloji, İHA sistemleri, operasyonel riskler ve güvenli uçuş prosedürleri detaylı şekilde ele alınıyor.

    Online Drone Eğitimi ile Esnek ve Erişilebilir Öğrenme

    Online drone eğitimi modeli sayesinde katılımcılar, teorik derslere internet üzerinden erişim sağlayabiliyor. Bu yapı, farklı şehirlerde bulunan veya zamandan tasarruf etmek isteyen adaylar için önemli bir avantaj sunuyor. Teorik sürecin ardından uygulamalı uçuş eğitimleri, yetkili sahalarda gerçekleştiriliyor.

    Uygulamalı Eğitim ile Gerçek Uçuş Deneyimi

    Drone eğitimi yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmıyor. Eğitim sürecinde katılımcılar, gerçek uçuş senaryoları üzerinden uygulamalı eğitim alarak pratik deneyim kazanıyor. Bu sayede adaylar, profesyonel uçuşlara hazır hale geliyor.

    Drone Eğitimi ile Geniş Kariyer Olanakları

    Drone teknolojileri; tarım, haritalama, mühendislik, inşaat, medya, reklam, turizm ve endüstriyel denetim gibi birçok sektörde aktif olarak kullanılıyor. Drone eğitimi ve online drone eğitimi programları, bu alanlarda çalışmak isteyenler için güçlü bir kariyer altyapısı oluşturuyor.

    Güvenli ve Bilinçli Pilotlar Yetiştirme Vizyonu

    Başkent İHA, drone eğitimi sürecinde yalnızca sertifikaya değil, güvenli uçuş bilincine de odaklanıyor. Eğitimler, alanında deneyimli eğitmenler tarafından yürütülerek katılımcıların teknik bilgi ve operasyonel farkındalık kazanması hedefleniyor.

    Drone Eğitimi ve Online Drone Eğitimi Hakkında Bilgi

    Drone eğitimi veya online drone eğitimi hakkında detaylı bilgi almak isteyenler, https://www.baskentiha.com/drone-egitimi adresini ziyaret edebilir veya doğrudan iletişime geçebilir.

    İletişim

    0531 914 63 63
    https://www.baskentiha.com/drone-egitimi/

     

     

  • ATG Hotels Mutfağına Üst Düzey Atama

    ATG Hotels Mutfağına Üst Düzey Atama

    ATG Hotels yönetimi tarafından İsmail Akdeniz’in, ATG Hotels COO’su Mehmet Çubukçuoğlu’na bağlı ekipte “Grup Gastronomi Müdürü” olarak görev alacağı açıklandı.

    İsmail Akdeniz, mutfak ve gastronomi alanında yıllar boyunca edindiği yöneticilik ve liderlik deneyimi ile turizm sektörünün farklı yapılarında önemli sorumluluklar üstlenmişti. Akdeniz, Turizm sektörünün değerli markalarında mutfak operasyonlarının yürütülmesinde yöneticilik ve liderlik vasıflarıyla ön plana çıkmaktaydı. Ayrıca gastronomi alanında hem misafir deneyimleri nezdinde hem de sektöre değer katan birçok inovatif çalışmaya da imza atmıştı. Özellikle misafir segmentasyonu özelinde, farklı profillerdeki misafirlere yönelik mutfak-gastronomi deneyimleri konusunda uzmanlaşmış olan İsmail Akdeniz, yıllar boyunca gerek operasyon yönetimi gerekse ekip koordinasyonu, çalışan eğitimleri-destekleri konusunda güçlü ve kalıcı işlerle sektörde profesyonelliğiyle tanınmaktaydı.

    Bu değerli atamayla ilgili ATG Hotels COO’su Mehmet Çubukçuoğlu, “Gastronomi bugün otellerin en güçlü tercih sebeplerinden biri. ATG Hotels olarak bu alanı, güçlü liderlik ve sürdürülebilir bir vizyonla yönetmek istiyoruz. İsmail Akdeniz’in bilgi birikimi ve liderliğiyle mutfaklarımızın marka değerimize doğrudan katkı sağlayacağına inanıyorum.” dedi.

    ATG Hotels’in yeniden yapılandırılan yönetim anlayışının değerli bir parçası ve gelecek vizyonu için önemli katkılar sunacak olan Akdeniz, geçmiş yıllarda Türkiye’de turizm sektörünün öncü ve değerli markalarında edindiği yönetimsel ve operasyonel deneyimini, grubun hedeflerini yukarılara taşımak için değerlendirecek.

  • Sağlıklı Yaşamı Destekleyen Ürünler Minikmucize.com’da

    Sağlıklı Yaşamı Destekleyen Ürünler Minikmucize.com’da

    2020’li yılların başında sadece bir fikirle yola çıkan ve dijital dünyada yerini alan minikmucize.com, küçük bir toplulukla hedefine doğru ilerleyen bir platform haline gelmiştir. Kısa sürede binlerce aileye sağlıklı ürün ulaştırmayı başaran bu platform anne bebek sevgisini dijital dünyaya başarılı bir şekilde yansıtıyor.

    Düzensiz beslenme, yoğun yaşam temposu nedeniyle vücudun ihtiyaç duyduğu mineral ve minerallerin alınması zorlaşıyor. Bu yüzden genel sağlığı desteklemenin en etkili yollarından biri olan besin takviyeleri öne çıkıyor. Minikmucize.com, güvenilir ve kaliteli ürün portföyüyle, Türkiye’nin her noktasındaki kullanıcılarının yanında olmayı sürdürüyor.

    Minik Mucize, omega-3 desteğinden multivitaminlere, probiyotiklerden magnezyuma kadar çok geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Bu ürünler kullanıcıların gündelik besin eksikliklerini tamamlarken enerji metabolizması, bağışıklık sistemi, kas ve kemik sağlığı gibi temel fonksiyonların korunmasına da destek sağlıyor. Alanında uzman ekipler tarafından özenle seçilen bu ürünler yine tüketicilerin güven içerisinde kullanabileceği şekilde sunuluyor.

    Bu site üzerinden yapılan alışverişlerin tamamında kullanıcı deneyimi ön plandadır. Hızlı sipariş seçenekleri, ürünlerin detaylı açıklamaları ve müşteri destekleriyle Minik Mucize, besin takviyelerini sadece ürün satışı olarak görmeden, tüketicilerin sağlıklı yaşam yolculuğunun bir parçası olmayı amaçlıyor. Düzenli fırsat ve kampanyalarla kullanıcıları desteklerken her bütçeye uygun olarak sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesine olanak tanıyor.

    Bu platformda yetişkinlerin sağlıklı yaşamlarına devam etmesini için ihtiyaç duyduğu besin takviyelerinin yanı sıra banyo ve bakım, ağız ve diş sağlığı, beslenme ve hijyenkategorilerinde yüzlerce ürün sunuluyor. Ayrıca çocuk ve bebekler için ortopedik ayakkabılar, botlar, sandalet ve terliklerle yine sağlıklı yaşamı desteklemeye devam ediyor.

    Misyon olarak anne ve bebeklerin ihtiyaç duyduğu her ürüne bilinçli, kolay ve güvenilir bir şekilde erişim sağlamayı amaçlayan Minik Mucize, kaliteli markaları uygun fiyatlarla buluşturmayı sürdürüyor. Ayrıca ailelerin gündelik yaşamına gerçekten değer katmayı amaçlarken kullanıcılara sadece ürün değil, destek, güven ve bilgi sağlamaya devam ediyor.

    Vizyon olarak anne ve bebek alanında en güvenilir ve en çok tercih edilen alışveriş platformu olmayı hedefleyen minikmucize.com, değişen ihtiyaçlara uyum sağlamaya devam ediyor.

  • Bel fıtığı hastalarına 9 öneri; Bel fıtığı tedavisinde ‘hızlı iyileşme’ dönemi

    Bel fıtığı hastalarına 9 öneri; Bel fıtığı tedavisinde ‘hızlı iyileşme’ dönemi

    Bel fıtığı, günümüzde uzun süre oturmaya bağlı hareketsiz yaşam tarzı, yanlış duruş ve bel hareketi nedeniyle toplumda en sık rastlanan sağlık sorunlarından biri. Yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren bel fıtığının doğru tanı ve modern tedavi yaklaşımları sayesinde artık yönetilebilir bir sorun haline gelerek hastaların hareket özgürlüğünün geri kazanmasına olanak sunduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bel fıtığı tedavisinde modern tıbbın ulaştığı son nokta olan endoskopik yani kapalı ameliyat yöntemi hem sakat kalma riskine dair endişeleri ortadan kaldırıyor hem de uzun iyileşme süreçlerini tarihe gömüyor” açıklamasında bulundu.

    Yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren, hareket kabiliyetini kısıtlayan ve toplumda en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan bel fıtığı, özellikle çalışma hayatındaki bireyleri tehdit ediyor. Bel fıtığının yaş ve cinsiyet ayırmaksızın herkeste görülmekle birlikte erkeklerde 1,5 2 kat daha sık rastlandığını, özellikle de 35-50 yaş aralığında zirve yaptığını paylaşan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bel fıtığı mesleki alışkanlıklarla doğrudan ilişkili. Ağır işlerde çalışanların yanı sıra; gün boyu hareketsiz kalan masa başı çalışanlar, kilolu olanlar, uzun süreler araç kullananlar ve gün boyu ayakta duran öğretmen veya garsonların bel fıtığına yakalanma olasılığı daha yüksek. Bazen ani bir zorlama veya ağır bir yük kaldırma fıtığa neden olsa da en önemli etkenin ilerleyen yaş ve vücudun maruz kaldığı tekrarlayan küçük travmalar olduğu unutulmamalı” dedi.

    Belirtileri hafife almayın

    Hastalığın genellikle sırt ve bacak ağrısı ile kendini gösterdiğini ancak ağrının yayılım gösterdiği bölgelerin tanı için kritik bir önem taşıdığını hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bel fıtığının bacaklara giden sinirleri sıkıştırması sonucu ağrı baldıra ve ayak tabanına kadar inebiliyor. Ayaklarda uyuşma, yürüme ve oturmada güçlük çekilmesi bel fıtığının habercisi olabiliyor. Eğer hastalık ilerlerse idrar kaçırma, cinsel fonksiyon kayıpları ve hatta yürüyememe gibi çok daha ağır tablolarla karşılaşılabiliyor. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı ve özellikle MR görüntüleme ile bası derecesi belirlenmeli” uyarısında bulundu.

    Cerrahiden değil geç kalmaktan korkulmalı

    Bel fıtığı tanısı konulan her hastanın hemen ameliyat masasına yatmasının gerekmediğini söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Tedavi süreci; ilaç tedavisi, fizik tedavi ve ağrı tedavisi yani algoloji gibi seçeneklerle başlıyor. Ancak ilerleyici güç kaybı ve idrar kaçırma gibi acil ameliyat bulguları varsa cerrahi müdahale kaçınılmaz hale geliyor” dedi.

    Ameliyat korkusunun hastaları tedaviden uzaklaştırabildiğini belirten Prof. Dr. Göçmen, “Halk arasında ‘ameliyat olursam sakat kalırım’ gibi geçmişten gelen yersiz korkular mevcut. Oysa günümüzde teknoloji çok gelişti. Mikrocerrahi ve endoskopik (kamera ile kapalı teknik) yöntemler sayesinde doku hasarını minimuma indiriyoruz. Hastalarımız artık çok kısa sürede ayağa kalkabiliyor ve uzun süre yatmak zorunda kalmadan taburcu oluyorlar. Müdahale edilmeyen sinir basısı, hastada felç gibi kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Bu nedenle cerrahiden değil, geç kalmaktan korkulmalı” şeklinde konuştu.

    Bel fıtığı hastalarına 9 öneri

    Ağır ve ani yük kaldırmaktan kaçınılmalı

    Öne ve yanlara doğru eğilme ve bel bükme hareketinden kaçınılmalı. Eğer yerden bir şey alınacaksa çömelerek alınmalı.

    Hastalar otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymalı ve yirmi dakikadan fazla hareketsiz bir şekilde oturmamalı. Mesleği gereği uzun süre oturması gerekenler ise sık sık pozisyon değiştirmeli.

    Ortopedik yatakta yatılmalı.

    Traktör kullanılmamalı. Uzun süre araç kullananlar ise saat başı veya her iki saatte bir mola vererek arabalarının etrafında birkaç tur atıp esneme hareketleri yapmalı.

    Hasta yukarıya doğru uzanmamalı. Yukarıdan bir şey alacaksa bir iskemle veya merdiven yardımıyla alınmalı.

    Hasta belini daima sıcak tutmalı, açık pencere veya klima gibi havalandırmaların önünde durmamalı.

    Abdest alırken bacak lavaboya uzatılmamalı. Yer sofrası kullanılmamalı.

    Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten ve soğuktan kaçınmalı.

    Bel fıtığında amaç, beli koruyarak aktif kalmak; ani zorlayıcı hareketlerden kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmaktır.

  • Kanserle Mücadelede En Güçlü Silah: Erken Teşhis

    Kanserle Mücadelede En Güçlü Silah: Erken Teşhis

    Kanser, günümüzde yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumun tamamını etkileyen küresel bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye yeni kanser tanısı konulurken, Türkiye’de de her yıl yüz binlerce kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Dünya genelinde her 6 ölümden birinin, Türkiye’de ise yaklaşık her 5 ölümden birinin kanserle ilişkili olması, sorunun boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

    Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, önümüzdeki yıllara ilişkin projeksiyonların bu tabloyu daha da ciddileştirdiğine dikkat çekerek, 2050 yılına gelindiğinde dünya genelinde yeni kanser vakalarının 35 milyona yaklaşmasının beklendiğini vurguladı. Polat, bu artışın nüfusun yaşlanması, çevresel etkenler ve yaşam tarzı alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.

    Kanserle mücadelede en etkili ve hayati adımın erken teşhis olduğunun altını çizen Polat, birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesi halinde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığını ve bireylerin yaşam kalitesinin korunabildiğini ifade etti. Buna karşın, düzenli sağlık kontrolleri ve tarama programlarının hâlâ istenilen seviyede olmadığını belirten Polat, mamografi, smear testi ve kolonoskopi gibi taramaların basit ancak hayat kurtarıcı uygulamalar olduğuna dikkat çekti.

    Koruyucu sağlık yaklaşımlarının da kanserle mücadelenin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirten Polat, bilimsel verilerin kanser vakalarının önemli bir bölümünün önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğunu gösterdiğini söyledi. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stresle sağlıklı baş etme yöntemlerinin kanser riskini azaltmada kritik rol oynadığını vurguladı. Ayrıca HPV ve Hepatit B gibi virüslere karşı aşılama çalışmalarının bazı kanser türlerine karşı güçlü bir koruma sağladığını ifade etti.

    Türk Kanser Derneği olarak kanserle mücadelede yalnızca tedavi sürecine değil; önleme, erken teşhis ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik bütüncül bir yaklaşım benimsediklerini belirten Polat, derneğin ücretsiz tarama ve bilgilendirme faaliyetleri, sosyal destek projeleri, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek hizmetleriyle hasta ve hasta yakınlarının yanında olmaya devam ettiğini söyledi.

    4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle topluma önemli bir çağrıda bulunan Polat, “Kanser kader değildir. Bilgi, farkındalık ve erken teşhisle bu tabloyu değiştirmek mümkündür. Her bireyin kendi sağlığı için atacağı küçük bir adım, toplum sağlığı için büyük bir etki yaratabilir” dedi.

    Polat sözlerini, “Bugün kendimiz ve sevdiklerimiz için bir söz verelim; kontrollerimizi ertelemeyelim, belirtileri görmezden gelmeyelim ve sağlıklı yaşamı bir tercih değil, bir alışkanlık haline getirelim. Çünkü kanserle mücadelede en güçlü silah, erken teşhistir” diyerek tamamladı.

  • CGTN: Bir yolculuktan daha fazlası: Bahar Festivali’ndeki seyahat yoğunluğu, değişen Çin’e nasıl ayna tutuyor?

    CGTN: Bir yolculuktan daha fazlası: Bahar Festivali’ndeki seyahat yoğunluğu, değişen Çin’e nasıl ayna tutuyor?

    2026 Bahar Festivali’nde 40 gün sürecek seyahat yoğunluğu, 2 Şubat’ta başlayacak ve 13 Mart’ta sona erecek. CGTN her yıl tekrarlanan bu göç öncesinde, bu etkinliğin bir ulaşım olgusu olarak oynadığı rolünün ötesine geçerek Çin’in sosyal dönüşümünü gösteren eşsiz bir mercek hâline nasıl geldiğini irdeleyen özel bir makale yayımladı.

    Çin’in doğusundaki Jiangxi Eyaleti’nin Nanchang kentindeki bir ana bakım merkezinde, gümüş renkli hızlı trenler projektör ışıkları altında mükemmel bir düzen içinde sıralanmış durumda. Bu trenler yukarıdan bakıldığında karada konuşlanmış ve hizmete hazır bir uçak gemisi filosunu andırıyor.

    Burası, dünyanın en büyük insan göçü için Çin genelinde bulunan fırlatma rampalarından biri ve bu göçün adı Chunyun. Her yıl tekrarlanan ve 40 gün süren Bahar Festivali’ndeki seyahat yoğunluğu, ülkenin en önemli tatili öncesinde, 2 Şubat gece yarısı resmen başlıyor.

    Chunyun bu yıl daha önceki tüm rekorları kırmaya hazırlanıyor. 13 Mart’a kadar sürecek 40 günlük dönemde bölgeler arasında gerçekleşecek seyahatlerin sayısı resmî tahminlere göre 9,5 milyarı bulacak.

    2026’daki bu yoğunluk, son zamanlardaki en uzun tatil olan dokuz günlük tatilin de etkisiyle, sadece lojistik bir başarıdan daha fazlasını simgeliyor: Çin’in sosyal dönüşümüne göz atabileceğiniz capcanlı bir pencere.

    Çin Lojistik Sektörünün Gücü
    Daha önceki yıllarda olduğu gibi 2026 Chunyun göçü de lojistik sektöründe gerçekleşecek bir gösteri niteliğinde. Yetkililer, sürücülerin kendi araçlarıyla yapacağı yolculukların tüm yolculukların yaklaşık yüzde 80’ini oluşturacağını ve baskın ulaşım şekli olmaya devam edeceğini tahmin ediyor. Bu arada, demir yolu ve hava yolu ile taşınacak yolcu sayılarının tarihî zirvelere ulaşarak sırasıyla 540 milyon ve 95 milyon olması bekleniyor.

    Bu sayıların arkasında gelişmiş, çok katmanlı bir altyapı bulunuyor. Ulaştırma Bakanlığı, elektrikli araçların sayısındaki hızlı artışı desteklemek için kara yollarındaki şarj ağını 71.500 şarj noktasına ulaştırdı. Yolcular, şarj cihazlarının gerçek zamanlı kullanılabilirliğini takip etmek için özel bir mini program kullanabilirken en yoğun saatlerde kullanım için mobil acil şarj üniteleri de kullanıma sunuldu.

    Kara yollarını tamamlayan bir unsur olarak, şu anda 50.000 kilometreden uzun yüksek hızlı ağ ile desteklenen Çin’in demir yolu sistemi, gelişmiş biletleme sistemi ve kapsamlı altyapısı sayesinde kesintisiz ve yüksek kapasiteli seyahat imkânı sunuyor.

    Güvenlik, en önemli öncelik olmaya devam ediyor. Kuzey ve orta bölgeler, soğuk hava dalgaları nedeniyle kar yağışı ve buzlanma tehdidiyle karşı karşıya olduğu için Çin Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve acil durum departmanları buz çözme araçlarını ve özel kurtarma ekiplerini şimdiden hazırladı. İnsansız hava araçları ve helikopterler gibi yüksek teknoloji araçları, hızlı müdahale için hazır bekliyor. Yetkililer, Chunyun göçü için koordinasyonun 20’den fazla devlet dairesinin rol aldığı devasa bir operasyon olduğunu söylüyor.

    Memnuniyet veren hizmetler
    Yolcu konforuna daha fazla önem verilen bu yılki seyahat yoğunluğunda, milyonlarca insanın farklı ihtiyaçlarına yönelik daha fazla “memnuniyet veren hizmetler” sunularak, bu büyük göç kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürülüyor.

    Önemli gelişmelerden biri de “sessiz vagon” sayısının artırılması. Şu anda 8.000’den fazla hızlı trende bulunan bu sessiz vagonlar, huzurlu bir yolculuk isteyen yolcular için âdeta bir cennet. Bu vagonlarda yayın ses seviyesi yüzde 40 ile sınırlandırılıyor ve personel yüksek sesli anonslar yerine hizmetlerini “sessiz” sunarak yolculara yardım ediyor. Personel ayrıca küçük çocukları eğlendirmek ve sakinleştirmek için ücretsiz, tek kullanımlık kulak tıkaçları ve resimli kitaplar gibi eğlenceli paketler dağıtıyor.

    Büyük havalimanları ve tren istasyonlarında dijital uçurumu kapatmak için çalışmalara devam ediliyor. Bu çalışmaların merkezinde, yaşlıların ayrıcalıklı ve rahat bir şekilde seyahat etmelerini sağlayan “Ak Saçlılar” hizmetleri yer alıyor. Örneğin Çin’in kuzeyindeki Shijiazhuang Havalimanı’nda, 80 yaş ve üstü yolcular öncelikli check-in ve biniş hakkından yararlanabiliyor.

    Seyahat, evcil hayvanları dâhil olmak üzere aileler için daha kapsayıcı hâle geliyor. Çin’in orta kesimindeki Henan Eyaleti’nde, “Evcil Hayvan Dostu Demir Yolu” hizmetleri bir istasyondan dört istasyona genişletildi. Yolcular, 12306 uygulamasını kullanarak özel taşıma kafesi rezervasyonu yapabiliyorlar.

    Çin Yeni Yılı
    Chunyun sırasında gerçekleşen bu büyük insan hareketi, toplu bir eve dönüş yolculuğu ve bu yıl 17 Şubat’a rastlayan ve Çin Yeni Yılı olarak da bilinen Bahar Bayramı ile doruğa ulaşıyor. Çin kültüründe çeşitli kutlamaların yapıldığı bu festival, ay takviminin ilk gününü temsil ediyor, yenilenmeyi ve aile birliğini simgeliyor. Evrensel bir umut ışığını ve daha iyi yaşam özlemlerini beraberinde getiriyor.

    Aile üyelerinin bir araya gelmesi, refahı simgeleyen kırmızı süslemeler, iyi şans dilekleri, neşeli aile yemekleri ve fener gibi geleneksel el sanatlarını içeren geleneklerle yeni yılın benzersiz şekilde karşılanması dünyanın her yerinden kültür meraklılarını büyülüyor.

    Her yıl, China Media Group tarafından canlı olarak yayınlanan ve dünya çapında milyarlarca kişi tarafından izlenen “Bahar Festivali Galası” adlı televizyon programı Çin’in kültürel cazibesini özetliyor. Üç provası tamamlanan 2026 galası, şenlikli ve neşeli bir atmosferde şekillenmeye devam edecek, Çin’in yeni bir çağdaki dinamizmini çarpıcı şekilde yansıtacak.

    CGTN, Çin Yeni Yılı Arifesinde en önemli canlı özel programlarından biri olan “Süper Gece”yi de sundu. Programda CMG Bahar Festivali Galası’na İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Arapça ve Rusça olmak üzere beş farklı dilde eşlik eden yorumlara ve bunun yanı sıra çeşitli özgün içeriklere yer verildi. Bu bölümler, Bahar Festivali gelenekleri, somut olmayan kültür mirası ve geleneksel opera gibi Çin kültürünün yurt dışı izleyicileri büyüleyen çeşitli yönlerini canlı bir şekilde sergiledi ve dünyanın her köşesinden izleyicilerin Çin kültürünün özünü daha iyi kavramalarına ve onunla duygusal bağ kurmalarına yardımcı oldu.

  • Genç Felsefeci Ödülleri’nde bu yıl tema: Sosyal İlişkiler

    Genç Felsefeci Ödülleri’nde bu yıl tema: Sosyal İlişkiler

     

     

    Ortaokul öğrencilerini felsefi düşünmeye ve düşüncelerini yaratıcı eserlerle ifade etmeye davet eden Genç Felsefeci Ödülleri, üçüncü yılında Sosyal İlişkiler temasıyla düzenleniyor. İstanbuldaki tüm ortaokul öğrencilerinin katılımına açık olan yarışmanın son başvuru tarihi 9 Mart 2026.

    Soruşturma temelli öğrenmeyi (inquiry based approach) ve iyi oluş (human flourishing) yaklaşımını merkeze alan Özel Erkan Ulu Okulları tarafından, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü izniyle düzenlenen yarışmaya başvurular web adresi üzerinden yapılıyor.

    Felsefi soru ile başlayan bir düşünme süreci

    Yarışmaya katılan öğrenciler, sosyal ilişkiler kavramı etrafında bir felsefi soru belirleyerek bu soruyu tartışacak. Ardından kavrama ilişkin duygu, düşünce ve fikirlerini; blog yazısı, makale, mektup, kısa hikâye, diyalog, podcast, video ya da kısa Film gibi tercih ettikleri bir formatta esere dönüştürecek. Katılımın ücretsiz ve gönüllülüğe dayalı olduğu yarışmaya öğrenciler, bireysel ya da takım halinde başvurabilecek.

    Yarışma jürisinde yer alan felsefeci ve eğitmen Dr. Özge Özdemir, başvuru sürecine dair şunları söyledi: “Yarışmanın başvuru sayfasında yer alan örnek sorular, çocuklar için yol gösterici bir çerçeve sunuyor. Öğrenciler bu sorulardan yola çıkarak kendi felsefi sorularını geliştirebilirler. Bizim için önemli olan, çocukların anlamaya yönelik sorularla yola çıkmaları ve düşüncelerini geliştirirken yeni ayrımlar ve bağlantılar keşfettikleri eserler üretmeleri.”

    Neden Sosyal İlişkiler” teması?

    Genç Felsefeci Ödülleri, felsefi düşünmenin yanı sıra çocukların iyi oluş üzerine düşünmelerine de alan açmayı amaçlıyor. Yarışma, önceki yıllarda mutluluk ve sağlıklı olmak temalarıyla ele aldığı iyi oluş kavramını, bu yıl sosyal ilişkiler odağında düşünmeye devam ediyor. Böylece her yıl iyi oluşu etkileyen farklı bir boyutu merkeze alarak, çocukların ve aslında hepimizin yaşamına temas eden bu konuyu felsefi bir perspektifle ele almanın yolunu açıyor.

    Dr. Özge Özdemir, tema seçimini şöyle açıklıyor: “İyi olma ve güzel büyüme fikrini merkeze alan yarışmamızda, bu yıl sosyal ilişkileri ele alıyoruz. Çünkü kim olduğumuz, nasıl davrandığımız ve neye değer verdiğimiz, büyük ölçüde başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler içinde şekilleniyor. Aynı zamanda birlikte düşünmenin ve farklı görüşleri anlamaya çalışmanın desteklendiği öğrenme ortamları, çocukların hem iyi oluşunu hem de sosyal ilişkilerini besleyen önemli bir zemin oluşturuyor.”

    Dünya Sağlık Örgütü’nün sosyal ilişkiler ve yalnızlık üzerine değerlendirmeleri, dünya genelinde her altı kişiden birinin yalnızlık yaşadığını, bu oranın genç yaş gruplarında daha yüksek seyrettiğini ortaya koyuyor (*). Bu veriler, sosyal ilişkilerin, insanın iyi oluşu üzerinde belirleyici bir rol oynadığına ve bu konunun birlikte düşünülmesi gereken bir alan olduğuna işaret ediyor.

    Uluslararası deneyimden yerel bir yarışmaya

    Özel Erkan Ulu Okulları Genel Koordinatörü Zeynep Ulu Banaz ise, Genç Felsefeci Ödülleri fikrinin, 2021 yılında Erkan Ulu Okulları öğrencilerinin İrlanda Genç Felsefeci Ödülleri’nde (IYPA) dünya birincisi olmasının ardından doğduğunu belirtti. Banaz, pandemi döneminde “dayanışma” kavramı üzerine hazırlanan Zoom tiyatrosuyla elde edilen bu başarının, yarışmanın Türkiye’de hayata geçirilmesi için ilham verdiğini ifade etti.

    Felsefi düşünmeyi ve iyi oluş yaklaşımını okulun müfredatına ve farklı öğrenme ortamlarına taşıdıklarını belirten Banaz, 2018 yılından bu yana Çocuklar İçin Felsefe (P4C) dersinin müfredatta yer aldığını söyledi.

    Öğrencilerinin, Açık Radyo’da beş sezon boyunca yayımlanan Küçük Düşünürler Topluluğu programıyla felsefi tartışmaları kamusal alana taşıdığı Erkan Ulu Okulları, ABD’deki Qualia Okulu ile iki yıl süren kardeş okul çalışmasıyla da “iyi oluş” teması farklı kültürlerden öğrencilerle birlikte ele aldı.

    Bu çalışmaların 2024 Dünya Felsefe Kongresi’nde sunularak uluslararası akademik çevrelerde de yer bulduğunu belirten Zeynep Banaz, son iki yılda okulun International Baccalaureate’in (IB) iyi oluş odağında yürüttüğü araştırma projesinde aktif rol aldığını ve bu doğrultuda bir okul gelişim programı oluşturduğunu ifade etti.

    Bu süreci değerlendiren Banaz, şunları söyledi: “Bizim için felsefe, okulda ek bir etkinlikten çok, birlikte düşünmenin ve anlam arayışının doğal bir parçası. Felsefi düşünmeyi ve iyi oluş yaklaşımını temel alarak yürüttüğümüz projelerde, bunların öğretimde somut karşılıkları olduğunu her seferinde yeniden görüyoruz. Çocukların soru sormaya, düşüncelerini paylaşmaya ve birlikte anlam üretmeye davet edildikleri ortamlarda iyi oluşun güçlendiğini de gözlemliyoruz. Genç Felsefeci Ödülleri bu yaklaşımı okulun dışına taşıyan ve çoğaltan çalışmalardan biri. Üçüncü yılına ulaşan yarışmanın, bu anlayışla gelenekselleşen bir buluşmaya dönüşmesinden dolayı çok mutluyuz.”

    Jüride hem akademisyenler hem de akran jüri üyeleri yer alıyor

    Yarışmanın jüri kadrosunda, MEF Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Melike Acar, felsefeci ve eğitmen Dr. Özge Özdemir, Özel Erkan Ulu Okulları Kurucu Koordinatörü Zeynep Ulu Banaz, felsefe öğretmeni Özden Ağbulut ile okulun ortaokul öğrencileri Dila ve Yiğit yer alıyor. Jüri yapısı, akademik değerlendirme ile akran bakışını bir araya getiriyor.

    Akran jüri üyesi olarak görev almaktan duydukları mutluluğu ifade eden Dila Akbulut, sürece dair düşüncelerini şöyle paylaştı: “Kendi okulumuzun öğrencileri yarışmaya katılamıyor. Biz de bu yüzden hem felsefe derslerimizde sosyal ilişkiler konusunu tartışıyor hem de diğer okullardan gelecek projeleri merakla bekliyoruz.”

    Diğer akran jüri üyesi Yiğit Baydar ise yarışmaya dair düşüncelerini “Geçen yıl jüri üyesi olan arkadaşlarımız bu deneyimi çok severek anlatıyorlar. Bu yıl aynı sorumluluğu üstlenmek bizim için hem heyecan verici hem de öğretici” şeklinde açıkladı.

    Genç Felsefeci Ödülleri, çocukları yalnızca düşünmeye değil; birlikte düşünmeye, soru sormaya ve anlamı başkalarıyla birlikte kurmaya davet ediyor. Felsefeyi gündelik hayatla buluşturan bu yarışma, iyi oluşu etkileyen meseleleri her yıl farklı bir tema üzerinden ele alarak, çocukların düşünme cesaretini ve söz hakkını güçlendirmeyi amaçlıyor. Genç Felsefeci Ödülleri, bu yönüyle yalnızca bir yarışma değil, düşünmenin paylaşıldıkça çoğaldığı bir buluşma zemini olarak yoluna devam ediyor.

    Genç Felsefeci Ödülleri Son Başvuru Tarihi: 9 Mart 2026

    Bilgi ve Başvuru: [email protected]

    Bilgi: Ali Cemal KARABUDAK, Pozitif PR [email protected] +90 533 468 15 00

    YARIŞMANIN JÜRİ ÜYELERİ hakkında:

    Dr. Öğr. Üyesi Melike Acar

    Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü ile Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanlarında tamamladı. Gelişim psikolojisi yüksek lisans derecesini San Francisco State University’den aldıktan sonra University of California-Berkeley’de eğitim ve University of California’da insan gelişimi ve eğitim alanlarında doktora yaptı. Ahlaki ve toplumsal sorgulamanın gelişimi ile sosyal-bilişsel gelişim konularında araştırmalar yürüten Melike Acar, akademik çalışmalarına MEF Üniversitesi’nde doktor öğretim üyesi olarak devam etmektedir.

    Dr. Özge Özdemir

    Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. Çeşitli devlet ve vakıf üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2015 yılında Montclair State University / Institute for the Advancement of Philosophy for Children merkezinde Çocuklar İçin Felsefe eğitimini tamamladı. Little Thinkers Society’nin kurucusudur. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yarı-zamanlı öğretim görevlisi olarak Eğitim Felsefesi dersini verdi. Redhouse Kidz Yayınları’nın Çocuklar İçin Felsefe ve Küçük Düşünürler kitap serilerinin yazarıdır. Eğitmenlik, eğitmen eğitimi, eğitim içeriği hazırlama konularında bilgi ve deneyim sahibidir.

    Zeynep Ulu Banaz

    1990 yılında Alman Lisesi’ni derece ile bitirip 1994 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. 1994-1996 yılları arasında Ernst & Young’da denetim uzmanlığı, 1996-2008 yılları arasında Unilever Orta Asya ve Türki Cumhuriyetler bölgesinde Bölgesel Pazarlama Direktörlüğü görevlerinde bulundu. Eğitim sektöründe çalışmak ve birikimlerini Erkan Ulu Eğitim Merkezi’nin kurumsallaşması konusunda değerlendirmek üzere 2008 yılında kariyerinde yeni bir döneme başladı. 2014 yılında yayınlanan “dershanelerin özel okula dönüşmesi” genelgesi sonrası Erkan Ulu Eğitim Merkezi’nin ortaokula dönüşme sürecini kurucu öğretmen Tunç Ulu ile birlikte yöneten Zeynep Ulu Banaz, bugün ana sınıfı, ilkokul ve ortaokul olarak hizmet veren kurumun Genel Koordinatörü olarak çalışmalarına devam ediyor.

    Özden Ağbulut

    Akdeniz Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olan Özden Ağbulut, öğrencilik yıllarından itibaren felsefeyi bir yaşam biçimi olarak benimseyen ve eğitimin dönüştürücü gücüne inanan bir eğitimcidir. Kariyeri boyunca felsefi yayıncılık ve sivil toplum çalışmalarında aktif roller üstlenmiş, Didim Felsefe Gönüllüleri Yönetim Kurulu Üyeliği gibi görevlerle toplumsal farkındalık projelerine katkı sağlamıştır.

    P4C (Çocuklar ve Topluluklar İçin Felsefe) uzmanlığını hem Erkan Ulu Okulları’ndaki öğretmenlik pratiğine hem de yetişkinlere yönelik düzenlediği topluluk soruşturmalarına başarıyla aktaran Ağbulut’un temel vizyonu, sorgulayan ve tartışan nesiller yetiştirmektir. Eğitimde yenilikçi yaklaşımları ve sürekli gelişimi önceliklendiren Ağbulut, Öğretmen Ağı bünyesinde sürdürdüğü Değişim Elçiliği göreviyle mesleki dayanışmanın ve kolektif üretimin parçası olmaya devam etmekte, güncel öğretim yöntemlerini yakından takip ederek eğitim dünyasına değer katmayı sürdürmektedir.

  • Atajan Babakulov, görüntü yönetmenliğinin yapay zeka ile dönüşümünü değerlendirdi

    Atajan Babakulov, görüntü yönetmenliğinin yapay zeka ile dönüşümünü değerlendirdi

     

    Sinema dünyasında yapay zekanın prodüksiyon süreçlerine dahil olmasıyla başlayan müzakereler sürüyor. Yapay zekanın insan işgücünü ikame edememesine rağmen, partner olabileceğine dikkat çeken sektörün deneyimli isimlerinden Görüntü Yönetmeni Atajan Babakulov, teknolojinin sunduğu imkanlar ile insan gözü arasındaki kritik farkı değerlendirdi.

    İSTANBUL Sinema dünyasında ekran yüzleri aynı kalsa da, prodüksiyon koltukları yer değiştiriyor. Senaristlerden sonra, şimdi de görüntü yönetmenlerinin işlerini yapay zekaya devredeceği konuşuluyor. Görsel sanatlar ve sinematografi dünyası, algoritmaların ışık ve kompozisyon üzerindeki etkisini tartışırken, sektörün deneyimli isimlerinden Görüntü Yönetmeni Atajan Babakulov, yapay zeka entegrasyonunu ve insan dokunuşunun neden ikame edilemez olduğunu değerlendirdi.

    Görüntü yönetmeninin işi sadece ışığı doğru açıyla vermek değil”

    Grand View Research’ün yayımladığı verilere göre küresel film yapımı pazarındaki yapay zekanın 2033 yılına kadar 23,54 milyar dolarlık pay edinmesi öngörülüyor. 2011’de başladığı kariyerini görsel hikaye anlatıcılığı üzerine odaklanan prodüksiyon şirketi Bally Pictures ile taçlandıran Görüntü Yönetmeni Atajan Babakulov, konuya dair şu değerlendirmede bulundu: “

    “Yapay zeka, elindeki devasa veri setiyle bize teknik olarak iyi derecede aydınlatma şeması sunabilir. Ancak bir görüntü yönetmeninin işi sadece ışığı doğru açıyla vermek değildir. Biz, yönetmenle omuz omuza vererek bir karakterin yalnızlığını, bir sahnenin melankolisini veya bir markanın enerjisini o ana özel olarak inşa ederiz. Görüntü yönetmenliği, teknik bir hesaplamadan ziyade, hikayeye hizmet eden bir duygu inşasıdır. Bu noktada insan dokunuşu ve uzmanlığı devre dışı kaldığında, ortaya çıkan iş görsel bir harika olsa da ruhsuz bir kopya olmaktan öteye gidemez.”

    Problem çözme yeteneği, yapay zekanın henüz ulaşamadığı bir alan”

    Kariyerinin ilk yıllarında ışık, ses ve sahne kurulumu gibi operasyonel süreçlerin mutfağından yetişen Atajan Babakulov, bir görüntü yönetmeninin sahadaki problem çözme yeteneğinin yapay zekanın henüz ulaşamadığı bir alan olduğunu altını çizerek, “Canlı yayınlarda, dev konserlerde veya yüksek bütçeli reklam setlerinde her şey her an değişebilir. Bir görüntü yönetmeni sadece vizörden bakmaz; aynı zamanda ekibi yönetir, teknik aksaklıklara anında refleks gösterir ve setin enerjisini yönlendirir. Birçok global markanın reklam filmi ve lansmanının yanı sıra; ünlü sanatçıların konserleri ve müzik kliplerinin prodüksiyonu gibi farklı alanlarda yürüttüğüm projelerde gördüm ki; yaratıcılık, kriz anlarında doğan o fikirlerden beslenir” dedi.

    Yapay zekayı işimizin bir partneri olarak görmeliyiz”

    Atajan Babakulov, Bally Pictures ile gerçekleştirdiği küresel kampanyalarda edindiği tecrübeyle, geleceğin hibrit bir modelde olduğunu öngörüyor. Ona göre teknoloji, görüntü yönetmeninin iş yükünü hafifleten bir asistan rolü üstlenmeli: “Yapay zekayı reddetmek yerine, onu iş akışımızı hızlandıran bir partner olarak görmeliyiz. Ancak son karar her zaman o estetik sezgiye sahip olan insanda kalacaktır. Bizim Bally Pictures’daki vizyonumuz da tam olarak bu: En ileri teknolojiyi kullanırken, merkezde her zaman hikayenin duygusunu ve insan yaratıcılığını tutmak.”